Türkiye'nin ilk zombi filmi olarak lanse edilen 'Ada: Zombilerin Düğünü', cuma günü vizyona girdi. Filmin yönetmenleri Talip Ertürk ve Murat Eren,
MAXIM dergisine, filmin çıkış noktasını ve çekim sürecinde yaşadıklarını anlattı.
Nasıl bir zombi filmi yarattınız?
TALİP ERTÜRK: Genel olarak türün gereklerini yerine getirmeye çalışan, ama hangi topraklarda üretildiğini de aklından çıkarmayan bir zombi filmi yapmaya çalıştık. Temel derdimiz, filmi izlemek üzere salona gelen seyirciyi zaman zaman güldürüp, zaman zaman korkutarak eğlendirmekti. Becerebildik mi, onun kararını seyirci verecek elbet.
Bu film, Türkiye'de çekilen ilk zombi filmi. Hangi filmlerden etkilendiniz?
MURAT EMİR EREN: 'Ada', spesifik olarak zombi alt türüne dahil olduğu için, tüm zombi külliyatından izler taşıyor elbette. Lakin sadece zombi filmlerinden değil, 'Cloverfield', 'Blair Witch' gibi filmlerden de etkiler taşıyor, özellikle de görsel anlamda. İspanyol korkusu 'Rec' temel referanslarımızdan biri. Zaten 'Ada', referans aldığı filmleri reddeden bir proje değil.
KAÇMAK EN İYİSİDİR
Türk Sinema tarihinin ilk zombi filmini çekmek sizi biraz tedirgin etmedi mi? Yoksa rahatlık veren bir durum mu?
M.E.E.: İlk olmak çok dert edindiğimiz bir şey değil aslında, ama bir sorumluluk hissi yarattığı da kesin. Projenin herhangi bir aşamasında, "Bu bir ilk film ona göre davranalım" diye düşünmedik. Nasıl olmasını istiyorsak öyle yaptık. İlk olması da ayrı bir heyecan yaratıyor bünyemizde tabii...
Zombi istilası olsa sizce ne yapılmalı?
T.E.: Öyle bir durumda yapacak pek fazla bir şey yok. Kaçmak lazım. Gerçi bizde zombilere tekme atanlar, kavgaya tutuşanlar da olacaktır, bizim filmde olduğu gibi. Şaka bir yana, böyle bir durum başımıza gelse durumumuz vahim olur herhalde.
M.E.E.: En güzeli kaçmak tabii. Zombiyle zombi olmanın pek manası yok.