X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ne güzel hatıralar bunlar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ne güzel hatıralar bunlar

  • Giriş Tarihi: 22.4.2015 15:18
Ne güzel hatıralar bunlar
Ne güzel hatıralar bunlar

Demet Akbağ ile Yılmaz Erdoğan, SABAH’ta yayınlanan haberleri arasında nostaljik bir gezintiye çıktı. Erdoğan Los Angeles’tan yazdı, Akbağ ise evinin bahçesinde bir gazeteci gibi çalışarak metinleri kaleme aldı

İstanbul'dan ayrı bir saat diliminde ve yepyeni dinamiklerle çalışıyor. Water Diviner filmi Amerika'da vizyona giriyor. Her gün yapım şirketi ve PR ajansının organize ettiği farklı bir etkinlik, farklı bir medya çalışması içinde. Eşi Belçim Bilgin ve oğlu Rodin ile orada karşılıyorlar 2015 yazını... Demet Akbağ ile ikisini yıllar önceki haberleri ile karşı karşıya getirip, SABAH gazetesi ile bir nostalji turuna çıkardık...

Arşivden neredeyse rastgele çıkardığımız gazete kupürlerini görünce ilk tepkilerini, akıllarına geleni, duygularını yazmalarını istedik...

Yılmaz Erdoğan, LA saatiyle gece 03.00 civarı bulduğu kısa vakitte, bilgisayarının başında kupürlere bakıp geçmişe döndü... Bir yazar olarak kısa ve vurucu cümlelerle anlattı bize duygularını... Demet Akbağ ise, yazın nihayet geldiği İstanbul'da evinin bahçesinde kupürlere bakıp, aklına gelenleri sesli kayıt yaptı... Okuduğunuz cümleler bu kadar doğal, bu kadar içlerinden geldiği gibi aktarılıyor sizlere...

YILMAZ ERDOĞAN

Böyle başladı her şey... Otogargara ile. İşte o SABAH'ın bahsettiği 'perde' 20 yıldır öyle 'açık' halde.

Resmi açılışımız 3 Kasım 1994 gecesi Sertab'ın Lal konseri. Sertab'ın o billur sesiyle açılış yapmak her binaya nasip olmaz. Neticede hem dostumuz hem kurucularımızdan birisidir kendisi.

Kupür çok ilginç. Üstte canım Şafak Pavey, altta biricik rahmetli babaannem. Ve o zaman beğenip giydiğim ama sonradan nefret ettiğim askılı pantolonum ve beyaz gömleğim. Rumeli Hisarı'nda tiyatro yapılan güzel günler...

Kütahya'da havacı er Yılmaz Erdoğan ve arkadaşlarının yemin töreni. 18 ay süren sıra dışı bir deneyim. O günlerden anılar, dostlar, kimi canı sıkkın şiirler ve ateşböcekleri üzerine bir tiyatro oyunu kaldı. (Şapkam da duruyor tabii.)

İşte o bahsettiğim oyun. Askerdeyken tekstini bitirip izin günlerinde rejisini yaptığım Sen HiçAteşböceği Gördün mü? Demet'in dillere destan performansı.. Her halimiz gazetenin bir yerinde. SABAH gazetesi değil sanki bizim aile albümü.

Ve dönüm noktalarımızdan biri: Vizontele. 20 yıllık BKM öyküsünün en önemli sıçramalarından biri. Hem iyi yapılmış hem de tüm basının desteğiyle çok iyi tanıtılmış bir film.

Ve SABAH'ta hayatımızın en önemli gala haberi. O görkemli gece başladı BKM'nin sinema hikayesi. Güçlü kurumlar açısından yıllar üst üste dizilen tuğlalar. Sağlam bina dediğin neticede sağlam duvarlar. Umarım SABAH da BKM de bir gün 50'inci, 100'üncü yıllarını da kutlar.

DEMET AKBAĞ

Bu 3 Ağustos 1992'nin SABAH gazetesi, bizim Rasim (Öztekin)'le birlikte yaptığımız şovun, Müzikomedi' nin haberi. Nükhet Duru, Rasim Öztekin ve benim yaptığımız bir şov programıydı. Nükhet Duru'nun şarkıları ve Nükhet'le beraber Rasim ve benim skeçlerim vardı. Emel Sayın taklidim vardı, Zerrin Özer ve Sezen Aksu. Güzel bir projeydi. Rumeli Hisarı'nda dört gösteri yapmıştık, güzel bir gösteriydi. SABAH gazetesinde de çok güzel yer almıştı. Şimdiki muhabirler de çok canla başla çalışıyor. Hepsi bizim mesai arkadaşımız. Ama o yıllarda daha çok muhabir ile çıkıyordu tüm gazeteler. Ve muhabirler her gösteriyi baştan sona takip edip, çok daha detaylı haber metinleri hazırlıyordu.

Bu Otogargara oynarken yapılmış bir haber, Sevil Üstekin, Sinan Bengier, benim kısa saçlı halim ve Yılmaz, dördümüzün resmi. 24 Şubat'ta perdelerimizi açmışız. Beşiktaş Kültür Merkezi'nin kurulduğu yıl SABAH gazetesinde çıkan haberimiz. Ooo gittik taaa hangi yıllara, nerelere? Ne güzel hatıralar...

20 Temmuz 1996 yani hemen hemen bir yıl olmuş Beşiktaş Kültür Merkezi kurulalı. O zamanlar Yılmaz'ın (Erdoğan) 'Mükremin Abi' tiplemesiyle yükseliş dönemi, hem Bir DemetTiyatro vardı hem de Otogargara vardı aynı anda. Şafak Pavey bizi ziyarete gelmiş, işte o geçirdiği talihsiz kaza sonrasında, güler yüzü hiç eksik olmazdı yüzünden, yine burada da aynı, güzel yüzü ve güzel gözleriyle bizi ziyarete gelmişti. Onun haberini yapmış SABAH gazetesi. Cebimdeki Kelimeler'i izlemiş, onun haberi var burada da.

20 Ocak 1999, bu Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü? oyununun haberi, Beşiktaş Kültür Merkezi'nde Yılmaz'ın askere gittikten sonra oynadığımız Otogargara'dan sonraki ikinci oyunu, onun haberi yapılmış... Oyunun ilk yılı. Biz her oyunu dördör yıl oynadığımız için, bu tarih 1999 ilk yılıdır Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü?'nün. Kendimle beraber burada diğer haberlere de bakıyorum kendi gençliğimle beraber diğer insanların da gençliklerini görüyorum. Tanıyamadım bile neredeyse! Bir tarafta Yonca (Evcimik) var, diğer tarafta Nükhet (Duru) var.

Bu da 2000 yılı benim hayatımdaki en önemli zamanlar bunlar. 2000 bir kere Ali'nin (Çıka) doğum yılı. Ali doğdu, üç aylıktı Vizontele'yi çekmek için Gevaş'a gittik. Vizontele'nin haberi... Burada da, benim 'Siti Ana' kıyafetleriyle olan fotoğrafım, yaklaşık beş-altı hafta süren çekimlerin yeni başladığı tarih, Ali'yi üç aylıkken İstanbul'da bırakıp, Gevaş'a gitmiştim. İki haftaya toparlamışlardı benim sahnelerimi: Bir hafta gittim sonra döndüm İstanbul'a, sonrasında bir hafta daha gittim. Yoğun ve sıkıştırılmış bir program içerisinde 15 günde bitirmiştim orada ki sahnelerimi, onun haberi, 2000 yılı.

Bakalım 2001 yılında ne yapmışız? Vizontele'nin galasına salon yeterli gelmedi demiş SABAH gazetesi, bu da gala fotoğrafımız, ilk film Vizontele'nin gala fotoğrafı 3 bin adet davetiye dağıtmışız, 5 bin kişi gelmiş. Bir izdaham yaşanmıştı, hatırlıyorum. Herkesin resimleri ve enteresan yorumlarla beraber Vizontele'nin haberi. Benim de en sevdiğim filmlerimizden lerimizden biridir.

BKM'de kültür şenliği yapılmış. BKM ile ilgili çıkan haberlerin çoğunda ya benden söz edilir ya da ben bir şekilde dahil olurum! Gerçi bu direkt benimle ilgili değil ama tiyatronun gönül ortağı olarak mutlaka beni de ilgilendirir bu haberlerin hepsi! Kapılarını herkese açmış BKM onun haberini veriyor SABAH gazetesi. Ki o gün bugündür, gerçekten bir külter merkezi olarak, ne çok önemli işe evsahipliği yaptı... BKM de 20. yılını kutluyor bu yıl...

2000 yılında benim anne olduğumu duyuran haber, SABAH gazetesinin magazin bölümünde, Ali'nin (Çıka) doğum haberi veriliyor. 6 Mayıs. Ooo tüm detaylarına kadar vermiş. "53 cm boyu, 3 kilo 900 gram ağırlığında Ali Çıka dünyaya geldi" diyor. Vallahi geldi de, 15 yaşına vardı bile.

Zafer'in gençlik fotoğrafı, ben bile tanımakta zorlandım. Yıl 2001, Ali bir yaşında yine Şengül Balıksırtı'nın yaptığı bir röportaj, oturduğumuz koltuğu bile gayet net hatırlıyorum. BKM'de yapmıştık bu röportajı, hem Vizontele'nin çekildiği yıl hem Otogargara'nın olduğu yıl. Artık Otogargara'nın son yılları, hem film, hem tiyatro, hem de annelik üzerine yaptığımız bir röportaj Şengül'le. Zafer'in ve benim iyice gençlik resmimiz var burada da. Vallahi yıllar öyle süratli geçip giderken insan bakınca anlıyor, geriye dönünce neler yapmışız diye. Tabii yıllar içinde SABAH gazetesi, magazin haberleri için de Günaydın'la çok fazla görüştük, çok sayıda haberlerimizi yaptılar. Bu yıllar içinde beraber büyüdük ve aradan geçmiş 30 yıl. Şu anda SABAH gazetesi 30. yılını kutluyor. Bizimle beraber, bizimle bu yolculuğu paylaşan bütün gazeteci arkadaşlarımıza hayırlı uğurlu olsun. Meslek hayatlarında nice başarılı yıllar diliyorum, onların 30. yılını kutluyorum. Şengül Balıksırtı'nı sevgiyle kucaklıyorum, başarı ve büyük bir disiplinle yürüttüğü için mesleğini ve bizimle el ele yürüdüğü için SABAH gazetesine ve Günaydın

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.