Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim, Hatayspor'u 3-0 yendikleri maçın ardından yaptığı şu açıklama ile dikkat çekmişti: "Yabancı kuralının değişmesi gerektiğini söyleyenler bir izah etseler biz de anlasak. Oyuncunun Türk'ü, yabancısı yok. Avrupa'nın her ülkesinde aslan gibi oynayan oyuncularımız var. Biz kuralı çıkardıktan sonra gittiler. Oyuncu iyiyse, nüfus kağıdına bakmaya gerek yok. Nüfus kağıdına bakarsanız, o ırkçılığa girer. Ben Türk oyuncu fazla oynatınca konuşulmuyor. Benim için gençler önemlidir."
NE DEDİLER?
LEVENT TÜZEMEN: KELEPÇE TAKILMAMALI
Fatih Terim, 14 yerli 14 yabancı kuralını hayata geçirdiğinde amacı yerli oyuncuları korumaktı. 14'ten fazla yabancı alamıyorsun, sahada da 12'den fazla oynatamıyorsun. Ancak 14 yerlinin üzerinde yerlin varsa hepsini sahaya sürebiliyorsun. Günümüz futbol dünyasında ülkeler arası özellikle Avrupa'da sınırların kaldırıldığını düşünürsek, futbol dünyasında da oyuncuya sınır koymanın bir anlamı yok. Terim'in 'İyi oyuncu vardır, pasaporta bakılmaz' sözü, kulüplere oyuncu tercihlerinde dikkatli ve özenli olmalarını anlatıyor. Pasaporta bakarak iyi oyuncu seçemezsiniz. Eğer Cengiz Ünder, Çağlar Söyüncü, Burak Yılmaz, Yusuf Yazıcı, Merih Demiral, Okay Yokuşlu gibi Milli Takım'da görev yapan isimler Türkiye'de yabancıya yönelik ciddi bir sınırlama olsaydı yurt dışında oynayamazlardı. Çünkü talep yerlilere daha fazla artacak, bu oyuncular belki de hedef küçültüp Türkiye'de yüksek paralar kazanarak futbola devam edeceklerdi. Galatasaray'da son iki maçta yerli oyuncular daha fazla görev aldılarsa bu tablonun görüntüsü yerli oyuncuların rekabet içinde formayı kapmak için verdiği bir uğraştır. Galatasaray UEFA şampiyonu olurken, 4 tane yabancısı vardı. Elinde iyi yerli varsa zaten oynatırsın ama bunlara sınır koyarak kelepçe takmak doğru değil. Sınırları yıkarsan rekabeti de çoğaltırsın, iyi oyuncuya daha fazla sahip olursun.
GÜRCAN BİLGİÇ: BENCE POLİTİKASI YOK
Tüm teknik adamlar genç futbolculara şans verip, kulübe de kendi kariyerlerine de katkıda bulunmak isterler. Ama hedef bir takım çalıştırıyorsanız, performanslara ihtiyacınız vardır ve genç oyuncu özellikle işin istikrar bölümünde risklidir. Bu nedenle Fatih hoca dahil büyük takım çalıştırıcıları, bu riski minimumda tutmak isterler; bu da çok normal. Genç kazanmak, skor 3-0'a geldikten sonra 10 dakikada sahaya oyuncu atmak değildir… Ya Sergen Yalçın gibi kaleni, sol bekini altyapıdan gelenlere emanet edeceksin ya da bunu bir kulüp politikası haline getirip iki sezonun analizini yapıp ona göre ayrılacak oyuncunun yerine gencini hazırlayacaksın. Terim, G.Saray'da 4. sezonunu yaşıyor ve bu sürede Ozan Kabak dışında öne çıkardığı Türk olmadı. Bu nedenle bir politikası olduğunu düşünmüyorum.
ALİ GÜLTİKEN: SIKINTI YABANCI DEĞİL!
Yabancının 6'dan 14'e çıkışı Fatih Terim'in Milli Takım'da olduğu süreçte gerçekleştiğinden, bu işin onun önderliğinde yapıldığı algısı var. Bundan dolayı da zaman zaman çok eleştirildi. Türkiye'deki problem yabancı sayısından ziyade, kulüplerin harcamalarının kontrol edilmesiyle alakalı. Siz yabancı sayısını serbest bırakabilirsiniz ama kulüplerin harcadıkları paralar ve hesap verilebilir süreci başlatabilirseniz, bu konu problem olmaktan çıkar. Çünkü o zaman değerinde ve iş yapan yabancıyı ülkeye getirirsiniz. Bizdeki sıkıntı; Avrupa'nın en yaşlı oyuncularını normal değerinin üç misline alıyor olmak. Gelen oyuncunun son durağı oluyoruz. Başka bir konu, gelenlerin yüzde 60'a yak-ı nı oynuyor. Bu da hem maddi kayıp hem de haksız rekabete yol açıyor. Mali kriterlere uyulabildiği süre içinde yabancı kuralına kimsenin karşı olması mümkün değil. Eşit şartlarda doğru rekabet, doğru sonuçlar getirir.