Bir haftadır Habertürk'ün sürmanşetinde kullanılan fotoğrafı konuşuyoruz. Konuyu biliyorsunuz; o yüzden kafanızı daha fazla şişirmeyeceğim.
Ben de görüntüyü rahatsız edici bulan, o şekilde kullanılmasının yanlış olduğunu düşünenlerdenim.
O konuyla ilgili sorumluluk Fatih Altaylı'ya aittir.
Yalnız benim dikkatimi çeken başka bir nokta var. Tasvip edilmeyecek bu davranışa, çoğu da eli kalem tutan insanların verdiği tepkiler, bana hiç sağlıklı gelmiyor. Toplumdaki şiddet dürtüsünün yarattığı bir sonucu eleştirirken, ağzından köpükler saçarak, kaleminden kan damlatarak yazanlar; siz de bu şiddetin bir parçasısınız.
Fotoğrafın yayınlandığı gün, ekranlarda çokça görünen yüksek perdeli yorumcuların kullandığı ortak kelimeleri not ettim. İlk üç sırada; 'şerefsiz', 'alçak' ve 'adi' vardı. Biri de halkı, Habertürk önünde eylem yapmaya "Şimdi bu halk, o gazetenin Taksim'deki binasını neden basmaz anlamıyorum!" cümlesiyle çağırıyordu. Yanlış anlamayın; bunlar memleketin marjinal değil, majör kanallarında yaşandı.
Sen insanları bir yeri basmaya davet edeceksin, eleştirirken bile kullandığın kelimeler bel altı olacak; sonra "Bu ülkede neden şiddet var?" diye dert yanacaksın.
O fotoğrafı yayınlayanlara demokratik tepkiyi göstermek herkesin hakkıdır ama unutmayın ki medyada bu bel altı ve üst perdeden köşeli cümleleri kutsayanlar da toplumu saran şiddetin ve kabadayılığın müsebbibidir…