1966 Yozgat doğumluyum. Gazi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Evliyim, bu yıl liseye başlayan Kaan adında bir oğlum var.
Üniversiteyi
Ailemizin Yozgat'ta 1969 yılında temelini attığı bir Renault marka otomobil satış işimiz vardı. Sektör bana yabancı değildi. Bu nedenle ben de bu alanda ticaret yapmak istedim. 1993'te Göral Otomotiv'i kurduk.
Biz Peugeot yetkili bayisiyiz. Hem binek hem de ticari araç satışının yanı sıra servis hizmeti veriyoruz. Boya, kaporta, yedek parça, lastik, boya koruma, kiralık araç ve ikinci el hizmeti, yedek parça tedarikçiliği yapıyoruz. Bir de sigorta acenteliğimiz var.
Bünyemizde 250 çalışan var. Konya Yolu'nda Göral Plaza'da hizmet veriyoruz. Burada büyük bir showroom, sigorta firmalarımız, ikinci el satış ve servisimiz bulunuyor. Beştepe'de de bir satış mağazamız mevcut.
Ülkemizde 2013 yılında 2012'ye oranla yüzde 10-15'lik bir artış hedefleniyor. 2011'in üstüne çıkacağı tahmin ediliyor. Pazarın 900 binlik bir satışla kapanması bekleniyor. Tabi burada faiz, döviz politikalarıyla dövizdeki dalgalanma çok etkili. Faizler şu anda yüzde 0.85 seviyelerinde. Bu biraz daha geriye giderse otomotiv satışlarında ciddi bir artış gerçekleşir.
Her üretici ya da distribütör firmanın yıllık hedefleri var. Bu hedefleri tutturmak için de artık son şans aralık ayı. Firmalar bu nedenle her türlü reklam ve kampanyayı bu ayda fazlasıyla yapıyor. Bu da satışın artmasına neden oluyor.
Şirketler genellikle yıl sonunda alım gerçekleştiriyor. Bu nedenle ekim ayından sonra ticari satışlarımız artıyor. Onun haricinde her çeşit binek ve ticari aracı yıl içerisinde satıyoruz.
MEMNUNİYET ÇOK ÖNEMLİ
Otomobilde ÖTV herkesin kabusu…
Türkiye'de aslında otomotiv pazarı biraz cezalandırılıyor. Sürekli ÖTV ile ince ayar yapılıyor. Ne zaman otomotiv pazarı biraz hareketlense ÖTV'de bir artış söz konusu oluyor. Mayıs ayında 1600 CC'ye kadar olan araçlarda ÖTV yüzde 37'den 41'e çıktı. Bu ince ayarların gerekçesi de 'otomotiv sektöründe cari açığımız çıkıyor' diye ifade ediliyor.
Türkiye'nin ihracatta birinci kalemi otomotiv…
En fazla ihracat otomotivde. Birçok otomotiv firması ve markası Türkiye'den yarı mamul alıyor. Buna kablolar, koltuk kumaşları, plastik aksamlar dahil. Ülkemizde birçok üretici ana firmalara mal tedarik ediyor. Bu yapılan ara mamuller ülkelere gönderilip mamul haline getirilip Türkiye pazarına tekrar giriyor. Türkiye'de çok kalifiye iş gücü var.
Peugeot'da yerli üretim var mı?
Peugeot, Türkiye'de satın alma grubu oluşturdu ve çok ciddi alımlar yapmaya başladı. Zaten araçların bir kısmı Türkiye'de üretiliyor. Bipper ve Partner Orijin modelleri buna en güzel örnek.
Müşteri hizmeti satışı nasıl etkiliyor?
Müşteri memnuniyeti bizim için çok önemli. Serviste ana sloganımız şu: "Gelen her aracı kendinizinmiş, ailenizinmiş gibi düşünün ve müşteriye öyle hizmet verin." Danışmanlarımız bu bilinçle aracı teslim alıyor ve her türlü probleminin giderildiğinden emin bir şekilde yeni alınmış bir araba gibi gıcır gıcır geri müşteriye teslim ediyor. Bu da müşterilerimizin Peugeot'ya tutku ile bağlanmasına neden oluyor.
Yeni hedefleriniz var mı?
2013'ün otomotiv sektöründe daha iyi bir yıl olacağını düşünüyoruz. Yeni bir markayı da bünyemize alma çalışmalarımız var. Onu da kısa bir süre sonra duyarsınız.
'10 BİN ÇOCUK GİYDİRECEĞİZ'
Bir derneğin de başkanısınız ayrıca…
Evet, Genç Girişim ve Yönetişim Derneği'nin başkanıyım. Derneğimizin amacı üyelerimiz arası ticareti geliştirmek, üyelerimizin birbirleriyle ilişkilerini sağlamlaştırmak, sorunlarına çözüm yolları aramak ve bunları basına yansıtıp o konuda dikkat çekmek, eğitimler, paneller, seminerler düzenlemek. Ayrıca sosyal yardımlar yapmak, gençlerin eğitimine katkıda bulunmak, onlara mentorluk yapmak başlıca amaçlarımızdan.
Şu an güzel bir projeniz var. Ondan bahseder misiniz?
Kendimize 10 bin çocuk giydirme hedefi koymuştuk. Şu anda okulları gezip ihtiyaç sahibi çocuklarımızı tespit edip onları giydirmeye başladık. Bu yardımlarımızın devamı gelecek. Yardımda bulunmak isteyenlerle ihtiyacı olanları buluşturuyoruz. O çocukların gözündeki sevinç pırıltısını görmek bizler için en büyük mutluluk.
2 yıldır dalgıçlık ve karting yapıyor
Hobileriniz var mı?
İki senedir yılda 4-5 defa Kaş, Kalkan, Fethiye, Bodrum gibi yerlerde dalış yapıyorum. Şu anda iki yıldızlı dalgıcım. Onun yanı sıra kartingle ilgileniyorum. Kartingde Ankara Kış Turnuvası'nda 2.'liğim var. Hız merakımı bu şekilde gideriyorum. Trafikte kurallara uymayı severim. Güvenlik her şeyden daha önemli.
Hangi takımı tutuyorsunuz?
Fenerbahçeliyim. Sezonda hemen hemen her maçına gitmeye çalışıyorum. Stadda seyredemiyorsam ekran başında mutlaka izliyorum. Ayrıca Fenerbahçeli İşadamları Derneği'nin de kurucu üyesi ve yönetim kurulu üyeliğini yapıyorum. Fenerbahçe 25 milyon taraftarı olan çok büyük bir camia. Fenerbahçeli olmaktan gurur duyuyorum.
Peki, Ankara'da yaşamak nasıl bir duygu?
Ankara'da yaşamak insana alışkanlık yapıyor. Büyükşehir olmasına rağmen yaşanması çok kolay bir şehir İstanbul'a göre. Ankara'nın tek eksiği deniz. Ama Ankara insana o kadar güzel şeyler sunan bir şehir ki denizin yokluğunu anlamıyorsunuz bile… İş ve siyasi çevresi olarak çok zengin. Her şeyden önce hükümet burada. Birçok önemli sivil toplum kuruluşu burada. TOBB, TÜRMOB, TESK, TESKOMB gibi…