X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Film gibi paralel kumpas
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Film gibi paralel kumpas

  • Giriş Tarihi: 9.2.2015
Film gibi paralel kumpas
Film gibi paralel kumpas

Kastamonu'da özel hastane işletmeciliği yapan Dr. Atıf Uğurlu Paralel Yapı'nın mağduru oldu. Uğurlu'nun 100 milyonluk yatırımı kumpasla çöpe gitti

Paralel Yapı'nın mağduru Dr. Atıf Uğurlu'nun başından geçenler filmleri aratmadı. 1991'de Kastamonu'da Özel Uğurlu Hastanesi'ni açan Uğurlu, 2008'de 80 milyonluk yeni bir sağlık tesisi yapmak isteyince olanlar oldu. Hastanenin açılışına sayılı günler kala önce birden bire sahibi olduğu diyaliz merkezinde Hepatit C virüsü çıktı, ardından hastaları taşıyan taşeron ambulansı kaza yaptı, SGK'yı dolandırdıkları iddiasıyla haklarında soruşturma başlatıldı. Telefonları dinlenen ve 256 yıl hapsi istenen Uğurlu ile doktor arkadaşları 75 gün cezaevinde kaldı. Hastaneleri çalışmayınca iflasın eşiğine gelen Uğurlu'nun Kastamonu'ya yaptığı 100 milyonluk yatırım çöpe gitti. İşte Uğurlu'nun ağzından başından geçenlerin öyküsü:

Biraz kendinizi tanıtır mısınız?
1972 tıp fakültesi mezunuyum. 40 yıllık doktorum. Kastamonuluyum. 1979'da özel muayenehane açtım, 1991'de özel hastane kurdum. O dönemin şartlarına göre oldukça yüksek teknolojiliydi. 39 yataklı, 23 hekimli, 2 ameliyathanesi olan hastanemizin yanı sıra bir de diyaliz merkezi açtık. 2008'de yeni bir hastane kurmaya karar verdim. 180 yataklı, 25 bin metrekare kapalı alanı olan, 80 milyon liralık yatırımla uluslararası standartlarda kurulacak hastanede 500 kişi çalışacaktı. 2010'da hastanenin temelini attık. Biz bu yatırımla uğraşırken 2006 yılında Paralel Yapı'ya yakın işadamlarının finansmanıyla şehrimizde Anadolu adıyla bir hastane kuruldu. Bu hastaneye hiçbir zaman rakip olarak bakmadım, hep yardımcı olmaya çalıştım.

Sonra?
Sürekli bize gelip gidip yeni yapacağımız hastaneye ortak olmak istediler. Yatırımı bile karşılamayacak kadar düşük paralar teklif ettiler. Kabul etmedim. Daha sonra bana "Bu hastaneyi sana açtırmayacağız" diye baskı yapmaya çalıştılar. Biz yine de yatırımımıza devam ettik. 2008 yılında cemaat şehirde bir diyaliz merkezi kurdu. Açılmasına 20 gün kala bizim diyaliz merkezinde Hepatit C salgını baş gösterdi.

Tesadüf olamaz mı?
Diyaliz merkezimizde çalışan devlet hastanesinin teknisyeni vardı. Hem onlara hem de bize hizmet veriyordu. Daha sonra bu çocuk kamudan ayrılıp onların hastanesinde çalışmaya başladı. Bir ihtimal olarak ondan şüphelendim. Çünkü o olayda Sağlık Bakanlığı müfettişleri bizim aleyhimizde bir sorun bulamadı.

1. 75 GÜN HAPİS YATTIK

Elinizde o kişiyle ilgili delil var mı?
Hayır yok ama ihtimaller üzerine diyoruz. Bu olaydan sonra yaşadıklarımızı da anlatınca legonun bir parçası olarak göreceksiniz.

Sonra ne oldu?
2011'de Devrekaniİnebolu yol ayrımında bizim diyaliz hastalarımızı taşıyan taşeron minibüs kaza yaptı. Kazada 2 kişi öldü, 7 kişi yaralandı. O olaydan bir yıl sonra diyaliz hastalarının nakil aracı yerine toplu şekilde ambulansla taşınıp, ayrı ayrı taşıma raporu düzenlendiği ve SGK'nın zarara uğratıldığı iddiasıyla operasyon başlatıldı. 14 Nisan 2012'de hastanenin ruhsatını aldık. 18 Nisan'da operasyon başlatıldı, 6 doktor tutuklandık. 75 gün hapis yattık. SGK müfettişinin raporu polisin fezlekesi, polisin fezlekesi de savcının iddianamesi oldu.

2. TELEFONLARIMIZI DA DİNLEDİLER

Yolsuzluk iddiasıyla mı tutuklandınız?
Diyaliz hastalarımız taşınırken heyet raporu alınıyor. Bu rapora istinaden SGK'dan ödeme isteniyor. Bizim sahte raporlarla SGK'dan daha fazla para aldığımız iddia edildi. Ama dolandırdığımızı öne sürdükleri rakam 6 doktorun 3 aylık maaşları bile değil. 256 yılla yargılandığımız dava Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Hastanemizden onların sağlık kuruluşuna transfer olan bir hemşire gizli tanık yapıldı. Mahkemede gizli tanık, ifadelerinin duyuma dayalı olduğunu, kendisinin bizzat tanık olduğu bir durumun olmadığını söyleyince bizi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktılar. Bu arada mahkemeye sunulan bazı tapeleri görünce dinlendiğimizi de anladık. Dinlemeler o dönemde Kastamonu Emniyet Müdürü olan Ömer Altıparmak dönemine rastlıyor. Bizim tutuklandığımız dönemde de Sami Uzun müdürdü.

3. 100 MİLYON ZARAR

Şu anda son durum nedir?
Hastanemiz 75 gün çalışmayınca icra ve haciz geldi. Daha sonra bu hacizlerden dolayı hastaneyi çalıştıramadık. Eşim ve benim birkaç kıyafetim dışında hiçbir şeyimiz yok. Şu anda işyeri hekimliği yaparak geçimimi sağlamaya çalışıyorum. Sigorta borcumu ödeyemediğim için maaşımız da kesiliyor. Paralel Yapı'nın bana verdiği zarar 100 milyonu geçti.

TÜRK AKIMI'NI İNCELEDİLER
Enerji Bakanı Taner Yıldız ve Gazprom'un Başkanı Aleksey Miller "Türk Akımı" boru hattı projesinin muhtemel rotası üzerinde 4 saatlik bir helikopter turu gerçekleştirerek teknik incelemelerde bulundu. Bakan Yıldız, "Türkiye'nin hassasiyetinin bu projenin (Türk Akımı) gerçekleşmesi kadar doğalgaz fiyatlarının olduğunu da söyledik" dedi. Botaş ve Gazprom ekiplerinin hafta sonu toplantılar yaptıklarını dile getiren Yıldız, "Salı günü bizim önümüze bir rapor koyacaklar" diye konuştu. Gazprom Yönetim Kurulu Başkanı Aleksey Miller de Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesi kapsamında inşa edilecek 16 milyar metreküplük ilk boru hattının Türkiye'nin tüketeceği doğalgazı taşıyacağını söyledi. Miller, Türkiye ve Rusya arasında imzalanacak resmi anlaşma için henüz kesin bir tarihin belirlenmediğini, Türk Akımı üzerinden Türkiye'ye ilk doğalgaz sevkiyatının aralık 2016'da başlamasının planlandığını kaydetti.