-
Her gün binlerce yeni konut yapılıyor İstanbul'da. Depreme dayanıklılıkları ölçülüyor mu?
- Binaların denetleme ruhsatını veren ilçe belediyesi. Ayrıca yapı denetim büroları var. Ama asıl denetimi vatandaşın kendisi yapmalı. Bir daire alırken, mutfağına, banyosuna bakıyorsunuz, yapının kendisini kontrol ettirmiyorsunuz. Vatandaşın kontrol sistemini kendisi kurması lazım. Bir daire alırken o yapının bulunduğu ilçe belediyesine yazılı bir müracaatla bu yapının depreme dayanıklı olup olmadığını kontrol ettirmeli. Ruhsatı var mı yok mu diye sormalı.
- Türkiye'de bir deprem endüstrisi oluştuğunu düşünüyor musunuz? Bakıyorsunuz, televizyon kanallarında, farklı bilim adamları farklı şeyler söylüyor.
- Maalesef. Belki biraz da bu güvensizliğin arkasında, ekranlarda gördüğümüz bilim adamlarımızın farklı farklı konuşmaları, birbirleriyle çelişmeleri gibi durumlar var. Hangisine güveneceğini bilemeyen bir yurttaş topluluğu var. Hangisinin dediği doğru? Her biri farklı bir şey söylüyor. Benim ihtisas alanım farklı. Kendi ihtisas alanımla ilgili daha net konuşurum da bir başka bilim dalıyla ilgili ne kadar ne söyleyebilirim. Bir mimar olarak şunu söyleyebilirim: Her türlü zeminde yapı yapılır. Yani zemin kötü olsa da maliyetlerine katlanırsanız, ciddi maliyetler öderseniz, her zeminde yıkılmayacak yapı yapabilirsiniz. Sağlam zeminde de yapı yaparken eğer yapı sistemini doğru kurgulamamış iseniz tek katlı bina dahi olsa, çökebilir. Zeminin sağlam olması bir şey ifade etmez. Pakistan'daki depremde tek katlı kerpiç yapıların hepsi yıkıldı. İran'da da.
- 'Bu olası büyük deprem benim başkanlığım döneminde olmasın,' dediğiniz oluyor mu?
- Bütün samimiyetimle söylüyorum, deprem ne benim dönemimde ne de benim olmadığım dönemlerde olsun. Hele bir kere teknik adamsanız, mimarsanız, sorumluluk taşıyorsunuz. Yapmadığınız binaların bile sorumluluğunu taşıyorsunuz. Bu bakımdan, kendim olayım olmayayım, hiçbir dönemde böyle bir afetin bırakın İstanbul'da, dünyanın başka hiçbir yerinde olmasını istemem.