"EVRENİN DİLİ TANRI'NIN DİLİDİR"
Astroloji ile ilgileniyorsunuz…
2004'te merak sardım, araştırdım. Fakat bahsettiğim astroloji, popüler kültürün yarattığı şekliyle değil. Çünkü bu bir ilim ve bilgiler toplumlardan saklanmış, Eski Mısır'da sadece rahipler biliyorlarmış. Bilgileri iyice öğrenmem lazım diyerek Hakan Kırkoğlu'nun okuluna gittim dört sene boyunca, her hafta sonu… Karanlıkta yürüyorum hissinden kurtuldum. Çünkü depresif bir tarafım da vardır ve özellikle kitap yazarken bundan beslenirim. Neyin neden olduğunu, kaderi anladım. Evrenin dili Tanrı'nın dilidir.
Çok zarif çok hoş ve çok canlı bir kadın. Simsiyah uzun saçları ve koyu gözleri ile parıldayan bir karakter. Sohbeti çok güzel ve anlamlı. Samimiyeti ise gerçek. Disiplinle büyütülmüş, asi tavrı kendi yolunu çizmesine vesile olmuş, hep çok çalışmış ve hayatı genç yaşında anlamış Başak Sayan. İki kitap yazmış, hep merak ederek öğrenmiş, çok okuyan bir çocuk olmuş. Sakin ve huzurlu… Son dizisi "Harem"de oynadığı için çok mutlu. Kitaplarından biri filme çekilecek, yeni kitabı ise yolda.
Herkesin bildiği bir kadın var: İnce-uzun, havalı, esmer… Ama bir de kimsenin tanımadığı bir Başak Sayan var ki oyunculuğunun yanı sıra kitap yazan, belli ki disiplinli, kendine bakan, sürekli gelişen…
Başka bir dış görünüşüm ve farklı bir iç dünyam var. Disiplin benim genetik koduma yerleşmiş. Annem Almanca öğretmeni, babam ise asker. İnsanlara ilk başta mesafeli gelirim, kendimi korumak için geliştirdiğim bir maske bu aslında. İnanılmaz hassasım, kimse kolay kolay anlamaz bu yönümü, kırılganımdır. O kadar çok yara aldım ki savunma mekanizması geliştirmişim. Karşımdakine güvenirsem açabiliyorum içimi.
Ailenizin disiplinli yapısı ilk gençlik yıllarınızda asi davranmanıza neden oldu mu?
Olmaz mı! Çok büyük kırılma noktaları geçirdim ailemle, onların şu andaki insan olmalarında yaşadığımız olayların etkisi büyük. Hiç istemedi babam bu işi yapmamı. Zaten bulunduğum noktaya baktığımda, şimdiki hayat hayaldi. Kocaman kitaplarla dolu bir odada sürekli okuyan bir çocuktum. 18 yaşında bir not yazarak evden ayrıldım, İstanbul'a, halamın kızının evine geldim elimde bavulumla. Üniversiteyi burada okudum. Babama göre bırak bu işi yapmak, başka bir şehirde okuyamazdın bile… Babamla uzun yıllar konuşmadık. O disiplin evet, beni zorladı. Çocukken okuldan sonra eve gitmek rahatlamak demektir, oysa eve gittiğimde beş çayının ardından annem "ne öğrendin getir bakayım" derdi. Odama gider anlamadığım yerleri çalışırdım, annem her gece yazılı ve sözlü yapardı.
Hayatla ilgili neyi çözdünüz bu zamana kadar?
Birkaç şey var. Evrenin bir matematiği var, bir şey olacaksa oluyor. Bu her şey olacağına varacak, bırak demek değil. Senin gitmen gereken bir nokta varsa, kaderinde seni o noktaya götürecek olaylar yaşıyorsun. Evlisin, boşandın veya işinden ayrıldın diyelim… Ben biliyorum ki artık, tüm bunların bir nedeni var. Evren ve enerjiler çok hızlandı. Birisini beğeniyorsun ama ilişki yaşayamıyorsun demek ki o dönem doğru zaman değil. Yıllar sonra o kişiyle buluşuyorsunuz veya buluşmuyorsunuz. Üzüldüğüm bir durum olunca çok hızlı bırakabiliyorum artık, yukarıdakine güveniyorum. Ne varsa, iyi olmam için oluyor. Birisi boşanıyor, bu kötüymüş gibi algılanıyor, belki de iyi olduğunu bir sene sonra anlayacaksın.Aşk acısını ilk ne zaman yaşadınız?
Bir de derler ya hayatta bir kere aşık olunur… Ben ona inanmıyorum. Oscar Wilde hayatta bir kere aşık olduklarını söyleyenler için "ya çok tembel ya da hayal gücünden yoksunlar" demiş. Aşık olursun ama şiddeti farklıdır, kimisi beş, kimisi on şiddetindedir. Aşk anlatılmaz ki yaşadığın heyecan, hep onu düşünmen, karnına krampların girmesi… Bedenin aşkı sana hissettirir. Ütopik bir anlam yükleniyor ya bir kere yaşanır diye çok saçma. Bir süre sonra geçiyor, evet. İlk aşk acımı 19 yaşında yaşadım, çok acılıydı. Kötü bir süreçti… Karşımdaki benden 10 yaş büyüktü daha tecrübeliydi, ben ise duygularımı idare etmeyi bilmiyordum.Bu acının ardından ne yaptınız?
İkili ilişkilerde kadınların yaptığı yanlış ne?
Kaçan kovalanır mı?
Öyledir ama benim için öyle değil. Benden kaçan adamı kovalamam ben o dönemi geçtim ilgisi, sevgisi, şefkati beni besliyor. Bana nasıl davranıyorsa öyle davranabiliyorum karşımdakine. Belki kişisel dönüşümüm ve olgunlaşmamla ilgili bu yaklaşımım, içimdeki duyguyu büyütemiyorum. Adam seninle ilgilenmiyor, aramıyor, sonra birden "aşık oldum"… Olmuyor öyle… Hayatı nasıl yaşayıp, hissediyorsan öyleRol aldığınız son diziniz "Harem"in kadrosuna nasıl dahil oldunuz?
"GERÇEK SEVGİDE RUHUNU BIRAKMAN GEREKİR"
İki kitabınız var ilki "Aşk ve Baştan Çıkarma Üzerine…Bu da yanlış anlaşıldı benim anlattığım kitlesel bir baştan çıkarma.
Nereden aklınıza geldi baştan çıkarma mevzusu?
Bir araştırma kitabı bu. Bir aktör izleyiciyi, liderler toplumları baştan çıkarıyor. Hepsi bir illüzyon yaratmakla alakalı, dinamiği de aynı. Kadın erkek ilişkileri için de geçerli bu dinamik ama ben bunu özel hayatımda tercih etmiyorum, fakat dinamiklerini biliyorum o ayrı… Bütün bunlar sana gerçek sevgiyi getirmiyor, güç kazandırıyor. İlişkilerde de güç savaşı vardır, el değiştirir süreçler, hamleler gücü almak üzerinedir.Baştan çıkarma dinamiğinin formülü nedir?
Şaşırtmak… Beklenilenin tersini yapmak. Öngörülemez olmak yani…
Aynen… Alışılagelenin tersi davranmak, ele geçirilmemek ama aynı zamanda ele geçirilebilir de olmak. Ruhun ise kesinlikle elde edilememesi. Gerçek sevgi değil tabii bu, ruhunu bırakman gerekir.Diğer kitabınız "Bağlanma Korkusu", neden bahsediyordu?
Popüler ilişkilerden… Bir gün geliyor kimisi benim gibi erken, kimisi yaşlandığı zaman veya travmatik bir şey başına gelince fark ediyor hatalarını ve pişmanlıklarını. Kitapta bunu anlatıyorum.Filme çekilecekmiş kitabınız…
Evet. Bu fikir yoktu kitabı yazdığım zaman, bir arkadaşımla sohbet ederken hikayeyi anlatmamı istedi ve çok iyi film olacağını söyledi. Senaryosunu yeni bitirdim, düzeltmelerini yapıyoruz.
Başak Sayan oyuncu kimliği kadar, yazarlık kariyerinde de ilerliyor. Setten vakit buldukça yeni kitabı üzerine çalışıyor.
