Şanssızlığınızın, şansınızın, iş hayatınızdaki dalgalanmaların, yükselişinizin, batışınızın, kötü giden evliliğinizin, müthiş aşk hayatınızın, depresif ruh halinizin ya da sağlık sorunlarınızın sebebinin adınız olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Düşünmeye başlasanız iyi edersiniz.
"BU AD BANA ŞÜKÜR NAMAZI KILARKEN VERİLDİ"
IŞIK ELÇİ (Kişisel gelişim uzmanı)
İsmim Emel'di. İsim değiştirme deneyimim ise tamamen benim seçimim dışında oldu. Bir gün şükür namazı kılarken, bir peygamber tarafından sağ eli başımın üzerine konularak bana üç kez tekrar edildi bu isim. İsmimle birlikte "yeteneklerini kötüye kullanmayacaksın, çağrıldığında geleceksin" dendi. İnanılmaz şaşırdım. Deliriyorum sandım. Ancak ismi kullanmaya başladıktan sonraki gelişmeler öyle olmadığını gösterdi. Bu deneyimden sonra ismi hemen kullanamadım. Buna rağmen evime Işık diye telefonlar gelmeye başladı. Bu arada ilk kitabımı yazmıştım. Yayınevi çok beğendiği halde basımdan son anda vazgeçmişti. Bir arkadaşımla başıma gelen deneyimi paylaştım. O arkadaşım kişisel gelişimle ilgilenen biriydi. Bana bu adı mutlaka kullanmam gerektiğini, bunun bir tesadüf olamayacağını söyledi. Ben de kullanmaya başladım. Daha ilk günün akşamı kitabı basmaktan vazgeçen yayınevinden Hidayet bey telefon açtı. Kitabı basacağını söyledi. Adım değiştikten sonra ilk kitabım çıktı, ardından rüya seminerleri vermeye başladım. Mucizelerle dolu, her anı kutsal bir hayat başladı benim için.
Seslerin frekansının, dolayısıyla isimlerin maddi ve manevi dünyanız üzerinde ciddi etkileri olabiliyor. İsimlerin bu etkilerini inceleyen çalışma alanına akrofonoloji deniyor. Bir akrofonoloji uzmanı olan Kemal Haluk Cebe ile isimlerin sırrı üzerine konuştuk. Adını değiştirdikten sonra hayatı değişenlerin hikayelerini dinledik.
Kemal Haluk Cebe, 76 yılından bu yana yaklaşık 87 bin Türk ismini araştırmış ve isimlerin sahiplerine kattığı özellikleri anlattığı "İsimlerin Sırrı" diye de bir kitap yazmış. Yeni doğacak bebeklere ve kurulacak şirketlere şans verecek isim çalışmaları yaptığı gibi, hayatları boyunca kariyer, aile ve aşk problemleri yaşamış olan insanlara da uygun ek isimler buluyor. Cebe'nin anlattığına göre, harflerin titreşimi evrende belirli anlamları açığa çıkararak, ismin sahibine şanslı ya da şanssız özellikler katıyor:
"Mesela 'Ahmet'lerin yüzde 97'si algılaması yüksek, hayattan sert dersler alan ve aldığı bu sert dersin gücüyle ayakta kalmaya çalışan, dolu dolu yaşayan ve duygularını açıklamakta ketum olan insanlardır. 'Yasemin'lerin yüzde 99'u eş konusunda sıkıntılıdır, boşanmaya meyillidir. Çünkü Y harfi geçmiş sıkıntıları hiç unutturmaz. Negatif bir harftir. H harfi de negatif bir harftir. Mesela benim adım Haluk da öyle. Hayatta mutlaka sert dersler alır. Kendime Kemal adını ekledikten sonra daha mutlu bir insan oldum ben. Deniz veya Derya gibi uniseks isimler de sıkıntı yaratabiliyor. Muhammed, Ali ve Mustafa gibi ağır isim gruplarında da kişi bu adın ağırlığını taşıyamadığı zaman maddi, manevi çok sorun çıkabiliyor. Örneğin psikoloji profesörü Üstün Dökmen hocaya dedelerinden birinin adını vermişler ve ağır gelmiş isim, çocukluğunu hep hasta geçirmiş. Sonra bir komşularının ikazı üzerine ismin ağır geldiğini anlayıp adını değiştirmiş ailesi ve ancak o zaman iyileşmiş."
Dumlupınar denizaltılarının hazin sonu
Cebe, isimlerin kader üzerindeki etkisi üzerine şunları da anlatıyor. 1933 yılında Dumlupınar adındaki denizaltısı Haydarpaşa önlerinde bir gaz tankeriyle çarpışarak batmış. 1953 yılında Dumlupınar adındaki bir başka denizaltı da batarak 88 denizcinin ölümüne yol açmış. Dumlupınar adındaki üçüncü bir denizaltı da 1976 yılında Çanakkale Boğazı'nı geçerken Bir Norveç tankeriyle çarpışarak batmış. Cebe, Dumlupınar adının denizle ilgili işler için uygun olmadığını çünkü bu adın "pınarı durduran" anlamına gelerek su ile zıtlaşma etkisi yarattığını belirtiyor. Çin'de hâlâ geleneksel olarak köylerde çocuklara isim koyucuların isim koyduğunu anlatan Cebe, "Çinliler geleneksel olarak eğer çocuklarına isim koyucular tarafından isim konulmazsa, çocuklarının hasta ya da dertli olacaklarına inanırlar" diyor.
İsmin müziğini yapıyor Şimdiye kadar yaklaşık 5 bin kişiye isim ya da ek isim çalışması yaptığını belirten Cebe, "Bu yaştan sonra etrafımdaki insanlara yeni adımı nasıl kabul ettireyim?" diye soranlara da bir çözüm bulmuş: "Önemli olan günde 15-20 kere o adın frekansını almaktır. Biz kişiye iyi gelecek ismi belirledikten sonra onun frekansının notalarını çıkarıyoruz ve bir melodi haline getiriyoruz. Kişi bunu ister cep telefonu sesi yapar, isterse gün içinde aklına geldikçe dinler. Böylece o adın frekansını aktive etmiş olur. Benim iki kızım var. Biri Tuğba, biri Tuğçe, onlara da Sanima ve Almira isimlerini ekledim. Bu isimleri cep telefonu melodisi olarak kullanıyorlar."
Ek isim verdiklerinin hayatının değiştiğini anlatıyor Cebe: "Evlenemeyen bir hanıma Melisa adını ekledikten üç ay sonra evlendi. Bir hanıma Çolpan adını verdik, bütün iş ve özel hayatı düzeldi." Şirketlerin kendisine personel alımlarında da danıştığını ve personelin isimlerine göre hangi işe uygun olduğunu analiz eden Cebe'nin son çalışması ise isimlere göre diyet çalışması. Bir diyetisyen ve bir endokrinoloji uzmanı doktor arkadaşıyla birlikte sekiz yıldır bin gönüllü üzerinde çalıştıklarını aktaran Cebe, "Harfler kan ve yağ değerleri üzerine de etki yapıyor. İsimlere göre kişinin ne yiyip yiyemeyeceği üzerine çalıştık. Ben kendi üzerimde de denedim. İki ayda 14 kilo verdim" diye özetliyor çalışmasını.
"BU ADI HİNDİSTAN'DA VERDİLER" AMRİT SANGEET
Erdoğan Şemsiyeci (Kişisel gelişim uzmanı)
İsim almak benim için manevi yanı olan bir değişimin bir parçası olarak vuku buldu. Osho'yu ilk okuduğumda hayatımın bambaşka bir yöne gideceğine ilişkin derin bir sezgi oluşmuştu. Bu öylesine anlık bir durumdu ki hiçbir hazırlık, hiçbir ön bilgi yahut koşul içermiyordu. Osho'nun kim yahut ne olduğunu dahi bilmiyordum. Sadece bir metnini okuyordum, bir anda bir şeyler bana içsel olarak tanıdık geldi. İsim almak o anın doğal bir uzantısı olarak belirli bir süre sonra gerçekleşti. Bu üzerinde düşünülmüş bir karar değildi. Kullanmakta olduğum isim benim seçimim olmaksızın bana verilmiş olan her şeyi temsil ediyordu. Oysa ruhumun arzu ettiği, özlem duyduğu varoluşun başka bir titreşime ve simgeye ihtiyacı vardı… 2001 yılında Osho'nun Hindistan'ın Puma şehrindeki merkezine gitmiştim. Bana bu isim orada verildi. Almış olduğum manevi ismim zaten başlamış olan bu süreci simgelediği gibi, diğer bir yönüyle de bu süreci hızlandıran bir etki de yarattı. İçerisinde doğmuş olduğum paradigmanın tüm koşullanmalarını yani diğer bir deyişle geçmişimi simgeleyen eski ismimi kullanmadığımda, benim için yepyeni ve taptaze olan manevi yönelişimin seçmemiş olduğum geçmişimin enerjisinden özgürleştiğini fark ettim. Yeni bilincimi simgeleyen ismim bana geçmişin boyunduruğundan özgürleşme ve serbestleşme şansı verdi.
"SONSUZ"UN ŞANSI
HASAN SONSUZ ÇELİKTAŞ (Spiritüel rehber)
Aslında benim hikayem bir özenişle başlıyor. Üniversite yıllarındayken Edwin "Buzz" Aldrin adında bir astronotun kullandığı "Buzz" takma ismi dikkatimi çekmişti. Açıkçası hoşuma da gitmişti ve sonra ben de sonsuzluk anlamına gelen "Infinity" ismini ismime ekledim. Fakültede faal bir öğrenci olduğum için her türlü aktivitemin altına Hasan "Infinity" Çeliktaş'ı koya koya da bu ismi yaydım. Hatta halen o dönemden bazı hocalarım bana "Infinity" der.
1998'de IRC kanalına ilk kez girdiğimde kendime "Sonsuz" nick'ini koymuştum "Infinity" adını Türkçeleştirerek. Sonra bu isim benimle özdeşleşti. Öyle ki bazen telefon açtığımda "Ben Hasan" derim, "Hasan kim?" derler. 2006'da kızım olduğunda da adını "Sonsuz" koydum. Bu ad şans veriyor.
"KİLOLAR GİTTİ, AŞIK OLDUM"
AYCAN AŞKIM SAROĞLU (Gazeteci yazar)
İsim uzmanı sevgili Zeynep Sevil Alan Güven'e söylemiştim, ben artık değişmek istiyorum diye. Özellikle aşk ve para enerjisinin benzer enerjiler olduğu ve birbirini bütünlediği düşünülürse ikisinde de son yıllarda şansım yaver gitmiyordu. Sonuç olarak sevgili Zeynep bana "Aşkım" adını verdi. Bir kitap yazdım. Tutkunun Kum Saati, hem aşkla hem ezoterizmle alakalı bir roman. Kitabım yeni adımla çıktı. Bir de yıllardır kiloluydum; kilo ile aşk arasında ne yazık ki ters orantı olabiliyor, ruhsal olarak aşık oluyorsun ama önce bedenin beğeniliyor. Beden olarak da kendini un çuvalı gibi hissederken ruhun da aşık olmaya cesaret edemiyor. Karşıma çok sevgili yoga hocam Franz çıktı ve onun beni sert disipline sokması sayesinde kilolar gitti. Ve aşık oldum. İşin ilginci "Aşkım" ismi bana sanki başından beri benimmiş gibi oturdu. Ne ben yadırgıyorum, ne de ailem, ne de arkadaşlarım.
"BİR GÜN İÇİNDE TÜM KAPILAR AÇILMAYA BAŞLADI, EŞİMLE TANIŞTIM"
R. ŞANAL GÜNSELİ (Kişisel gelişim uzmanı)
İnsanın ismi çok önemli. Çünkü düşünsenize hayatınız boyunca kaç kere duyuyorsunuz onu. Ama eğer isminizi duyduğunuz her sefer, kötü bir anlam tekrar bilinçaltınızda uyanıyorsa? Mesela isminizi her duyduğunuzda beceriksiz olduğunuzu bir kez daha hatırlıyorsanız? Çünkü küçük yaşlarda bu isim sizin beceriksiz olduğunuzu düşünen birileri tarafından hep tekrar edilmişse, yavaş yavaş beceriksizce işler yapmaya başlarsınız. O yüzden isminizin ne çağrıştırdığı çok önemli. 45 yaşlarında bir gün evden çıkıp yürürken birden Rıdvan olan ismimi değiştirmem gerektiğini hissettim. Şanal ismini almaya karar verdim. Emin olun, bir gün içinde, önümde kapalı kalmış tüm kapılar bir bir açılmaya başladı. İlk konferansımı başarıyla verdim, ilk kitabımı çıkardım, eşimle tanıştım, kendime bir merkez açtım. Daha sonra da yeni ismimi resmen tescil ettim. Şu anda da insanların isimlerinin negatif anlamlarını temizleme ilgili çalışmalar yapıyorum. Çünkü ismin bir suçu yok, bizim ona ne anlam verdiğimiz önemli.
"ABUS BİR KADINDI, ASIK SURATLI, ÇATIK KAŞLI, MEYMENETSİZ…"
GÜL ABUS SEMERCİ (Yazar)
Aslında Abus'u bundan 20 yıl önce ilk kitabım çıktığında soyadı olarak kullandım. Sevim Burak'ın bir hikayesinde "Abus bir kadındı" cümlesi geçer. Abus çatık kaşlı, asık suratlı manasına geliyor. 90'lı yılların başından söz ediyorum. O senelerde seslerin enerjisi gibi tuhaf trendler yoktu. Biz sadece okuduğumuz yazarlar ve kitaplardan etkilenirdik. Gençtim ve muhtemel babamın soyadını reddetmeyi afili, artistik bir şey sanmıştım. Gül Abus ismiyle kitaplarım çıktı. Çok sonra Semerci'yi de ekledim. İki kere evlendim boşandım, eşlerimin soyadlarını kullanmadım. Sadece nüfus cüzdanımda bir değişiklik oldu. Gül Abus Semerci adıyla yazdım. Bu mahlazın hayatımda değişiklik yaptığını sanmıyorum, 20'li yaşların başındaydım ve güzel şeyler olacak, hayatım elbette değişecekti. Abus'un anlamı meymenetsiz bir şey, söylemiştim; dolayısıyla evrene güzel sinerjiler verdiğini sanmıyorum. Zaten materyalist bir adamım, bu tür şeylere de inanmıyorum doğrusu.
Ürün Dirier
(Bu yazı AKTÜEL Dergisi 25 Ekim 2012 sayı 281'de yer almıştır. )