Türkiye ekonomisi 15 Temmuz darbe girişimi, terör saldırıları, turizmdeki daralma ve olumsuz dış konjonktüre rağmen dirençli yapısını koruyor. 27 çeyreklik büyüme performansının ardından 2016 yılı üçüncü çeyreğinde, hain darbe girişimini yaşadığımız bir dönemde ekonomimiz yüzde 1.8 daraldı. Bu istisnai dönemin ardından, ekonomimizin sağlam temelleri ve tüm ekonomi kurumlarımızın aldığı tedbirler sayesinde 2016'nın son çeyreğinden itibaren yeniden pozitif büyüme patikasına gireceğimize inanıyorum. Önümüzdeki dönemde ara vermeden hızla uygulamaya koyduğumuz reformlar, iç talebi canlandırmaya yönelik aldığımız tedbirler, varlık barışı, vergide yapılandırma ve matrah artırımı ile işletmelere sağladığımız kolaylıklar 2017 yılında büyümenin hızlanmasını destekleyecek.
TEMEL AMAÇ BÜYÜME
Önümüzdeki dönemde mali disiplinden taviz vermeden kamu maliyesi alanında elde ettiğimiz kazanımları korumayı hedefliyoruz. Güçlü kamu maliyemizin sağladığı mali alanı; yatırımları, ihracatı ve istihdamı desteklemek için kullanacağız. Bu kapsamda 2017 yılı bütçemizi büyüme dostu politika anlayışıyla hazırladık. Dünyada da ekonomi politikalarının odak noktası büyüme oranlarının yukarı çekilmesi. Verimlilik artışını destekleyen, potansiyel büyüme, istihdam ve yatırımları yukarı çeken yapısal reformlar ile büyüme dostu maliye politikalarının önemi daha da arttı. AK Parti hükümetleri olarak hep geleceği düşündük. Yatırımlara hiç olmadığı kadar çok kaynak ayırdık. Benzer şekilde vergi politikamızı özel sektörün önünü açacak, yatırımları teşvik edecek bir çerçevede kurguladık. Son dönemde yatırım teşvik politikamızı etkinleştirdik; süper yatırımlara, süper teşvikler hazırladık. Bu sayede ekonomimizin çarkları dönmeye devam edecek. 2017'nin ekonominin tüm aktörleri için, iş ve yatırım yapmak için, gençlerimiz için bir fırsat yılına dönüşeceğine inanıyorum.
VERİMLİLİK ARTACAK
Ekonomimiz 2017 yılının ikinci yarısından itibaren öngörülebilirliğin artması ile yeniden güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme rotasına girecek. 2023 yolunda; orta ve uzun vadede hedefimiz büyüme potansiyelimizin güçlendirilmesi. Bunun da yolu yapısal reformlardan geçiyor. Bu kapsamda, Ar-Ge ve inovasyonu güçlü bir şekilde destekleyerek ekonomimizin rekabet gücünü ve verimliliğini de artırmayı hedefliyoruz. Mega ulaştırma yatırımlarımız ile rekabet avantajımızı artırıyoruz. Eğitime öncelik veriyor, sağlık hizmetlerinin kalitesinde çıtayı daha da yükseltiyoruz.
MALİ DİSİPLİN SÜRER
Gelir politikalarımızı da yatırım, üretim, istihdam ve ihracatın teşviki, yurtiçi tasarrufların artırılması, katma değer zincirinde yükselme, ekonomimizin rekabet gücünü artırma ve kayıtlı ekonomiye geçişi hızlandırma eksenlerini dikkate alarak oluşturmakta ve uygulamaktayız. Önümüzdeki dönemde mali disiplinden taviz vermeden, Türkiye'yi yüksek gelirli ülkeler grubuna yükseltecek, küresel bir güç olma yolundaki ilerleyişini destekleyecek yapısal reform öncelikli politikalarımız devam edecektir. Ülkemizin dinamik özel sektörü ve genç nüfusu ile geleceğinin parlak olduğuna samimiyetle inanıyorum.
KAMU MALİYESİNDE KÜRESEL ÖRNEK: TÜRKİYE
Büyümemizin istihdam yaratma gücü halen devam ediyor. Ekonomimizde son bir yılda 323 bin kişiye ve küresel krizden sonra da yaklaşık 7 milyon kişiye ilave istihdam sağlandı. Türkiye, 2002 yılından bu yana uyguladığı mali disiplin ve ihtiyatlı makroekonomik politikaların yanında büyük yatırımlara kaynak sağlaması ile kamu maliyesinde küresel ölçekte örnek gösterilen bir ülke haline geldi. 2002 yılında yüzde 10.5 olan genel devlet açığının milli gelire oranı 2015 yılında yüzde 0.1 olarak gerçekleşti. 2016 yılında yüzde 1.6 olarak gerçekleşmesini öngördüğümüz bu oran gelişmekte olan ülke ortalamalarının yarısından az, OECD ortalamasından ise 1.5 puan düşük. Mali disiplin sayesinde genel devlet açığında, küresel kriz yılı olan 2009 hariç, son 12 yıldır Maastricht Kriteri'ni sağladık.