- Yalnızsınız. Bu zor gelmiyor mu?
- D.B: Kimseye, hiçbir şeye değişilmeyecek bir şey yalnızlık. Ben yalnızlığımı çok seviyorum. Çok mutluyum. Artık her şeyimi kendim başarıyorum ve inanın ki bir şeye, bir erkeğe ihtiyaç duymuyorum. Bazen biri sırtımı sıvazlasa, saçımı okşasa, diye düşünüyorum ama bu işime sekte vurur gibi kaygılarım da var. Biriyle bir daha hayatı paylaşamayacağım, onu kaldıramayacağım gibi geliyor. Kimseye vakit ayırmak istemiyorum, işime çok zaman harcıyorum. Şu bulunduğumuz mekânda, arkadaşlarımla çok mutluyum.
Evime gittiğim zaman çok mutluyum, araştırıyorum. Bilgisayarım önümde, elimde kâğıt kalemim, kitabım, karşımda televizyonum, örgüm... Yani birini düşünecek, ona ayıracak zamanım da yok. Bunları yapabilir miyim bilmiyorum...
- Âşık olma isteğinizi yok ettiniz yani...
- D.B: Olur muyum bu saatten sonra?
Aşka inanırım tamam da... Bilmiyorum.
- Ölmeden önce yapmak istediğiniz beş şey nedir?
- D.B: Mutlaka resim yapmak istiyorum. Kızımın bir portresini yaptım, daha çok öğrenip, daha iyi yapmak istiyorum. Ses tellerimdeki problemi halledersem kadınları anlatan, kendi yazdığım şiirlerimi, küçük ezgilerle birleştireceğim bir albüm yapmak istiyorum. Benim yüne alerjim var, iki senedir kokulara karşı alerjim var; oda kokularına, oda spreylerine... Dünyada birçok yeri görmek istiyorum. Beşinci pasaportumu aldım bugün. Çok yere gittim ama daha görmek istediğim bir sürü yer var. Oraların kültürlerini, elişlerini görmek, tanımak istiyorum. Ve torunlarıma bakmak istiyorum. Oğlum 30 yaşına geldi, kızlarımın biri 21, biri 20 yaşında. Çocuklarımla her şeyimizi konuşuruz, çok demokratik bir aileyiz, her şeylerini bilirim, hiçbir şeylerini benden saklamazlar. Doğru bildiklerimi söylerim ama 'Şunu yapacaksın,' gibi bir baskı kurmam. İyi ki doğurmuşum. En iyi dostlarım onlar.