Yılların eskitemediği Türk Halk Müziği sanatçısı İzzet Altınmeşe, bir dönemin televizyon ve sinemasına damga vuran isimlerinden. Yedi sinema filmi var. Daha çocuk yaşta dikkat çeken "yanık" sesine Türk halkı her daim muhabbet beslemiş. Ama O, müzikteki genel yozlaşmadan etkilenerek göz önünden kendi isteğiyle uzaklaşmış. Bunda çağın getirdiği olumlu veya olumsuz değişikliklerin de etkisi olduğunu söylemek mümkün. Ancak Altınmeşe, Devlet Sanatçısı olarak katıldığı Kültür Bakanlığı konserlerinde hala sesiyle her yaştan seyirciyi etkiliyor.
"DEVLET MANİ OLSUN"
Altınmeşe, halkın kendisini ve türkülerini sevmesiyle ilgili şunları söylüyor: "Yeni yetme gençler, eski türkülerin üzerine söz yazıp meyhane havalarıyla ortalığa düşüyor. Biz eskiden 'abidik gubidik' derdik bunlara. Buna devletin mani olması lazım. Deveye demişler boynun niye eğri, demiş ki nerem doğru. Halkın değerlerine saygıları yok. Birey olarak biz bu kadar yapabiliyoruz. Toplumun da gerçek sanatçılara sahip çıkması lazım."
ÜVEY EVLAT MUAMELESİ
Ankara'yı yakından tanıyan, 10 yıla yakın Başkent'te kalan Altınmeşe, pavyonlarda çalınıp söylenen yozlaşmış müziğe karşı devletin mani olması gerektiğini söylüyor. Konserlerinde mutlaka Ankara türkülerine yer verdiğini, bu eserleri halkın çok sevdiğini kaydeden sanatçı, "Ne var ki türküleri tanınmaz hale getirdiler. Nereyi açarsak pop! Ülkenin bir halk müziği var ama o da ne hallere düşürülmüş. Öz müziğimize kendi ülkemizde üvey evlat muamelesi yapılıyor" diyor. Altınmeşe, Ankara türkülerinde de benzer bir sürecin işlediğini vurguladı.
"Türkülerimiz belden aşağı çekiliyor"
Ankara Devlet Türk Halk Müziği Koro Şefi Necmi Kıran: İnsanlarımız saf duygularından uzaklaştırıldı. Pavyonda söylenen şeyi düğünlerde de söyledikleri zaman bu çirkinlik halka yayılıyor. Belden aşağı şeylere maalesef açık hale geldik. Bu müzik türü aile içinde dahi dinleniyor. Böyle bir sarmal var. Sürecin tek taraflı olduğunu düşünmek yanlış olur. Bu kültür aile kurumuna büyük zarar veriyor. Meşrebimize uymayacak espriler alt nesillere aşılanıyor. Türkçe elden gidiyor. Türkülerimizin içindeki tertemiz kelimeler, ifadeler, mecazlarla belden aşağı çekiliyor. Ankara albümü hazırlığımız var. Halkımıza halis Ankara türkülerinden bir sunum yapmak istiyoruz. Dikkat çekmek istediğim bir başka nokta da 'oyun havası' denilerek yapılan işlerin hepsinin aynı kefeye konulması.
'Kamuoyuna tercih sunulması gerekir'
Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Sanatçısı ve Halk Müziği Araştırmacısı Salih Turhan: Ankara başta olmak üzere tüm Türkiye'de bir yozlaşma var. Ankara ezgilerinin ritmik yapısı bu tür bir yozlaştırmaya müsait olduğu için bununla oynuyorlar. Ankara'da pavyon kültürü de oluştu. Bu başka bir şehirde yok. Ankara köylüleri katılıyor, alıcısı bunlar. 50 civarında pavyon var. Buralarda icra ediliyor. Ankara kültürüne sahip çıkan herkes bundan dert yanıyor. Niye okuyorlar efendim, okumasınlar diyorlar. Ama insanları tutamazsınız. Onlar da diyor ki "30-40 senedir Ankara'dayım, Ankaralıyım. İstediğimiz yaparım, keyfimin kahyası mısınız?" Kamuoyuna bir tercih sunulması gerekir. 'Öyle olmaz, böyle olur' demeliyiz. Televizyon ve radyo programları, yarışmalar, albümler yapmalıyız. Şimdi televizyonlarda yıldız arıyorlar. Önce türkülerin nasıl doğru okunduğunu öğretelim, sonra yıldız buluruz! Ben bunu teklif olarak sundum. En azından 2 yılda bir Ankara türküleri icra yarışması düzenlenmeli. Eski icra usülleri dışında kabul edilmemeli. Yüzlerce amatör bu yarışma sayesinde doğru icraları öğrenir. Abartmıyorum 10 yıl içinde de dejenere Ankara havaları ortadan kalkar. Yerel yönetimler de destek vermeli. Halktan oy almak için çağırıp, baş köşeye oturtuyorlar. Böyle olur mu? Uyarılarda bulunulması gerekiyor.