Sekiz aylık dönem içerisinde en çok hoşunuza giden icraatınız ne oldu?\n\n¦ Irkçı cinayetler konusunda yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?Vicdan testini kaldırmak büyük bir icraattı ama benim için sadece bir imzalık işti. Keşke çifte vatandaşlık konusunda da aynı başarıya ulaşabilseydik. Çok şeyi denedim ama hepsini gerçekleştirmek için siyasi destek ve siyasi çoğunluk gerekiyor.\n\n
¦ Yapmasaydım dediğiniz ne var?\n\nDikkatli adım atmaya çalışıyorum ama Die Welt’te çıkan haber bir hataydı. O fırsatı vermemeliydim. Yanlış bir şey söylemedim ama yanlış yansıtıldı.\n\n
¦ Irkçı cinayetler konusunda yapılan çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?\n\nÇalışmalar yetersiz. 9 insan ölmüş, çok az bilgi var ve bunların üzerine gidilmesi gerekirken, Alman medyasının Cumhurbaşkanı’nı harcamaya kalkmasını gündem saptırma olarak görüyorum. Asıl skandal bu. Bettina Wulff’un hangi elbiseyi giydiği, Cumhurbaşkanı’nın hangi uçakla uçtuğu, hangi bankadan nasıl kredi aldığı beni ilgilendiren konular değil. Asıl önemli konuların konuşulmamasından çok rahatsızlık duyuyorum.\n\n
Olay tesadüfen ortaya çıkmış olsa da tüm ilgili makamlar olayın ciddiyetle üzerine gideceklerini söylediler. İlk günlerdeki kararlılık sürüyor mu, sürmüyorsa bunun nedeni ne olabilir?\n\nSiyasette ibreler hızlı dönüyor, gündem çabuk değişiyor, herhalde ondandır.\n\n
WULFF'A DESTEK ÇIKTI\n\n
¦ Sizce Cumhurbaşkanı’na bir haksızlık mı yapılıyor?\n\nCumhurbaşkanı Wulff’u seversiniz, ya da sevmezsiniz. Yaptığı şeyin yanlış olduğunu da itiraf ediyor. Bunlar insani şeyler. Kredi alırken, uygun bir kredi almak istemesi son derece insani bir durum. Bankaya gidince en pahalı krediyi değil en ucuzunu almaya uğraşırsınız. Ama ardından çorap söküğü gibi, “Ama beş yıl önce şuraya uçmuştu?”, Eşinin giydiği elbise Alman elbisesi miydi?” gibi konular son derece mide bulandırıcı ve makama hiçbir şekilde saygının olmadığını gösteriyor.Eleştiri yapılır ama her şeyin bir adabı olmalı. Bunun gündeme gelmesini farklı sebeplere bağlıyorum. SPD, CDU’nun üzerine giderek gücünü zayıflatmaya çalışırken, CDU’nun içerisindekiler Wulff’un çizgisinden rahatsızlık duyanlar ise Wulff’u yok etmeye çalışıyor. Medya ise tiraj peşinde. Bunlara baktığımızda farklı sebepler bir oldu da bir araya geliyor. Yani, birileri ortak kararlılık ortaya koyup “Wulff’u bitirelim çünkü” demiyor. Herkesin motivasyonu farklı. Ama sonuçta yapılanlardan son derece rahatsızım. Wulff’un her şeye rağmen çok kötü bir cumhurbaşkanı olduğunu düşünmüyorum. Topluma açık davranmasını bilen biri ve ilk konuşmasında “İslam Almanya’ya aittir” diyerek benim de takdirimi toplamış birisi. İsterdim ki Wulff’un daha önce desteklemiş olduğu kişiler şimdi ona sahip çıksın. Bilinçli bir toplum ancak ayakkabılarla sarayın önünde gösteri yapılması beni çok şaşırttı.\n\n
¦ İlk icraatlarınızdan biri vicdan testini kaldırmak oldu. Testin kaldırılmasının ardından vatandaşlığa geçişte önemli bir artış oldu mu?\n\nBaşvuranlara hemen yanıt verilmediği için şu an artış olup olmadığını söylemek erken. Martta vatandaşlığa geçiş kampanyası başlatacağız. Vicdan testinin kaldırılması ve yaptığımız kampanyanın vatandaşlığa geçişte ne denli etkin olduğunu bir araştırmayla tespit edeceğiz. Bütçeden ciddi bir pay ayırdık.\n\n
¦ Göreve ilk geldiğiniz dönemde uyum planı hazırladığınızdan söz ettiniz. Bu plan ne aşamada?\n\nİlk olarak 11 konu başlığı altında durum tespiti yapmıştık. Bunu 4 ana başlık altında topladık ve 54 proje hazırladık. Uyum konusunu geniş yelpazeye yaydık. Uyumda esas olan katılım ve fırsat eşitliğidir. Şayet eğitimde, iş, ekonomi piyasasında, siyasi ve sosyal alanda katılımı sağlayabiliyorsanız ya da eşit sayılara sahip olabiliyorsak uyum o zaman gerçekleşmiştir. Hala okullarda göçmen kökenlilerin başarısızlık oranları ve fakirlik oranı Alman akranlarından iki kat daha yüksek. Siyasi katılım noktasında yabancılar arasında ciddi sorunlar var. Sorunların çözümü için detaylı projeler belirledik.\n\n
¦ Bilkay Öney, Türk toplumunda kabul gördü mü?\n\nHedefim kendimi kabul ettirmek değil, işimi doğru yapmak. İşini yaparken belli kesimler rahatsızlık da duyacak. Bunlar arasında Türkler de Almanlar da var. Ben onları baz alarak hareket edemem. İşimi doğru yapmanın peşindeyim. Bu konuda da ödün vermem ve kendi çizdiğim çizgide ilerlerim.\n\n
¦ Başbakan Erdoğan ile Türkiye’de bir araya geldiniz. Görüşmede hangi konuları ele aldınız?\n\nSayın Başbakan, AB konusunda olumlu gelişmenin olmadığından şikayetçi oldu. Bunun dışında aile birleşiminde dil testinin haksız olduğundan söz etti.\n\n
¦ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’da uyum hakkındaki duruşunu nasıl buluyorsunuz?\n\nTürklerin Almanya’ya uyumu konusundaki duruşunu samimi buluyorum. Türkiye işbirliğine açık. Bizim tarafımızda, yani Almanya’da bir hazımsızlık ve önyargı var. Bunun sebebini çözemedim. Türkiye’de belli konularda çok birikim var, örneğini kadın ve aile içi şiddet konusu gibi. Onların bana bir broşür vermesi bile bizi çok rahatlatacak. O broşürü çıkarmak, zaman alıyor vs. Örneğin aile danışma merkezlerinden faydalanmak, Türk-Alman Gençlik Vakfı’nın kurulup önyargıların giderilmesi gibi. Türkiye bunları isterken, Alman tarafından bu konularda gelen eleştiriler o kadar aykırı ki çok şaşırıyorum. Benim gidip Türkiye’den emir aldığımı dile getirenler bile oldu. Uyum için çalışma yapmak zorundayım ve bu benim görevim. Bütçem de kısıtlı olduğu için kendime bu alanda çalışacak partner bulmak zorundayım. Almanya’da yaşayan en büyük grup Türkler ise benim Türklerle çalışmam gerek. Bunda tuhaf bir şey yok ki. Uyumu güçlendirmek için kadını güçlendirmek lazım. Çünkü çocukla daha çok kadın ilgileniyor. İkincisi aile danışma merkezleri. Okullarda, yuvalarda sokağa çıkamaza bile kadın çocuğu yuvaya götürmek zorunda. Durum böyle olunca yan odalarda kadınları bilgilendirici toplantılar da yapılırsa, kadınların işine yarıyor. Dil testinin uygulanmaması için sokağa çıkmış biriyim ancak Türk toplumundan bu konuda yeterince destek gelmedi. İnsanların aile birleşiminde araya süre girmemesi için dil testinin Almanya’da uygulanmasını istedim.\n\n
ÖZEL HAYATIM PEK YOK\n\n
¦ Türk siyasetçiler, Türk medyasına ayrı, Alman medyasına ayrı konuşuyor gibi bir kanı var. Bu konuda siz hangi noktadasınız?\n\nTürk medyasının çok iyi takip edildiğini eskiden beri çok iyi biliyorum. Her söylediğimin gün ışığına çıkacağını biliyorum. Bu yüzden ona farklı, buna farklı konuşamam.\n\n
¦ Eyalet Başbakanı Winfried Kretschmann, Eyalet Başbakan Yardımcısı Nils Schmid ile ilişkileriniz nasıl?\n\nKretschmann’a çok saygı duyuyorum. Eyalette de herkes tarafından çok seviliyor. Nils Schmid’i çok takdir ediyorum, hem siyasi çizgisini hem de kişiliğini çok beğeniyorum, çünkü Nils Schmid, sadece işini yapıyor ve kimse hakkında konuşmuyor. Siyasette nadir bulunan bir insan tipi.\n\n
¦ Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Almanya ziyaretini nasıl değerlendiriyorsunuz?\n\nBence gerekliydi. Yerinde tespit önemliydi ve bunu yapmış olması önemli.\n\n
¦ Yoğun bir temponuz var. Özel hayata ne kadar zaman ayırabiliyorsunuz?\n\nBerlin’deyken tatilimi Türkiye’de geçirirdim. Şu an Stuttgart’ta oturduğum için tatilimi Berlin’de geçiriyorum. Ailemi, arkadaşlarımı, kardeşlerimi özlüyorum. Stuttgart’ta iş dışında televizyon seyredip, evimi temizleyip, kitap okuma fırsatı bulabiliyorum. Ajandam neredeyse her gün 23:00’e kadar dolu oluyor. Bazen saat 20.00’de eve gittiğimde bir ‘oh’ çekiyorum. Kitap okurken dinleniyorum.\n\n \n\n
RÖPORTAJ: Mikdat KARAALİOĞLU - Cemil ALBAY / FRANKFURT