Sosyal medya platformlarının akıllı telefonlar, tabletler ve diğer araçlarla vatandaşların günlük hayatında daha fazla yer kaplaması, reklam ekosistemini de değiştirdi. Markalar artık; dijital platformlar üzerinden verdikler reklam rakamını ve süresini artırdı.
Geleneksel reklam alanlarının yerine Instagram, Facebook, Youtube, TikTok vb. mecralar kullanılmaya başlandı. Algoritmaların yönlendirdiği söz konusu platformlardaki suç ve suça teşvik edici paylaşımlar ise yeni bir tehlikeyi beraberinde getiriyor.
DİJİTAL REKLAM HARCAMALARI 1 TRİLYON DOLAR SEVİYESİNE GELDİ
Paylaşılan 2025 verilerine göre dünya genelindeki dijital reklam harcamalarının 1 trilyon dolar seviyesini aştığı, bunun yaklaşık dörtte üçünün dijital mecralara yöneldiği belirtiliyor.
2026 yılı için verilen tahminlerde ise reklam gelirlerinin şirketler arasında büyük ölçüde yoğunlaştığı görülüyor. Meta için 243 milyar dolar, Google için 239 milyar dolar, TikTok için 23 milyar dolar ve YouTube için 36 milyar dolar seviyesinde gelir tahminleri bulunuyor.

Peki, sosyal medya kullanıcıları ve reklamverenlerin bile farkında olmadığı bu sistem/süreç nasıl işliyor?
MADDE MADDE ETKİLEŞİM - REKLAM - SUÇ EKOSİSTEMİ!
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık; konuya ilişkin sabah.com.tr'nin sorularını yanıtladı ve çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat KIRIK
"MARKALAR BUNDAN HABERSİZ OLABİLİR"
"Reklamveren çoğu zaman reklamının hangi içeriklerin yanında, hangi kullanıcıya ve hangi bağlamda gösterildiğini tek tek bilmiyor." diyen Prof. Dr. Ali Murat Kırık, "Programatik reklamcılık ve otomatik reklam yerleştirme sistemleri, reklamları saniyeler içerisinde milyonlarca içerik arasına dağıtabiliyor. Bu nedenle bir marka, şiddet, dolandırıcılık, yasa dışı bahis, nefret söylemi veya başka bir suç unsuru barındıran içeriğin yanında reklam verebilir ve bundan habersiz olabilir." sözlerini kullandı.

"PLATFORMLARIN REKLAM KONUSU ŞEFFAFLIĞA KAVUŞTURULMALIDIR"
Ali Murat Kırık, temel sorunun reklamverenin doğrudan suçu finanse etme niyeti taşıması olmadığını söyleyerek, "Platformun genel gelir havuzuna aktarılması ve bu gelirin zararlı içeriklerin de bulunduğu ekosistemin sürdürülebilirliğine dolaylı katkı sağlamasıdır." dedi. Ali Murat Kırık, "Dolayısıyla mesele yalnızca "marka bu içeriğe reklam verdi" şeklinde değerlendirilmemeli; reklamın dağıtım zinciri, aracılar ve platformun gelir modeli birlikte incelenmelidir. Yani platformların reklam konusu şeffaflığa kavuşturulmalıdır." ifadelerini kullandı.

"PLATFORMLARIN DAHA FAZLA REKLAM GELİRİ ELDE ETME HEDEFİ"
Prof. Dr. Ali Murat Kırık, algoritmaların mümkün olduğunda kullanıcıları uzun süre platformda tutmaya odaklandığını ve bunu da öfke, korku, şok, tartışma ve skandal içeren içeriklerle ile sağladığını kaydeden Ali Murat Kırık, "Etkileşim arttıkça içerik daha fazla kullanıcıya öneriliyor, görünürlük yükseldikçe platformda geçirilen süre ve reklam gösterim sayısı artıyor, bu da platform açısından daha fazla ekonomik değer anlamına geliyor. Böylece içerik üreticisinin daha fazla dikkat çekme isteği ile platformun daha fazla reklam geliri elde etme amacı aynı noktada buluşabiliyor." dedi.
Ali Murat Kırık, "Buradaki tehlike, algoritmanın doğrudan suç içeriğini "istemesi" değil; sistemin başarı ölçütlerinin, zararlı ve aşırı içeriklerin diğer içeriklerden daha avantajlı hale gelmesine yol açabilmesi. Ancak burada da filtreleme olmaması ve bu mecralar için gelirin öncül bir hale gelmesi maalesef bu kısır döngüyü oluşturuyor." ifadelerine yer verdi.

"DENETİM MEKANİZMALARI KURULMALI"
Prof. Dr. Ali Murat Kırık, "Reklamveren, markasının nerede ve hangi içeriklerin yanında görünmesine ilişkin gerekli hassasiyeti göstermeli; reklam aracısı hedefleme ve yerleştirme süreçlerinde yeterli denetim mekanizmalarını kurmalı; platform ise kendi bünyesindeki içerik moderasyonu, reklam güvenliği ve algoritmik dağıtım sistemlerinden sorumlu olmalı. Özellikle platform, hangi içeriğin daha fazla kişiye gösterileceğine ve hangi reklamın bu içeriğin yanında yer alacağına ilişkin belirleyici bir konumdaysa, "algoritma yaptı" diyerek sorumluluğu ortadan kaldırmak doğru bir yaklaşım olmaz. Burada asıl ihtiyaç, kusurun ve kontrol düzeyinin her aktör açısından ayrı ayrı belirlenmesi ve şeffaf bir sorumluluk zincirinin oluşturulmasıdır." dedi.

"SUÇ İÇERİĞİ SÜRDÜRÜLEBİLEN BİR DİJİTAL EKOSİSTEME DÖNÜŞEBİLİR"
"Platformların, reklamverenlerin ve kurumların atması gereken somut adımlar neler?" sorusuna yanıt veren Ali Murat Kırık, "Öncelikle platformların reklam yerleştirme sistemlerini daha şeffaf hale getirmesi ve reklamverenlere reklamlarının hangi içerik kategorilerinde ve hangi bağlamlarda gösterildiğini açık biçimde sunması gerekiyor. Marka güvenliği filtreleri yalnızca anahtar kelimelere değil, içeriğin anlamına, bağlamına ve risk düzeyine göre çalışmalı; suç, dolandırıcılık, şiddet ve yasa dışı faaliyetlerle bağlantılı içerikler reklam ekosisteminden mümkün olduğunca ayrıştırılmalı." ifadelerini kullandı.

Ali Murat Kırık sözlerini şöyle noktaladı:
Reklamverenler de yalnızca "reklamım kaç kişiye ulaştı?" sorusuna değil, "hangi içeriklerin yanında ulaştı?" sorusuna da odaklanmalı ve bağımsız reklam denetim araçlarından yararlanmalı. Devlet kurumları ve düzenleyici otoriteler ise platformlardan reklam şeffaflığı, risk raporlaması, şikâyet mekanizmaları ve denetlenebilir algoritmik süreçler talep etmeli. En önemlisi de platformların reklam gelirlerini artırma hedefi ile kamusal güvenlik ve kullanıcı güvenliği arasında gerçek bir denetim mekanizması kurulmalı; çünkü reklam ekonomisi denetlenmediğinde, suç içeriği yalnızca bir içerik sorunu olmaktan çıkıp ekonomik olarak sürdürülen bir dijital ekosisteme dönüşebilir.