X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Paris’e giden yol
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Paris’e giden yol

  • Giriş Tarihi: 18.12.2014 10:12
Paris’e giden yol
Paris’e giden yol

“Human influence on the climate system is clear. - İnsanın iklim sistemi üzerindeki etkisi çok açıktır.” Bu tespit, İklim Değişikliği Hükümetlerarası Paneli (IPCC) Başkanı Rajendra K. Pachauri’nin, Peru’nun başkenti Lima’da düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’ndeki (COP 20) sunumuna ait; hatta sunumunun ilk cümlesi. Daha en baştan bu tespit, bize şunu gösteriyor: Artık çevreyi kirletmeye devam edip, doğanın bunu kendiliğinden temizlemesini bekleyemeyiz. Acilen iklim değişikliği ile mücadelede somut adımlar atmalıyız.

Aslında IPCC, Sentez adını verdiği son raporunun (5. Değerlendirme Sentez Raporu) bulgularını 2 Kasım'da BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un katılımıyla Kopenhag'da gerçekleşen bir toplantıyla açıklamıştı. Açıklanan rapor en başta şunu vurguluyor: İklim sistemindeki ısınma aşikar ve bu etkiyi tüm dünya hissediyor. Rapora göre, günümüzde, endüstri öncesi döneme göre kara ve okyanus yüzeyi sıcaklıkları küresel ölçekte ortalama 0,85°C arttı. Grönland ve Antarktika buzullarındaki erime, 2002-2011 yılları arası ivmelenirken dünya çapında buzulların kütle kaybetmeye devam etmesi bekleniyor. Hatta BM Genel Sekreteri de konuşmasında buna atıfta bulunarak, Danimarka Başbakanı Helle Thorning-Schmidt ile Grönland'a gittiğini ve buzulların erimesini gözleriyle gördüğünü söyledi.

İlknur Menlik / sabah.com.tr

Amerika Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) ise geleceğe ilişkin biraz daha karamsar bir tablo çiziyor. NOAA'ye göre bugün itibariyle karbon salımımızı sıfıra indirsek bile, bu çaba iklim değişikliğinin etkilerini durdurmaya yetmeyecek. Buna benzer bir tespit, IPCC raporunda da yer alıyor.

Bugün iklim ile ilgili yaşadığımız pek çok değişikliğe (kuraklık, seller vb) 0,85°C'lik ısı artışının sebep olduğunu düşünürsek, bazı tahminlere göre 2050 yılına kadar 4°C artacağı öngörülen küresel ısınma sonucunda neler yaşayabiliriz düşünmesi bile insanın içini karartmaya yetiyor.

Birleşmiş Milletler tarafından küresel sıcaklık artışının 2°C'de sınırlandırılması hedefiyle uyumlu karbon miktarının%65'inin hali hazırda kullanılmış olduğunu göz önünde bulundurulduğunda, küresel ısınmayı önlemek için sera gazı emisyonlarının çok ciddi bir şekilde azaltılmasının şart olduğu görülüyor.

İklim değişikliğiyle mücadelenin en somut şekli, 2015 yılında Paris'te düzenlenecek olan 21. İklim Zirvesi'nde şekillenecek. Paris'te, Kyoto Protokolü'nün ikinci döneminde uygulanacak yeni iklim rejimi belirlenecek. Ama Paris'e giden yolun son durağı olan Lima'da 1-12 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 20. Taraflar Konferansı'nda buna ilişkin umut verici gelişmeleri görmek mümkün olmadı.

COP 20'nin 9-12 Aralık 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilen Üst Düzey Oturumu'nda Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce de konuştu. Güllüce, Paris'te son şekli üzerindeki müzakereler neticesinde 2015 yılı sonunda tamamlanması ve 2020 yılında yürürlüğe girmesi hedeflenen anlaşmanın şeffaf, kapsayıcı, adil ve eşitlikçi olmasının yanı sıra, günümüzdeki ve gelecekteki sosyo-ekonomik gerçekleri de mutlaka göz önünde bulundurması gerektiğine vurgu yaptı.

Doha görüşmelerinin ardından yapılan yorumlarda, Kyoto Protokolü'nün 2020'ye uzatılan ikinci döneminin özellikle sera gazı salınımının azaltılmasına yönelik kayda değer bir adımı öngörmediği ifade edilmişti. Lima sessiz sedasız geçiverdi, umarız Paris böyle olmaz ve anlaşma somut taahhütler içeren, umut veren bir anlaşma olur.





kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.