Adına modern dilde ilişki dediğimiz şey... Yani bir kadınla bir erkek arasında yaşanan, kuşkusuz çevredeki bir avuç insanın da katkıda bulunduğu, hayatın özü, doğanın dengesi ve yaşamın devamı için 'elzem' olan o asıl ilişkiye dekor, süs veya ayrıntı olduğu gibi, tüm dünyada adına magazin denen özel bir basının da varoluş nedeni sayılan sihirli sözcük... Evet, festivalin üçüncü ve dördüncü gününde gösterilen
Last Night / Son Gece adlı bu film ilişkiler üzerine. Ön planda bir çift var: Yazar olmaya çalışan gazeteci Joanna ile emlakçı Michael. İkisi de genç ve güzel, ikisi de işlerine tutkuyla bağlı, henüz çocuk yapmamış, ideal gözüken bir çift... Ama gecelerin birinde, kadının içine birden bir şüphe düşer. Çünkü adamın iş çevresinin katıldığı bir partide, onu firmaya yeni girmiş, son derece çekici bir kadınla samimi pozlarda görür. Ve hemen kuşku başlar, acaba beni aldatıyor mu diye... Tartışmalı bir geceden sonra Michael, o kadının da bulunduğu bir ekiple iş gezisi için Philadelphia'ya gider. Kadınsa bir New York sabahında, eski büyük aşkı olan adamla karşılaşır: Fransız yazar Alex... İçindeki şüphe ve intikam dürtüleri, hâlâ ona âşık gözüken Fransızın bastırmasıyla galeyana gelecek gibidir. Ve aynı gece, kilometrelerin ayırdığı çift, yanı başlarındaki kışkırtıcı kişilerle birlikte evlilik, sadakat ve ihanetin baş aktörleri olduğu bir oyunu, takım halinde oynayacaklardır.
Son Gece bana en çok Mike Nichols'ın olgun çağının o harikulade filmi
Closer/Daha Yaklaş'ı hatırlattı. Tıpkı o film gibi bu da, kadın-erkek ilişkileri denen olaya en yetişkin bir tavırla yaklaşıyor. Her türden klişeyi ustaca önleyerek, ilişki denen şeye yepyeni açılımlar ve ferah verici bir tazelik getirerek...
OYUNCULARIN KATKISI BÜYÜK
Bunda elbette oyuncuların da büyük katkısı var. Keira Knightley,
Karayip Korsanları vb. filmlerin egzotik güzelinden veya Jane Austen uyarlamalarının tozlanmış kırılganlığından böylesine modern ve çağdaş bir kadına nasıl geçebildi? O kesinlikle bir fenomen kadın, bir Audrey Hepburn ve Elizabeth Taylor karışımı. Ve de son derece ince, bir porselen vazo kadar kırılgan güzelliğine iyi oyunculuğu da eklemiş. Bu film onun için
Daha Yaklaş'ın Natalie Portman için yaptığına benzer biçimde, bir dönüm noktası olacak sanırım. Eva Mendes herzamanki gibi çok çekici, çok baştan çıkarıcı, çok dişi. Ve de çok inandırıcı. Sam Worthington, yine
Daha Yaklaş'taki Clive Owen gibi, aksiyondan romantizme geçiş yapıyor.
Terminatör/Kurtuluş, Avatar ve
Titanların Şavaşı'nın kaslı ve kavgacı aktörü, çağdaş erkekliğe adım atıyor! Biraz tökezlemiyor da değil: O iki şahane kadının paylaşamadığı erkek bu mu? Ama yine de uyum sağlıyor ve aksamıyor. Alex'de oyuncu-yönetmen Guillaume Canet, Fransız erkeğinin tüm cazibesini taşıyor. Yan rollerden birinde bir dönemin kendine özgü komik karakter oyuncusu Griffin Dunne da keyifle izleniyor. Ve de bu kesinlikle bir büyük kent filmi. Bir kez daha, New York. Ama dünya üzerindeki herhangi bir metropol olabilir. Parlak ışıklı caddelerin yanıbaşındaki karanlık sokaklar, cıvıl cıvıl buluşma mekanları, şık lokantalar... Kaçınılmaz sıkıcı davetler, gezdirilmesi gereken köpekler, giderilmesi gereken yalnızlıklar, bulunması gereken taksiler... Ve aralarında uzun bir mesafe olan iki insanın, bir gece boyunca evliliklerini kurtarma çabaları. Bu deneyimleri yaşamış herkes görebilir, hatta görmeli. Ama ben ayrıca 'ilişki filmi' yapacağız diye ortaya çıkan bizimkilerin de görmesini ne kadar isterdim!.. Son bir nokta daha... Filmin yönetmeni: İran kökenli Massy Tadjedin (Taceddin). Şimdi ABD'de yaşayıp çalışıyor. Ama insan ilişkilerine bakışı tipik İranlı. Festivalde gösterilen taptaze Altın Ayı ödüllü İran filmi
Bir Ayrılık'ı izlerseniz, ne dediğimi anlarsınız.
SON GECE ****
(Last Night) Yönetim ve senaryo: Massy Tadjedin Görüntü: Peter Deming Müzik: Clint Mansell Oyuncular: Keira Knightley, Sam Worthington, Eva Mendes, Guillaume Canet, Anson Mount, Griffin Dunne Amerikan filmi