Tasarım, düşüncenin sanatlaşmasıdır
Hasan Bülent Kahraman (Akademisyen)
"Tasarım ürünleri dediğiniz andan itibaren her şey sergilenebilir. Tasarım 21. yüzyılın en büyük yaratım alanlarından birisi oldu. Hatta şunu söylemek gerekir ki, içine mimarlığı da aldıktan sonra, tasarım gerçekten insana zekânın ve yaratıcılığın kesiştiği bir düzlemde son derece şaşırtıcı imkânlar sunuyor. Kaldı ki, sanat bize belki tasarladığımız ama yaşayamayacağımız alanları açar. Oysa tasarım, kullanım sınırlılığı, bir nesne olma somutluğu içinde düşüncenin sanatlaşmasıdır. Modaya gelince bu daha da büyük bir düzlem demektir. Bugün büyük moda tasarımcılarının neredeyse tamamı büyük sanatçılar kabul ediliyor. Moda tasarlamak sadece elbise tasarlamanın çok ötesine geçmiş durumda. Sunum bile başlı başına bir tasarım olgusu. Elbette sanatın sınırsızlığını modanın ölçüleriyle değerlendirmek zor ama sanat-tasarımtüketim gibi kavramları kullanarak bu dünyayı gölgelemek çok eski bir düşünce. Andre Malraux'nun Fransa Kültür Bakanı olarak Chanel'in yapıtlarını müzede sergilemesinden bu yana moda-sanat ilişkisi bambaşka bir noktaya varmıştır ki, İstanbul Modern'de Hüseyin Çağlayan'ın tasarımları bu işin en ileri evrelerinden biri olarak görülebilir. Tekrar sanat-para ilişkisine dönersek, orada bir düğüm var. Bu tür sorular daha çok kariyerlerinin başındaki insanlar için geçerlidir. Belirli bir düzeye geldikten sonra bugün çağdaş sanat ürünlerinin parasal kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığını düşünmek yanlış. Dünya, insan kapitali denen varlıkla karşılaştıktan sonra sanata bir toplumsal sorumluluk bağlamında sermaye yatırıyor. Deutsche Bank, BP ve daha birçokları dünyanın en önemli sanat koleksiyoncuları. Üstelik bu koleksiyonlarda moda tasarımcılarının işleri de bulunuyor. Kısacası sanatın satış motivasyonları bağlamında manipüle edildiğini, modanın bu nedenle daha geniş imkânlara sahip olduğunu düşünmek zor."
Seyirlik her şey sanat eseri değildir
Ahu Antmen (Sanat eleştirmeni)
"Belli bir kavramsal çerçeve dahilinde her türlü nesne 'seyirlik' hale gelebilir ama seyirlik demek 'sanat eseri' demek değildir. Bir tasarım ürününün sergileniyor olması onu illa ki 'sanat eseri' statüsüne yükseltmez. Bir tasarım ürününün de kendi tarihselliği içinde bir değeri, özgün bir yaratıcı boyutu olabilir ve bu da onu pekala seyirlik kılabilir. 'Günlük tüketime yönelik tasarım ürünü'nün bir kültürel veri olarak seyirlik hale gelmesi zaten yeni bir şey değil. Bugün müzelerde seyrettiğimiz pek çok nesnenin aslında günlük tüketime yönelik tasarlanmış eşyalar, dekoratif unsurlar olduğunu unutmamak gerek. Moda sergilerinde tabii farklı bir boyut da var: Günümüzde modern/çağdaş sanat müzeciliği daha geniş kitlelerin ilgisini çekmek için yeni arayışlar içinde. Sanat ve tasarım arasındaki hiyerarşik ayrımın yıkıldığı daha demokratik bir müzecilik anlayışı var. Bu kapsamda belli bir özgün yaratıcılık boyutu olması koşuluyla kıyafetlerden motosikletlere her şey seyirlik hale gelebiliyor ve ilgi çekiyor."
Eserin ne amaçla üretildiği önemli
Nazan Ölçer (Sakıp Sabancı Müzesi Direktörü)
"Günlük tüketime dönük tasarımların bir sanat eseri olarak bir sergide yer alması, her şeyden önce onlara sergisinde yer verecek küratörün bilgi ve vizyonuna, amaçladığı sergi mesajına bağlıdır. Moda dediğimiz çerçeveye giren tasarımları değerlendirirken, onların üretildikleri zaman faktörünü de unutmamak gerek. Dönemlerinin sanat ve beğeni akımlarını yansıtabildikleri ölçüde dönem tarihi incelemelerine önemli bir malzeme oluşturabildikleri gibi, geçmişin veya günümüzün genel tasarım akımları için de değerli bir kaynak değeri taşırlar. Bu açıdan günümüzde modaya geçici bir giyim zevki yansıması gibi değil, ciddi bir tasarım ürünü olarak bakılmaya başlanmasını yadırgamamak gerek. Sanat eseri dediğimiz objenin ne olduğu, ne amaçla üretildiği önemlidir. Moda ile sanat ilişkisini, 'zanaat' ile 'sanat' arasındaki hassas çizgiyi gözardı etmeden değerlendirmek gerekir."
Bu ilişki sanat eleştirisini zenginleştirir
Gül İrepoğlu (Sanat tarihçisi)
"Günlük tüketim ürünü olarak tasarlanmış olsun ya da 'unique' (tek) bir ürün olarak tasarlanmış olsun, bir objenin sanat eseri tanımına girmesi için ticari yönünün değil, yaratıcılığının ön plana çıkması gerekir. Bu durumda her moda sergisine sanat sergisi denemez. Moda da, sanat da yaşama yönelik olgulardır ve birbiri içine geçebilir. Ancak moda bir araç olarak kullanılıp sonucunda bir sanat yapıtı ortaya konulabilir. Ben gelişmeleri olumlu buluyorum. Disiplinlerarası yakın ilişkiler her zaman ilgimi çekmiştir. Sanat dışı kabul edilen moda gibi bir disiplin de 'dönüşme' yaşayabilir. Moda-sanat ilişkisi çağdaş sanat tarihinde çok yönlü ele alınacaktır. Örneğin bir büyük tablodan veya bir edebi metinden esinlenmeler son derece etkileyici yapıtlarda görülebilir ve bunlar artık bağımsız olarak birer değerdir. Genelleme yapmak doğru değil ama moda-sanat ilişkisinin sanat eleştirisini zenginleştirdiğini de söyleyebiliriz."