X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 1985...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

1985...

  • Giriş Tarihi: 22.4.2015 12:37
1985...
1985...

22 Nisan 1985 günü, yani tamı tamına 30 yıl önce bugün, Mecidiyeköy'de, Atakan Sokak No. 10'daki 4 katlı binada heyecan, kaygı, umut karışımı bir bekleyiş hüküm sürüyordu. Binanın zemin altındaki rotatifler gece boyunca dönmüş ve günün ilk ışıklarıyla birlikte SABAH'ın ilk sayısı bayilerin tezgahlarında yerini almıştı.

Acaba tutacak mıydı?

1985, Türkiye'nin siyasal, toplumsal ve ekonomik tarihinde bir köprü dönemiydi. Bir yandan yeni düzen, yeni sistem yavaş yavaş kök salıyordu, bir yandan da eski sistemin çöküşünü izleyen artçı sarsıntılar devam ediyordu. 12 Eylül 1980 darbesiyle kesintiye uğramış olan demokratik düzen aşağı-yukarı 1.5 yıl önce, 6 Kasım 1983 milletvekili genel seçimleriyle yeniden inşa edilmişti. 211 milletvekiliyle ANAP tek başına iktidar, Turgut Özal ise başbakandı. Necdet Calp liderliğindeki Halkçı Parti, 117 milletvekiliyle ana muhalefetti. Turgut Sunalp Paşa'nın Milliyetçi Demokrasi Partisi ise 71 milletvekiliyle yavru muhalefet olarak 400 üyeli TBMM'de yerini almıştı. (Not: Aslında 399 milletvekili parlamentoya girmişti. Bingöl'de ANAP adaylarından biri Milli Güvenlik Konseyi'nce veto edildiği için seçildiği halde TBMM dışında kalmıştı.)

1960'lardan 1980'lerin başına kadar siyasal sistemin yükseldiği tüm temeller, Milli Güvenlik Konseyi'nce çökertilmişti. 12 Eylül 1980 öncesinin tüm partileri kapatılmıştı: CHP, AP, MHP, MSP... Liderlerine siyaset yasağı getirilmişti: Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan... 6 Kasım 1983'ten 5 ay sonra, 25 Mart 1984'te yapılan yerel seçimlerle ANAP iktidarı gücünü belediyelere de taşımıştı. İstanbul Bedrettin Dalan'a teslimdi. Ankara, Mehmet Altınsoy'a. İzmir ise Burhan Özfatura'ya...

1985'te Türkiye'nin nüfusu 50.664.458 kişiydi. Ve bugünün siyasal aktörleri o sıralar hazırlık sürecindeydi. Recep Tayyip Erdoğan, MSP'nin yerine kurulan Refah Partisi'nde siyaset yapıyordu. Ertesi yıl, 28 Eylül 1986'da yapılacak ara seçimlerde İstanbul'dan adaylığını koyarak ilk sınavını verecekti. Ahmet Davutoğlu ise o sıralar Boğaziçi Üniversitesi'nin siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümünde doktorasını yapıyordu. Daha sonra Malezya'da öğretim üyeliği hayatı başlayacaktı.

Ve o 22 Nisan 1985 Pazartesi günü, Atakan Sokak No. 10'daki 4 katlı binada heyecan, kaygı, umut karışımı bir bekleyiş bitmek bilmiyordu. Çünkü...

12 sayfalık gazetedeki haberlerin okurun ilgisini, merakını gıdıklayacak yönü pek yoktu. Ve de baskısı dehşet verecek kadar kötüydü. Sadece iki avantajına güveniyordu: 1- Fiyatı: Gazetelerin çoğu 50 liraya pazarlanırken, SABAH'ın çıkış fiyatı 30 liraydı. 2- Promosyon: Okurlarına dayalı-döşeli ev, 5 otomobil, 21 renkli televizyon, 11 video, 6 müzik seti, 20 radyo-teyp vaat ediyordu. Ve de her gün 1 milyon lira! (Not: 22 Nisan 1985 Pazartesi günü 1 ABD doları, 502.30 TL'den işlem görüyordu. Bu durumda 1 milyon lira aşağı-yukarı 2 bin dolara karşılık geliyordu.)

Atakan Sokak No.10'daki 4 katlı binada günün ilk yarısında moraller dibe vurmak üzereydi. Çünkü bayilerden gelen haberler iç açıcı değildi. Gazeteye ilgi beklentilerin ve hesapların çok ama çok altındaydı. Sonra bir mucize oldu. Öğleden sonra, özellikle de İstanbul'da işten çıkış saatlerinde SABAH talep patlamasıyla karşılaştı. Bebek hayata tutunmuştu. Hem de 4 elle. İyi ki de tutundu. Çünkü o SABAH çok kısa sürede sadece derli toplu değil, fişek gibi bir gazeteye dönüştü. Emeklemeden koşmaya başladı. Türkiye'nin en dinamik gazetesi oldu.

Aradan 30 yıl geçti. Çok yer değiştirdik. Çok el değiştirdik. Çok fırtınalar atlattık. Çok ağladık. Ama çok da güldük. Ve bugünlere geldik. Siz okurlarımızın sayesinde. Sağolun... Varolun... Bir ricam var: Bizi izlemeye devam edin. Çünkü SABAH yeni bir misyon üstlendi. Zor ama kutsal bir misyon: Yeni Türkiye'nin sesi olmak. Yeni Türkiye'nin sözcüsü olmak. Yeni Türkiye'nin inşası için elini taşın altına koymak. Elbette başaracağız. Çalışma arkadaşlarımın çabaları ve siz okurlarımızın sarsılmaz desteğiyle. Hep birlikte nice yıllara, nice yıldönümlerine, nice yaşlara...

Erdal Şafak SABAH Genel Yayın Yönetmeni

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.