X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER "OVP tahminlerinden fazla büyürüz"
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

"OVP tahminlerinden fazla büyürüz"

  • Giriş Tarihi: 21.10.2014 17:15
"OVP tahminlerinden fazla büyürüz"
OVP tahminlerinden fazla büyürüz

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı ve İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan, ülkedeki stabilitenin her halükarda korunması gerektiğini belirterek, "Ekonomi yönetimi, bu tür olaylarda son derece soğukkanlı davranıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) olsun, Hazine olsun, ciddi anlamda tansiyonu düşürücü, güven verici demeçleri ve uygulamalarıyla karşımıza çıkıyor" dedi.

Anadolu Ajansı'nın (AA) 100. yıl vizyonu çerçevesinde geliştirdiği AA Finans Haberleri Terminali'nin canlı toplantılar dizisine konuk olan Vardan, faiz ve döviz kuru seviyelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Vardan, Türkiye'de serbest ekonominin geçerli olduğunu belirterek, "Serbest ekonomide siz faizler şu olsun, döviz kurları bu olsun diye herhangi bir öngörüde bulunamazsınız. Dalgalı kur politikasıyla bu tüm sistem içinde gider. Burada önemli olan ülkenin kendi ekonomik dinamiklerinin bu çalkalanmaya direnebilmesi, büyük dalgalar oluşup da onun altında kalmaması. O açıdan bakıldığında Türkiye, 2008'den bu yana ciddi anlamda bir çok tsunamiye direnç gösterdi" ifadelerini kullandı.

Tasarrufların azlığı, insanların tüketim meraklarının, kendi imkanlarının olmaması nedeniyle kredilerle döndürülmesi gibi sıkıntıların bulunduğuna, bu durumun sistemi bir miktar bozduğunu ve cari açık verilmesine neden olduğunu belirten Vardan, gelişmek istenildiğini ancak gelişirken de cari açık verme durumunda kalındığını, bunun arzu ettikleri bir durum olmadığını vurguladı.

Vardan, ihracatçıların genellikle kurun yüksek olmasını istediklerini söyleyen Vardan, şunları kaydetti:

"Her bir ihracatçının aynı zamanda ithalatçı olduğunun unutulmaması gerek. Bizim iş dünyası olarak talebimiz, iniş çıkışlar belirli bir öngörülebilirlik içinde olsun, fazla çalkantı olmasın. Çünkü ileriye dönük olarak hesap yapamıyorsun. Dalgalanmanın boyutunun çok daha az olmasını isteriz ki güncel, konjonktürel gelişmelerle hiç uğraşmayalım. Hem ithalatçı hem ihracatçı hem de işadamları için stabilite en önemli şey. Onun için ülkemizdeki stabiliteyi her halükarda korumamız lazım. Ekonomi yönetimi, bu tür olaylarda son derece soğukkanlı davranıyor. Hem TCMB olsun, hem de Hazine olsun, ciddi anlamda tansiyonu düşürücü, güven verici demeçleri ve uygulamalarıyla karşımıza çıkıyor. Biz bu uygulamalarla birlikte işimizi daha sıhhatli yürütebiliyoruz. Başta Başbakan Yardımcısı Ali Babacan olmak üzere tüm ekonomi yönetimi, sadece Türkiye'ye güven vermekle kalmıyor, yurt dışında yaptığı tüm temaslarında, verdiği tüm konferanslarda, girdiği tüm toplantılarda dışarıya da aynı mesajı veriyor, aynı güveni telkin ediyor. Bu da ülkenizin marka değerinin artmasına ve tanınmasına vesile oluyor."

ÇÖZÜM SÜRECİ

İstihdam artışının sağlanması için neler yapılması gerektiğine ilişkin görüşlerini paylaşan Vardan, işsizlik rakamlarının oluşmasında eskiden gelen kronik bir rakam olduğunu, bunun yanında her yıl 750 bin civarında yeni mezunun bu rakama eklendiğini, ülkedeki iş sahalarının ve yatırımların artmasıyla bu rakamın düşürülebileceğine işaret ederek, bunun için de yatırım ortamının sağlanması gerektiğini, çözüm sürecinin ise burada önemli bir faktör olduğunu söyledi.

Çözüm sürecinin netliğe kavuşması ve insanların kendi bölgelerinde huzur içinde yaşayabileceği ortamın sağlanması durumunda firmaların o bölgelerde yatırım yapacağını aktaran Ömer Cihad Vardan, şunları ifade etti:

"Aslında bu teşvikler özellikle sıkıntı duyduğumuz Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne yatırım yapmak için son derece elverişli ama buradaki hadise insanların sıhhat ve sağlığının emniyet altında olması, can güvenliğinin oluşması. Bunu oluşturabiliyorsanız, bütün mekanizma çalışır. Son yıllarda buna yönelik ciddi güzellikler oldu. Ancak geçen hafta yaşanılan hadiseler ve bunun kışkırtılmasına yönelik özellikle Kobani'de başlayan ve Türkiye'ye sirayet eden hadiseler, Suriye'nin bir türlü durulmaması gibi tüm olaylar, sürecin ilerletilmek istenmediği gibi bir ortam doğuruyor, algı oluşturuyor. Halbuki Türk vatandaşları olarak şunu istememiz lazım; bu süreci bizim halletmemiz gerekiyor dememiz lazım. Biz bunu yaparsak, bilhassa o bölgede işsizlik rakamı düşecektir."

Vardan, Türkiye'de her imkana sahip olunduğunu, burada sadece istikrarın muhafaza edilmesi gerektiğine işaret etti.

"BAZILARINI İSTEKLİ BAZILARINI İSTEKSİZ YAPIYORUZ AMA BU SÜREÇ DEVAM EDİYOR"

Orta Vadeli Program'ın (OVP) objektif hazırlandığını dile getiren Vardan, "Hatta büyüme rakamlarını ihtiyatlı çıkarmışlar gibi geliyor. Biz o rakamlardan biraz daha fazla büyürüz, benim kanaatim 0,5 ya da 1 puan daha fazla büyüyebiliriz gibi görünüyor" dedi.

Vardan, dünyada gelişen olayların Türkiye'yi etkilediğine dikkati çekerek, "Bakın Suriye'den 2 milyona yakın insan geliyor, siz bunları barındırıyorsunuz, 3,5-4 milyar dolardan fazla parayı da bunun için harcıyorsunuz. Bugün cebinizde olması gereken bir para. Hiç sorumlu olmadığınız bir alana, sade ve sadece insani olarak harcıyorsunuz. Bu da tabii ülkenin imkanlarını bir miktar tahrip ediyor" değerlendirmelerini yaptı.

Avrupa Birliği (AB) sürecinin Türkiye'nin istediği gibi gitmediğini, Türkiye'nin çabalarının yeterince karşılık bulmadığını belirten Vardan, şöyle devam etti:

"Kıbrıs Rum Yönetimi, AB yolundaki Türkiye'nin önünü tıkamak için çeşitli başlıkları bloke etti. Temel hak ve hürriyetlere ilişkin bizi eleştirdikleri maddeyi açalım diyoruz, bu sefer de Rum Yönetimi'nin bloke ettiğini görüyoruz. Türkiye'nin 2005 yılında AB ile müzakerelere başladığı sırada Hırvatistan da başlamıştı. Bugün Hırvatistan maalesef AB'nin 28. ülkesi olarak orada bulunuyor. Hatırlayın, Türkiye AB'ye üyelik müracaatında bulunduğu zaman bugün AB üyesi olarak gördüğümüz ülkelerin bir kısmı henüz üye değildi! Bugün onlar AB üyesi. Tabii Türkiye 77 milyon nüfusuyla, onların da tabiriyle hazmedilmesi zor bir ülke. Ancak biz burada sağlayacağımız katkıları ön planda görüyoruz."

DEİK Başkanı Vardan, AB'ye tam üyelik konusundaki çalışmaların bir kısmının kararlılıkla, bir kısmının ise isteksiz olarak devam ettiğini dile getirerek, "Biz henüz 35 başlıktan sadece 14'ünü açabilmişiz. Bunlardan sadece bir tanesini geçici olarak kapatabilmişiz. Daha önümüzde çalışmamız gereken kocaman bir alan, bir sorun yumağı duruyor. Fakat biz kendi ödevimizi yapmaya devam ediyoruz. Her ne kadar resmi olarak bu fasıllar açılmış, tartışmaya başlanmış olmasa da bunların gerekliliklerini Türkiye için kendimiz yapmaya çalışıyoruz. Bazılarını istekli bazılarını isteksiz yapıyoruz ama bu süreç devam ediyor. Bizim artık bu sürecin uzamasına İKV olarak tahammülümüz yok. AB artık bize 'deadline' vermeli" ifadelerini kullandı.

"GEÇİCİ TEDBİR 30 SENEYİ AŞKIN BİR SÜREDİR KALICI BİR UYGULAMA HALİNE GELDİ"

Türkiye'den gelen vatandaşlara vize uygulanmasının Ankara Antlaşması'na ters olduğunu ama bunun günümüzde 28 Avrupa ülkesi tarafından uygulandığını hatırlatan Vardan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ankara Antlaşması'na göre Türkiye'ye vize uygulanmaması lazım ama 1980'de Türkiye'nin Almanya'dan talebiyle geçici bir tedbir olarak uygulanmaya başlayan bir süreç söz konusu. O geçici tedbir 30 seneyi aşkın bir süredir kalıcı bir uygulama haline geldi. Bunu şu anda 28 ülke uyguluyor ve bu can sıkıcı. Şimdiki başbakanımız o dönem dışişleri bakanıyken muhatabına soruyor; 'vize muafiyeti için bizden ne istersiniz?' diye. O da şaşırıyor çünkü o zamana kadar bu yönde bir talep gelmemiş. Hep kolaylığıyla ilgili sorular olmuş. Burada biometrik pasaportu söylüyorlar. Bakıyoruz biometrik pasaporta geçiş tamamlandı. İkinci söyledikleri Geri Kabul Anlaşması da tamamlandı. Gerekliliklerinin yerine getirilmesi için 3,5 yılı var. Sınır entegrasyon sisteminin kurulması için ise çalışmalar devam ediyor.

Şimdi biz bunları yaptığımızda normalde zaten vize muafiyetiyle ilgili epey yol almış, birçoğunu gerçekleştirmiş oluyoruz. Ancak bize Geri Kabul Anlaşması'yla 16 Aralık'ta bir yol haritası çizildi ve denildi ki, şunlar şunlar yapılırsa sizi izleyeceğiz. Bu gelişmeleri göreceğiz ve yaklaşık 2-2,5 senelik bir süreç bu… Siz vizesiz olarak devam edebilirsiniz. Biz burada bu formaliteyi tamamlayalım istiyoruz. Sistematik, somut, gözle görülür sonuçlara ulaşalım diyoruz ki karşı taraf da değerlendirirken gelişimi görebilsin. Bunu bitirirsek tamamdır."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.