X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ali Babacan'dan cari açık ve enflasyonla ilgili açıklama
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

n'dan ve enflasyonla ilgili açıklama

  • Giriş Tarihi: 8.5.2015 11:53
Ali Babacan'dan cari açık ve enflasyonla ilgili açıklama
Ali Babacan'dan cari açık ve enflasyonla ilgili açıklama

Başbakan Yardımcısı n, "Bu yıl sonu itibariyle ve enflasyon konusunda nasıl bir tablo göreceğimiz biraz da petrol fiyatlarının bundan sonraki dönemde seyriyle alakalı olacak" dedi.

Başbakan Yardımcısı n, bu yıl 14.'sü düzenlenen "İhracatın Yıldızları-İhracatı Teşvik Ödülleri" töreninde, ihracatın Türkiye ekonomisinin itici gücü ve sürükleyicisi olduğunu söyledi.

Türkiye'nin ekonomik yapısının ancak yatırım yaptıkça, ürettikçe, ihraç ettikçe ve bunlara dayalı bir büyüme elde ettikçe sağlıklı işlediğini belirten Babacan, iç tüketim önemli olsa da sadece iç tüketim yoluyla büyümenin sürdürülebilir büyüme getirmediğini ifade etti.

Türkiye'nin tasarruf oranlarının düşük olmasının ve cari açığının bulunmasının, ihracata dayalı bir büyümeyi zorunlu kıldığına işaret eden Babacan, "İçeride de kuşkusuz ihtiyaçlar bitmiyor. İç tüketimin de makul ölçüde seyretmesi gerekiyor. Şunun farkında olmalıyız, ne kadar üretiyorsak, ne kadar çalışıyorsak, ne kadar ihraç ediyorsak ancak onunla orantılı bir tüketimi hak ediyoruz. Hak ettiğimizin üzerinde bir tüketim ve bunun getirdiği suni refah kalıcı olmaz" diye konuştu.

Dolayısıyla Türkiye'de büyümenin ve refah artışının gerçekçi ve sürdürülebilir olması için mutlaka yatırıma, üretime ve ihracata dayalı bir büyüme elde etmek gerektiğini vurgulayan Babacan, şunları kaydetti:

"Son birkaç yıldır biz daha yüksek büyüme oranlarını yakalayabilirdik. İç tüketime, özellikle tüketici kredilerine biraz ön açıcı, yol verici bir politikayla belki bir puan, iki puan, hatta üç puan daha yüksek olabilirdi büyümemiz. Ama bunu yapmadık. Özellikle dünyada likiditenin daralacağı, azalacağı ve pahalanacağı bir dönemde iç tüketime dayanan bir büyüme modeli Türkiye'nin ancak ve ancak cari açığını artırır. O cari açığın finansmanın da daha zor olacağı bir döneme girerken Allah korusun ülkemizi farklı risklerle karşı karşıya bırakabilir."

"BÜYÜMEMİZİN YENİDEN DENGELENMESİNİ SAĞLADIK"

Ali Babacan, özellikle iç tüketim ve kredilerle ilgili tedbirlerin aslında pek çok ülkede genelde merkez bankalarına bırakıldığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Çünkü hükümetlerin kendi elleriyle 'İç tüketim ya da tüketici kredileri kontrolsüz gidiyor; ben bunu biraz yavaşlatayım' diyebilmesi dünyada çok enderdir. Bizim gibi çıkıp bunu açık açık konuşabilen hükümet az. Hatta biz konuştuğumuzda bize kızan da çok oluyor bazen. Ama biz hep gerçekleri söylüyoruz, gerçekleri paylaşıyoruz ve gerçekçi bir zeminde yürüyoruz. Dolayısıyla genelde bu frenleme işini merkez bankaları yapar; hükümetler de 'Ne yapalım, bunu merkez bankası yapıyor' der. Biz öyle bir yolu tercih etmedik.

Finansal İstikrar Komitemizde bütün kurumlarımızın beraber ve ortak hareketiyle, büyümemizin yeniden dengelenmesini sağladık. Türkiye ekonomisi 2010 ve 2011'de arka arkaya iki yıl yüzde 9 ve yüzde 9 büyüdü. Ama 2011 sonuna geldiğimizde cari açığımız da milli gelirimizin yüzde 10'una geldi. Orada da bir başka dünya rekoru kırdık. Dolayısıyla hemen 2012, 2013, 2014 bizim ekonomimizi yeniden dengeleme çabasını gösterdiğimiz yıllar oldu."

Başbakan Yardımcısı Babacan, Türkiye'de toplam kredi hacminin bir dönem yüzde 35 arttığını anımsatarak, "Biz 'Bunun yüzde 15'lere inmesi lazım' dedik. Geçen sene sonu itibariyle yüzde 16-17 bandına indi. Ama yine o makro ihtiyati tedbirlerle, yani BDDK ve Merkez Bankası'nın beraberce ve koordineli bir şekilde aldığı tedbirlerle, tüketici kredileri bir yılda sadece yüzde 8 büyürken, ticari krediler yüzde 20 büyüdü. Hatta KOBİ kredileri bir yılda yüzde 25 büyüdü. Yani ortalama kredi büyümesini yüzde 15'e çektik ama eğer ticari krediyse, kredi sanayiciye, yatırımcıya ve özellikle de KOBİ'lere gidiyorsa, onların önünü de sonuna kadar açık tuttuk, orada pozitif ayrımcılık yaptık" dedi.

Türkiye'nin cari açığı 2013'te milli gelirin yüzde 7,9'u iken 2014'ü yüzde 5,7 ile kapattığını aktaran Babacan, "Petrol fiyatları daha bu yılın başından itibaren etki göstermeye başladı. Şimdi o noktadan daha da aşağı inmesi, artık petrol ve doğalgaz fiyatlarının etkisiyle olacak. Ancak petrol fiyatları 40 dolarları gördükten sonra bugünlerde tekrar 70 dolara yakın bir tabloyu da bize gösteriyor. Dolayısıyla bu yıl sonu itibariyle ve enflasyon konusunda nasıl bir tablo göreceğimiz biraz da petrol fiyatlarının bundan sonraki dönemde seyriyle alakalı olacak" değerlendirmesini yaptı.

"İHRACATIN ÜRÜN KOMPOZİSYONU VE NİTELİĞİ KRİTİK"

İhracatın niceliğinin yanında bunun kompozisyonunun niteliğinin de kritik olduğunu vurgulayan Babacan, ihraç edilen ürünlerin katma değeri yüksek ürünler olmasının önemine işaret etti.

Babacan, Ar-Ge, inovasyon ve bilgiye dayanan bir ihraç ürünü kompozisyonunun Türkiye için bundan sonraki dönemde çok önemli ve belirleyici olacağını belirterek, "Diyelim ki altın ithal ediyoruz, altın ihraç ediyoruz. Hem ithalat hem ihracat rakamları büyüyor. Ama bunun Türkiye'ye bıraktığı, o aradaki, altının al-sattaki o yüzdesidir, o kadar; bir şey bırakmıyor Türkiye'ye. Ama öte yandan gerçekten yüksek teknoloji ürünü bir ihracatımız varsa ve bunun girdileri, know-how ve bilgi asıl fiyatın içine yansıyorsa işte öyle bir ihracatın Türkiye'ye faydası çok büyük" yorumunu yaptı.

Dolayısıyla gelecek dönemde Türkiye'nin ihracatının ürün kompozisyonu ve niteliğinin son derece önemli olacağına dikkati çeken Babacan, son 12 yılda orta ve ileri teknoloji ürün ihracatının toplam ihracattaki payının yüzde 53'8'den 64,8'e çıktığını, ancak bunun yeterli olmadığını kaydetti.

Türkiye'nin özellikle mikro ekonomik reformlar alanında yapması gereken çok iş olduğunu belirten Babacan, Türkiye'nin ancak bu alanda başarılı olduğu sürece gerçekten cari açık sorununu çözebileceğini ve sadece miktar olarak değil aynı zamanda nitelik olarak da daha iyi bir ihracat kompozisyonuna sahip olabileceğini söyledi.

Bunun ilk sinyallerini geçen yıl ekim ayında, 2015-2017 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da (OVP) ortaya koyduklarını anlatan Babacan, ayrıca 25 Öncelikli Dönüşüm Programı açıkladıklarını ifade etti.

Babacan, "12,5 yıllık Hükümet dönemimizde ilk defa bu kadar detaylı ve kapsamlı bir çalışma yaptık. 2018 sonuna kadar yapacaklarımızı ilk defa bu detayda yazıya döktük ve Başbakan seviyesinde açıklamasını yaparak bir bakıma önümüzdeki dönemin siyasi taahhütleri haline getirdik. Burada özellikle ihracatımız açısından da önemli olan birkaç program var" dedi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.