Deloitte göre Türkiye yüzde 3 büyüyecek

Giriş Tarihi: 19.1.2015 17:56
Deloitte göre Türkiye yüzde 3 büyüyecek

Deloitte raporuna göre, Türkiye'de büyüme geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yüzde 3 civarında kalacak.

Deloitte Türkiye Ekonomi Danışmanı Dr. Murat Üçer tarafından hazırlanan "2014 Ekonomik Görünüm" raporu yayımlandı. Raporda, Türkiye'nin 2014 ekonomik değerlendirmesinin yanı sıra 2015 yılına ait beklentilere de yer verildi.

Deloitte Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Hüseyin Gürer, konuya ilişkin açıklamasında, dünya ekonomisinin yeniden tarihi gelişmelere sahne olduğunu belirtti.

Petrol fiyatının neredeyse yarı yarıya düşmesinin petrol ithalatçısı ülkeler ile petrol ihracatçıları arasındaki dengeleri kökünden sarstığını ifade eden Gürer, analistlerin kısa vadede petrol fiyatının değil eski 100 dolar seviyelerine çıkmasını, 70-80 dolar seviyelerini bile zor göreceğini düşündüğünü bildirdi.

Gürer, son günlerde 40 doların altı seviyelerin dahi telaffuz edilir olduğunu belirterek, ABD ekonomisinden gelen olumlu işaretler, Avrupa kaynaklı deflasyon korkuları ve Japonya'nın parasal genişlemeye bütün hızıyla devam etmesinin, doları avro ve yen karşısında güçlendirmeye devam ettiğini aktardı.

Gelişmekte olan piyasa ekonomilerinde de genelde büyümede de bir yavaşlamanın olduğunu gözlemlediklerini dile getiren Gürer, global piyasalardaki risk algısının da düşük büyüme ortamı, Avrupa merkezli siyasi gelişmeler, jeopolitik riskler gibi sebeplerle göreceli olarak düzenli bir seyir izlediğini işaret etti.

- "2015 Türkiye için dalgalı bir yıl olacak"

Deloitte'un baz senaryosuna göre, 2015 yılında temel makro büyüklüklerde petrol fiyatının düşük seyrine bağlı olarak bir miktar toparlanma olacağı öngörülüyor, ancak 2015'in yine dalgalı ve "düşe-kalka" bir yıl olacağı beklentisi korunuyor.

2015 yılında büyümenin yine yüzde 3 civarında yani Orta Vadeli Program (OVP) hedefinin (yüzde 4) altında olacağı, enflasyonun yıl ortasında daha düşük düzeyler görülse de yılı yüzde 6,5-7 bandında kapatacağı, cari açığın ise görece zayıf büyüme ve petrol fiyatlarının etkisi ile 35 milyar dolar seviyelerine veya GSYH'ye oranla yüzde 4,5 düzeylerine gerileyebileceği vurgulanan raporda, bu performansın kabul edilebilir olmakla birlikte, Türkiye'nin potansiyelinin altında bir dinamiğe işaret ettiği anlatıldı.

Raporda, mali taraftaki bozulmanın henüz kritik boyutlarda olmasa da 2015 yılında büyümenin zayıf seyrini sürdüreceği ve haziran ayında bir genel seçim gündemi olacağı düşünüldüğünde, bütçedeki bozulmanın daha belirgin hale gelebileceği belirtilerek, bu açıdan bakıldığında 2015 yılı için OVP'deki 21 milyar liralık bütçe açığının ve 33 milyar liralık faiz dışı fazlanın hedeflerinin bir miktar iyimser kaldığı ifade edildi.

Para politikası tarafının ise ciddi belirsizlikler içerdiği anlatılan raporda, "Enflasyonda yıl ortalarına doğru bariz bir iyileşme olacağı tüm analistlerin beklentisi dahilinde, ama bunun kalıcı olmama olasılığı da yüksek. Ayrıca faizlerde yumuşama olması için, önce kur tarafında kalıcı bir istikrar oluşması gerekiyor. Bu çerçevede TCMB'nin en azından bir müddet daha temkinli duruşunu devam ettirmesi olası" ifadelerine yer verildi.

Raporda, "Son çeyrek rakamı henüz elimizde olmamasına rağmen, ekonominin geçen yıl yüzde 2,5-3 bandında büyüdüğü tahmin ediliyor. Yıla girerken finansal piyasalardaki aşırı çalkantı ve yüksek tansiyon hatırlanacak olursa ve global ortam göz önünde bulundurulduğunda, yılı pozitif büyüme ile kapatmak bir ölçüde başarı. 2014 yılında cari açık da 'yeniden dengelenmenin' yarattığı dinamikle gözle görülür bir şekilde daralmaya başladı. Son rakamlara göre seneyi 45 milyar dolar civarında veya GSYH'ye oranla yüzde 5,5 gibi bir cari açık ile kapatacağız gibi görünüyor. Ancak bu seviyede bir cari açık yine de 'makul' veya 'rahatlıkla finanse edilebilir' sayılabilecek düzeyin üzerinde. Buna ek olarak, enflasyon yılı yüzde 8,2 ile yine yüzde 5 olan hedefin üzerinde kapattı" denildi.

- "Petrol fiyatlarındaki düşüş Türkiye için önemli avantaj teşkil etti"

Yılın son aylarında iki önemli seçimin geride kalmasıyla siyasi atmosferin nispeten yatışması, hükümetin yeni reform tedbirleri açıklama gayreti ve petrol fiyatlarındaki sert düşüş gibi etkenlerin yatırımcıların Türkiye'ye olan algısını bir miktar iyileştirdiği bildirilen raporda, bunlardan, özellikle ekim ayında başlayan petrol fiyatındaki sert düşüşün Türkiye için önemli bir avantaj teşkil ettiği aktarıldı.

Deloitte, raporunda, petrol fiyatının Türkiye ekonomisini etkileyen parametrelerden sadece biri olduğu ve bunun diğer risklerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu açıdan bakıldığında ise 2015'in Türkiye açısından kolay bir yıl olmayacağı ifade edildi.

Global tarafta 2015'in başı itibariyle en çok tartışılan risk unsurunun küresel büyümenin dengesiz ve zayıf görünümü ve bu bağlamda sıklıkla telaffuz edilen 'deflasyon' korkusu olduğu işaret edilen raporda, şunlar kaydedildi:

"Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından hazirandan bu yana adımların yeterli olmadığı görülüyor. Banka'nın 2015'in başlarında ABD benzeri, 'gerçek' anlamda bir miktarsal genişleme programını başlatması bekleniyor. Gelişmekte olan piyasa ekonomilerine bakıldığında da genel olarak büyümede bir yavaşlama söz konusu. ABD'de para politikasında yaşanacak 'normalleşme' süreci tüm gelişmekte olan piyasalar gibi Türkiye'ye olan sermaye akımlarında da görece bir azalmaya neden olacak. Öte yandan Avrupa'daki olası genişlemeci para politikasının Türkiye'ye ne derece olumlu etkisi olacağı ise net olarak kestirilemiyor. Global olarak bir başka sorun, Rusya tarafındaki gelişmeler olarak ele alınıyor. Rusya krizinin finansal piyasalar üzerinde 'bulaşıcılık' riskinin 2015'de de gündemde olması kaçınılmaz görülüyor. Bunlara ek olarak Türkiye'nin kendine özgü risklerinin de sürdüğü ifade ediliyor. Bölgedeki jeopolitik riskler, içeride "Çözüm Süreci" ve haziran ayında yapılacak genel seçimler piyasalarda tansiyonun yüksek seyretmesine sebep olabilir."

- "Büyüme dinamiklerini değiştirmenin yolu yapısal reformlardan geçiyor"

Raporda, petrol fiyatlarında ki sert düşüşün net etki olarak bakıldığında kısa vadede Türkiye'ye nefes aldıracak bir gelişme gibi durduğu, ancak orta vadede büyüme dinamiklerini değiştirmenin yolunun sıklıkla dillendirildiği gibi tasarruf oranlarını artırıcı, rekabet düzeyini ve yatırım ortamını iyileştirici yapısal reformlardan geçtiği aktarıldı.

Genel seçimlere kadar bu başlıklarda belirgin bir ilerleme sağlanmasının veya tatmin edici adımların atılmasının zor olacağının altı çizilen raporda, ancak seçimlerin hemen ardından önceliklerin belirlenmesi, uygulamaya geçilmesi ve yatırımcıların bu yönde ikna edilmesinin Türkiye'yi diğer gelişmekte olan piyasalardan pozitif anlamda ayrıştırabilecek bir unsur olarak göründüğü dile getirildi.

Raporda, siyasi takvim de göz önünde bulundurulduğunda ilerideki dönemde işsizlik oranındaki gelişmelerin ve bunun iktisat politikaları üzerinde yaratacağı olası baskının yakından izlenmesinin gerektiği ifade edildi.
ARKADAŞINA GÖNDER
Deloitte göre Türkiye yüzde 3 büyüyecek
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz