Manisa'nın Turgutlu ilçesinde bulunan Turgutlu İnci Üzmez Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi yakınında silahlı saldırı düzenlendi. Av tüfeği ile düzenlenen saldırıda 3'ü ağır 11 öğrenci yaralandı. İhbar üzerine yapılan incelemede, saldırıyı düzenlediği belirlenen 15 yaşındaki H.O. kısa süre sonra yakalandı.

SALDIRIDA NETFLİX İZİ!
Saldırganın odasında Netflix'te akıl hastası, takıntılı seri katili anlatan 'You' dizisindeki Joe Goldberg karakterinden etkilendiği ve odasında onunla ilgili hayranlık yazıları olduğu öğrenildi. Odada Nazi amblemi ve bir manifesto bulundu. Kendisinin kaleme aldığı manifestoda sosyal komünist parti hayranlığını yazdığı ve İngiliz Marksist tarihçi Eric John Ernest Hobsbawm'ın fikirlerinden ve eserlerinden etkilendiği saptandı. Saldırıdan önce telefonunu sıfırladığı belirlenen H.O.'nun telefonu da incelemeye alındı.

Peki saldırıdaki Netflix izi ne anlatıyor, Dijital platformlardaki suça teşvik edici öğeler barındıran yapımlara karşı nasıl önlemler alınmalı, bu yapımlar çocuk ve gençlerde hangi duyguları tetikleyerek, saldırgan davranışlara sebebiyet veriyor?
Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan konuyla ilgili sabah.com.tr'nin sorularını yanıtladı. Levent Eraslan, "Suçu anlatmakla suçu özendirmek, hatta suçluyu romantize etmek arasındaki ince çizgi dijital çağda iyice bulanıklaştı. Özellikle çocukların ve gençlerin tek bir tıkla ulaşabildiği içeriklerde bu ayrımın hassasiyetle gözetilmesi hayati bir zorunluluktur." dedi.

SODİMER Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan
ARKA PLANDA TETİKLEYİCİ ROL OYNUYOR!
Eraslan, "Manisa'da yaşanan müessif olayda, saldırganın odasından You dizisindeki Joe Goldberg karakterine yönelik hayranlık notlarının çıkması, dijital mecraların gençlerin zihin dünyasındaki dönüştürücü gücünü bir kez daha yüzümüze çarptı." ifadelerini kullandı. Eraslan, dijital içeriklerin zihinsel arka plandaki tetikleyici rolünü vurguladı.

Eraslan, yürüttükleri çalışmalarda dile getirip; tespit ettikleri gece 02.00–05.00 "kriminal zaman dilimi"ne dikkat çekti. Eraslan, "Bu saat aralığında mutlaka bir suç işleneceği anlamı çıkmaz; ancak ebeveyn denetiminin en alt seviyeye indiği, biyolojik ritmin ve uyku düzeninin bozulduğu, gencin dijital mecralarda kontrolsüz ve yalnız kaldığı bu zaman dilimi, risklerin en yoğun kuluçkalandığı evredir." dedi.
"ALGORİTMİK MEKANİZMADAN KORUMALIYIZ"
Levent Eraslan, "Çözüm; ailenin, okulun, devlet mekanizmalarının ve dijital platformların eş güdümlü sorumluluk üstlenmesinden geçmektedir. Yaş doğrulama sistemleri, dijital medya okuryazarlığı ve algoritmik denetim süreçleri vakit kaybetmeksizin sıkılaştırılmalıdır. Temel yaklaşımımızı şu net ilkeyle ortaya koymalıyız: Çocuğu sadece zararlı içerikten değil, o içeriği ısrarla çocuğun önüne çıkaran algoritmik mekanizmadan da korumak zorundayız." ifadelerini kullandı.

"DENETİM AĞI ACİL VE HAYATİ"
SODİMER Başkanı Levent Eraslan, "Zihinsel kırılganlığı bulunan, ait olma ve kabul görme sorunu yaşayan ergenlerde; şiddetin, saplantının ve suçlunun romantize edilerek sunulduğu yapımlar son derece tehlikeli zeminler hazırlar. Şiddetin sıradanlaşması, failin bir tür "anti-kahraman" olarak algılanması, empati duygusunun körelmesi ve güç elde etme arzusunun sapkın figürler üzerinden tatmin edilmesi bu sürecin yıkıcı çıktılarıdır. Asıl mesele çocuğun neyi izlediğinden ziyade, izlediği figürle nasıl bir duygusal ve zihinsel bağ kurduğudur. Bir karakteri eleştirel bir süzgeçten geçirerek izlemek başka şeydir, onu varoluşsal bir rol modele dönüştürmek çok başka bir şeydir. Günümüz medya ekosisteminde bazı küresel platformların hiçbir kamusal denetim ve etik sınır tanımadan yayın yapabildiği göz önüne alındığında, bu denetim ağının ne denli acil ve hayati olduğu açıkça görülmektedir." sözlerini kullandı.

"KADEMELİ YAPTIRIM SÜREÇLERİ BÜTÜN OLARAK KURGULANMALI"
İngiltere'deki yayın kuruluşlarını denetime tabi tutan kurum OFCOM'un bu ve benzeri yapımlara karşı içerik standartlarından erişilebilirlik kurallarına kadar geniş bir yaptırım sürecini devreye aldığı biliniyor. Türkiye'de ise daha sembolik rakamlarla cezaların verildiği belirtiliyor.
Levent Eraslan, "İngiltere'deki OFCOM modeli, yalnızca suç oluştuktan ya da yayın yapıldıktan sonra para cezası kesen pasif bir yapı değildir. Online Safety Act (Çevrim İçi Güvenlik Yasası) çerçevesinde platformlara, henüz risk ortaya çıkmadan çocukları koruyucu önlemleri alma ve yaş doğrulama mekanizmalarını kurma zorunluluğu getirir. Yaş doğrulaması, algoritmik şeffaflık, risk
değerlendirme raporları, hızlı içerik kaldırma ve tekrarlayan ihlallerde kademeli yaptırım süreçleri bir bütün olarak kurgulanmalıdır." dedi.
"ALGORİTMALARIN ZİHİNSEL TİRANLIĞI"
"Dijital ve sosyal medya platformlarında çocuk istismarı, müstehcenlik, suç örgütü propagandası ve toplumsal değerleri hedef alan algoritmik içeriklere karşı nasıl önlem alınmalı?" sorusunu yanıtlayan Levent Eraslan şunları söyledi:

Bugün mücadele etmemiz gereken ana unsur tek başına içerik değil, o içeriği yaygınlaştıran ve yayarak zihinsel tiranlık kuran dolaşım mekanizmasıdır. Çocuk aratmadığı halde algoritmik akışlar o içeriği önüne düşürebilmektedir.
Bu kontrolsüzlüğe karşı dört temel koruma hattı inşa edilmelidir:
Manisa'da yaşanan olay okul duvarlarının ötesinde gerçekleşmiş olsa da bize çok net bir gerçeği gösterdi: Okul güvenliğini artık yalnızca fiziksel binaların sınırlarına hapsedemeyiz.

Milli Eğitim Bakanımız Sayın Prof. Dr. Yusuf Tekin'in okul güvenliğine dair ortaya koyduğu geniş vizyon bu açıdan son derece stratejiktir. Güvenli okul kavramı; tel örgülerden, güvenlik kameralarından ve turnikelerden ibaret değildir. Okul çevresi, okul yolu, aile ortamı ve nihayetinde dijital mecra bu güvenlik zincirinin ayrılmaz halkalarıdır.
Çocuğun fiziksel varlığı kadar dijital bir varlığı da mevcuttur. Dolayısıyla "güvenli okul" yaklaşımından "güvenli öğrenci ekosistemi" modeline geçmek zorundayız.
"MANİSA ÖRNEĞİ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ"
SODİMER olarak savunduğumuz temel yaklaşım tam da budur: Ev, okul, okul çevresi, okul yolu ve dijital dünya… Çocuğun zihnen ve bedenen bulunduğu her alan, bütüncül çocuk güvenliği konseptinin bir parçasıdır. Manisa örneği bir kez daha kanıtlamıştır ki; bir çocuğu korumak tek bir kurumun değil; ailenin, okulun, devletin ve dijital platformların ortak ve kaçınılmaz sorumluluğudur.