Esra Yerebakan / NEW YORK
Bu hafta yine dünyaca ünlü bir New York müzesi hakkında ziyaretiniz sırasında işinize yarayacağını düşündüğüm bilgiler vermeye çalışacağım. Dünyanın en önemli sanat müzelerinden biri olarak gösterilen Guggenheim Müzesi, özellikle 'Modern Sanat' meraklılarının bir kez olsun görmek istedikleri bir yer.
Şahane bir mimariyle inşa edilmiş olan Guggenheim Müzesi'nin binası, en az bünyesinde sergilediği eserler kadar dikkat çekici. Bu sebeple bu müzeyi incelerken eserleri bir araya getirip Guggenheim Müzesi'ni kuran Solomon Robert Guggenheim kadar bu son derece farklı binayı inşa eden Frank Lloyd Wright'tan da bahsetmek gerekir.
Guggenheim Müzesi'nin kurucusu Solomon Robert Guggenheim, 1861 yılında ABD'de doğmuş. Başarılı ve zengin bir iş adamı olan Soloman Robert, 1800'lü yılların sonlarına doğru toplamaya başladığı sanat eserlerinden bir koleksiyon oluşturarak bu merakını daha profesyonel bir boyuta taşımayı başarmış. Birinci Dünya Savaş'ının ardından bir nevi emekliliğe ayrılarak koleksiyonuna daha fazla zaman ayırmaya başlamış ve sanat tutkusunu eşine zor rastlanır bir koleksiyonla taçlandırmış.
Dünyaca ünlü birçok ressamın eserlerini toplamayı başaran Soloman Robert, 1930 yılına gelindiğinde başarılı bir ressam olan Hilla von Rebay ile tanışmış ve O'nun da desteğiyle koleksiyonunu diğer sanatseverlerle de paylaşmaya karar vermiş. İlk olarak New York'taki dairesinde ziyarete açtığı galerisinde halen dünyanın en iyileri arasında gösterilen Rudolf Bauer, Marc Chagall, Fernand Léger ve László Moholy-Nagy'nin gibi sanatçıların orijinal eserlerini sergilemiş.
1937 yılına gelindiğinde Guggenheim, sanat danışmanlığını yapan Hilla Von Robert ile birlikte Solomon R. Guggenheim Foundation adını verdikleri sanat vakfını kurarak toplanması ve korunması gereken modern sanat eserleri için dünyanın birçok yerindeki müzelere maddi kaygı gütmeden destek olmuşlar. Vakıf, İtalya Venedik, İspanya Bilbao ve Abu Dhabi'de yine Guggenheim adıyla üç müzenin de kuruculuğunu üstlenmiş. Dünyanın farklı yerlerinde sanat severlerle buluşan Guggenheim Müzeleri'nin en belirgin ortak özelliği sergilediği eserlerden sonra kuşkusuz binalarının farklı mimarisi. Her biri son derece farklı inşa edilen bu müze binaları tek başlarına birer sergi eseri gibiler.
1939 yılına gelindiğinde bu iki sanatsever, Guggenheim Müzesi'nden önceki ilk modern sanat müzeleri olan Museum of Non-Objective Painting'i açmışlar. Hızla büyüyen koleksiyonlarının hali hazırdaki sergi alanlarına sığmamaya başlaması, iyi anlaşan bu iki ortağı harekete geçirmiş ve mimarisiyle de bir modern sanat eseri kıvamında olmasını hayal ettikleri müze binalarının inşası için dönemin en iyi mimarlarından Frank Lloyd Wright ile anlaşmışlar. Gerekli para ve inşaat alanı kendi bütçelerine ek olarak yapılan bağış ve yardımlarla karşılandıktan sonra inşaat başlamış. Ancak Guggenheim'un ömrü hayalini kurduğu yeni müzesini görmeye yetmemiş ve 1949 yılında vefat etmiş. Vefatından dört yıl sonra müzenin Museum of Non-Objective Painting olan adı, Solomon Robert Guggenheim Müzesi olarak değiştirilmiş. 1959 yılında halen benzerleri arasında en iyi mimariye sahip olduğu düşünülen şimdiki binasına da aynı isimle geçmiş.
Girişiyle beraber toplamda altı kattan oluşan Guggenheim Müzesi binasının en dikkat çeken özelliği kuşkusuz merdivensiz oluşu. Frank Lloyd Wright'ın yadsınamaz mimari yeteneği ile inşa ettiği bu harika bina, dışarıdan bakıldığında sarmal şeklinde yükselen katlardan oluşuyor. Hiç merdiven çıkmadan adeta döne döne gezebileceğiniz bu müze binasında, eserlerin birçoğu duvarlarda sergileniyor. Her bir katta bir tarafta duvar bulunurken diğer cephe balkon misali ortak boşluğa bakıyor. Dönem dönem yenileri eklenen eserlerin bir kısmı bu boşluklardan asılarak sergilenerek tüm katlardan görülebilmesi sağlanıyor. Günümüzde de uzmanlarınca övgüyle bahsedilen bu binanın mimarı Frank Lloyd Wright, müzenin açılışını ve inşa ettiği binaya yöneltilen hayran bakışları açılıştan altı önce vefat ettiğinden ne yazık ki görememiş.
Neler sergileniyor?
Eğer siz de çağa ayak uydurarak akıllı telefon kullanmayı tercih edenlerdenseniz müze gezinizden önce telefonunuza Guggenheim uygulamasını indirmenizi kesinlikle tavsiye ederim. Ücretsiz olarak indirebileceğiniz bu uygulama sayesinde sergilenen tüm eserler hakkında merak ettiğiniz tüm detaylara kolayca ulaşabilirsiniz. Uygulama sayesinde erişebilecekleriniz eserler ve sahipleri hakkında bilgilerle sınırlı değil elbette. Gezdiğiniz bina hakkındaki bilgilerden işinizi kolaylaştırarak zaman kazandıracak olan bina krokisine, haftalık programların en güncel halinden sanal bilet gişesine kadar birçok şeye bu program sayesinde ulaşabilirsiniz.
Yaklaşık 500 sanatçının modern tarzda eserlerinin sergilendiği Guggenheim Müzesi'nde, Carlo Accardi'den Alberto Burri'ye, Coa Fei'den Poul Chan'e, Salvador Dali'den Yves Klein'e, Barbara Kruger'dan Henri Lourens'e kadar dünyaca ünlü birçok eseri yakından görme şansını elde edebilirsiniz.
Özellikle modern sanata merak duyan öğrenciler basit bir form doldurarak üye olabilecekleri bu müzenin eşine zor rastlanır derinlikteki kütüphanesinden de ücretsiz olarak faydalanabilirler. Yine öğrencilerin dikkatini çekeceğini düşündüğüm bir başka müze etkinliği ise önceden belirlenen tarihlerde güncel sanatçılar tarafından verilen eğitici seminer ver derslerin varlığı. Belirli bir ücret karşılığı ve rezervasyonla katılabileceğiniz bu dersler için resmi internet sitesinde verilen ayrıntılara mutlaka göz atmalısınız.
Bir tam gün ayırarak gezebileceğiniz bu harika müzede muhtemel açlık ve susuzluğunuz da düşünülmüş. Ufak bir atıştırmalık tercih edenleriniz müze bünyesinde bulunan Cafe 3'e gidebilecekleri gibi daha detaylı bir yemek yemek isteyenleriniz 2010 yılında şık dekorasyonuyla James Beard En İyi Restoran Dekorasyonu Ödülü'nü almaya hak kazanmış olan The WRIGHT Restoran'a uğrayabilirler. (servis saatleri değişiklik gösterdiğinden önceden kontrol etmenizde fayda var.)
Müze bünyesinde, modern sanat eserlerinin minyatür posterlerinden günlük hayatınızda kullanabileceğiniz aksesuarlara kadar çok çeşitli ürünler bulabileceğiniz bir de mağaza var. Dönüşünüzde sizden hediye bekleyen yakınlarınız için uğramak isteyenlerinizin fiyatların biraz yüksek olduğunu da belirtmek isterim.
Nasıl gidilir?
1071 5. Cadde New York adresinde bulunan bu müzeye, 4, 5 ve 6 numaralı trenleri alıp 86. Cadde durağında inerek kolayca varabilirsiniz.
Haftanın her günü sabah saat 10'dan 17.45'e kadar ziyaretçilerini bekleyen müzeye girebilmek için gerekli biletlere girişte bulunan gişelerden ulaşabileceğiniz gibi resmi internet sitesinden de satın alabilirsiniz. Bilet fiyatları, müze üyeleri için 8, dışarıdan gelen ziyaretçiler için 12 dolar olarak belirlenmiş. Grup ziyaretleri için ekstra indirimlerin uygulandığını da bilmenizde fayda var. Müze gezinizi bir rehber eşliğinde ve dolayısıyla daha çok şey öğrenerek gerçekleştirmek istiyorsanız 18 dolar ödeyerek rezervasyonlu turlara da katılabilirsiniz.
Ayrıca Pazar günleri sanatseverler için bir incelik düşünülmüş ve bilet fiyatı ziyaretçinin tercihine bırakılmış. Pazar günleri dilediğiniz kadar bağışta bulunarak dünyaca ünlü bu müzeyi gezebilirsiniz. Ancak yoğun ilgi sebebiyle muhakkak önceden rezervasyon yapmanız gerekiyor. Sürekli değişerek belirlenen haftanın bir günü kapalı olan müzeye gitmek isteyenleriniz, planladıkları gün için muhakkak teyit almalılar.
Tüm New York müzelerinde benzer uygulamaların mevcut olduğunu da bilmenizde fayda var. https://iheartnymuseums.com adresinden tüm müzelerin indirimli ya da ücretsiz giriş hakkı verdiği günlere toplu halde ulaşabilirsiniz.
Bu hafta da severek gezdiğim ve sanat meraklıları için son derece önemli olduğunu düşündüğüm bir New York müzesini daha tanıtmaya çalıştım. Önümüzdeki hafta bir süredir ara verdiğim New York mekanlarından birini daha tanıtacağım. Merak edenlerle aynı adreste buluşmak üzere.
@basharfiie
eybakan@gmail.com