X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kotalar ve şeker piyasasının geleceği
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kotalar ve şeker piyasasının geleceği

  • Giriş Tarihi: 1.12.2014 12:11 Güncelleme Tarihi: 1.12.2014 12:18
Kotalar ve şeker piyasasının geleceği
Kotalar ve şeker piyasasının geleceği

Şeker endüstrisi için 2014 yılı oldukça zorlu geçti. Dünya genelinde üretim artışına bağlı olarak şeker fiyatlarında önemli düşüşler yaşandı. Üreticiler, fiyatların maliyetin altında kalması nedeniyle sıkışırken, düşük fiyatlar nedeniyle piyasa, üretim fazlası şekeri bir şekilde değerlendirmek istiyor ve bunu etanole yönlendiriyor.

İlknur Menlik/sabah.com.tr

İşin gerçeği, küresel şeker ekonomisi, uzun süredir üretim fazlası yaşanması nedeniyle enerji piyasası ile bir yakınsamaya ihtiyaç duyuyor. Ancak konjonktörel dalgalanmalarda, gelirlerini bu kriz üzerinden sürdürmek zorunda kalan şeker üreticileri için etanolden elde edilen kazanç da yeterli olmuyor.

Şeker endüstrisinin yaşadığı bu durum, 25-26 Kasım tarihlerinde Londra'da gerçekleştirilen 23'üncü ISO (Uluslararası Şeker Örgütü) Semineri'nin ana gündem maddesiydi. Seminerde şeker ve etanol konusundaki yeni seçenekler konuşuldu.

Toplantının en önemli gündem maddelerinden biri de 2017'de Avrupa Birliği'nde (AB) şeker üretimi kotalarının kaldırılması konusuydu.

AB, şeker rejimini dünya ile entegre hale getirmek, rekabetçi bir yapıya kavuşturmak istiyor. Bu nedenle, 2006 yılında şeker sektörünü düzenleyen yeni bir reform stratejisini uygulamayı kabul etti. Avrupa Komisyonu, 2011 yılı Ekim ayında, 2015 yılına kadar şeker kotalarını kaldırmaya yönelik tedbirler de dahil olmak üzere OTP reformları konusunda tasarılar yayınladı. Ancak Komisyonda yapılan oylamada, kota uygulamasının kaldırılması iki yıl erteleme ile kabul edildi.

AB'de ilk şeker rejimi 1967 yılında, iç pazar şeker fiyatını dünya şeker fiyatının üzerinde tutarak, talep fazlası üretilen şekerin ihraç edilebilmesine kaynak yaratabilmek üzere oluşturulmuştu. AB şeker sistemine bundan 10 yıl sonra, 1977 yılında dâhil olan mısır şekeri ise sektörün kurulduğu ilk yıllarda kota kapsamına alındı ve belirli bir büyüklükte kalması hedeflendi.

Bugün AB'nin pancar şekerinde belirlediği kota 13 milyon tonun biraz üzerinde, mısır şekerinde ise 720 bin ton civarında. Kota konusu, 2001 yılından bu yana bizim de gündemimizde yer alıyor. 2014/15 pazarlama yılı için pancar şekeri kotamız 2 milyon 327 bin 500 ton, mısır şekeri için 250 bin ton olarak belirlendi.

Ancak AB ile Türkiye'nin kota uygulamaları arasında bazı belirgin farklar mevcut. Örneğin; bizde mısır şekeri kotası pancar şekeri kotasına bağlı. Ayrıca kota miktarı, pancar şekerinde kuru madde, mısır şekerinde ticari ağırlığa (sıvı) göre belirleniyor. Oysa AB'de mısır şekeri de kuru madde oranına göre belirlenmekte.

Durumu şöyle bir örnekle açıklayabilirim; AB'de 2009/10 pazarlama yılında pancar şekeri toplam kotası 13 milyon 337 bin iken, fruktoz- glukoz içerikli mısır şekeri toplam kotası; kuru madde bazında 690 bin ton olarak belirlenmişti. Mısır şekerindeki bu oran, ticari bazda (sıvı) yaklaşık 920 bin tona karşılık geliyor. Orana vurduğumuzda, AB genelinde mısır şekerindeki kota, 2009/10 pazarlama yılında kuru madde bazında %4,9'a karşılık gelirken, ticari bazda yaklaşık 6,5'e karşılık geliyor. Bunu ülkemize uyarladığımızda, yüzde 10 olarak belirlenen mısır şekeri kotasının aslında AB'ye yakın olduğu görülecektir.

Şunu da vurgulamak lazım ki; AB'de yaklaşık 4 milyon ton civarında glikoz da kota kapsamı dışında serbestçe üretiliyor. Bizde ise glikoz da kota kapsamı içinde.

Bunları anlatmamın sebebi, Türkiye şeker sektöründe kotalar konuşulurken doğru verilerle değerlendirmelerin yapılabilmesini sağlamaktır.

Toplantıya dönecek olursak; Londra'daki genel kanı, 2017'den sonra AB şeker üreticilerinin serbest piyasa koşullarında rekabet edeceği ve bu sayede sektörün ayakta kalabileceği yönünde. Toplantıları yakından izleyen Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği (NÜD) Başkanı Rint Akyüz'e göre AB kotaların kaldırılması sürecini iyi yönetiyor. Akyüz, sürecin Türkiye şeker sektörüne ve dolayısıyla gıda sektörüne etkilerini de değerlendirdi. 2017 yılında AB'de uygulaması bitecek olan kota sisteminin, bir tek Türkiye'de uygulanıyor olacağına dikkat çeken Akyüz: "Kota kalktıktan sonra AB iç piyasa fiyatları serbest piyasa koşullarında şekillenecek ve dünya şeker fiyatı seviyelerine inebilecek. Gıda sanayinin en önemli ham maddelerinden biri olan şeker, AB gıda sanayicileri tarafından rekabetçi fiyatlarla kullanılırken, çok daha yüksek fiyattan şeker tüketen Türk gıda sanayinin hem iç hem de dünya pazarlarındaki rekabetçi gücü giderek düşecek." dedi.

Şeker Kurumu Başkanı Hüsnü Tekin ise Türkiye şeker sektörünün dünya ile rekabet edebilmesi açısından önünde hiçbir engel olmaması gerektiğini söyledi. Tekin, AB'de kotaların kaldırılmasıyla ilgili kararın netleşmesini müteakip, Türk Şeker Sanayine de yansımalarının değerlendirileceğini kaydetti.

Kotaların kalkmasıyla birlikte AB'de şeker üretimi artacak. Avrupa Nişasta ve Mısır Şekeri Üreticileri Derneği Starch Europe Başkanı Jamie Fortescue, kotaların kaldırılmasının mısır şekeri üretim kapasitelerini artırmak isteyen üreticiler için iyi haber olduğunu, ancak önümüzdeki süreçte yapılabilecek serbest ticaret anlaşmalarının Avrupalı üreticiler üzerinde baskı yaratabileceğini, ayrıca tüketicilerin şeker konusundaki endişelerinin de yatırımcılar için caydırıcı olduğunu söylüyor.

Daha önce kotaların kalkması ile Avrupa mısır şekeri üretiminin dört kat kadar artarak yıllık 2-3 milyon tona çıkabileceği tahmininde bulunmuş olan Fortescue bunun halen geçerli olduğunu, ancak aradan geçen sürede üretimdeki artışı kıracak serbest ticaret anlaşmaları gibi engellerin ortaya çıktığına dikkat çekiyor.

Bunun yanında şeker fiyatları son aylarda hızla düştü. FAO'ya göre sadece Ağustos ayında fiyatlarda %5,7 oranında düşüş oldu. Fortescue'ye göre, üreticiler düşen şeker fiyatları karşısında genişleme planlarını da sorgulamaya başladı.

Diğer bir sorun da medyada şekerler ve potansiyel sağlık etkileri konusunda ciddi boyutta yayınlar yapılmaya başlanması. Fortescue bu durumun tüketicileri etkilediğini, bu konuda bilimsel alanda tartışmaların devam ettiğini söylüyor.

Konu, şeker sektörünün önünde duran en büyük sorunlardan birini teşkil ediyor. Bu nedenle ISO toplantısında geçen yıllardan farklı olarak ilk defa "Şeker ve Sağlık" konulu bir oturum düzenlendi.

Uzmanların katılımıyla son zamanlarda şeker tüketimine yönelik olumsuz eleştirilerin değerlendirildiği oturumda konuşan Dr. Alison Boyd, dünya genelinde yaptıkları çalışmalar kapsamında şeker tüketiminde genel bir azalma olduğunu ölçtüklerini, fakat buna rağmen söylenenlerin aksine obezite oranında artış saptadıklarını söyledi. Obezite konusunu şekere bağlamanın son derece yanlış olduğunu ifade eden Dr. Boyd, en temel sebebin hareketsiz yaşam olduğunu vurguladı.

Dr. Boyd, NeuroFAST dergisinde yayınlanan ve dünyadan birçok bilim adamının katılımı ile gerçekleştirilen farklı bir çalışmada; şekerin veyahut herhangi bir gıda maddesinin insanlarda bağımlılık yapmadığının kanıtlandığını ve araştırma sonucunun, bu bağımlılık olgusunun bir "Yeme Bağımlılığı" olduğunu gösterdiğini de sözlerine ekledi.

Pancar ya da mısırdan elde edilsin fark etmiyor; şekerin, gerek dünya gerekse ülkemiz medyasında son zamanların haksız yere en çok tartışılan gıda maddesi haline geldiği ortada.

Küresel arz fazlası nedeniyle düşen fiyatları, enerji, yani etanol ile olan ilişkisindeki zorluklar, bir de bunların üzerine sağlık yönünden yanlış zeminlerde tartışılması nedeniyle 2014 yılı şeker sektörü için sıkıntılı bir yıl oldu. Bugün bu bilançonun değişmek üzere olduğu yönünde herhangi bir algı da görünmüyor. Bakalım bu ne kadar sürecek?



kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.