TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da yapılan G-20 Ülkeleri Parlamento Başkanları 3. İstişare Toplantısı’nı Anadolu Ajansı (AA) ve TRT’ye değerlendirdi. Toplantının gündemindeki konuların bütün ülkeleri ilgilendirdiğini belirten Çiçek, dünyada medeniyetler arasında değil, barbarlıklar arasında çatışma olduğunu savundu. Kültürler ve medeniyetlerin birbirleriyel diyalog içerisinde bulunduğunu kaydeden Çiçek, “Doğru olan, çatışma kültürünü egemen kılmak değil; dayanışmayı, diyaloğu ve işbirliğini öne çıkarmaktır” dedi.\n\n
‘İSLAM TAVIR KOYMALI’\n\nAvrupa’da yaşanan İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığının ekonomik krizle bağlantısının sorulması üzerine Çiçek, şunları söyledi: “Maalesef Avrupa’da ırkçılık her geçen gün yükselmekte ve bu görüşü benimsemiş partilerin oy oranlarında da artış gözlemlenmektedir. İslam karşıtlığının yaygınlaşmış olması... Bunlar diyaloğu engelleyen faktörlerdir.” Cemil Çiçek, “İslam karşıtlığı ve yabancı düşmanlığını neye bağlayabiliriz?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Bir algı meselesi. Avrupa’da, Neo-Nazi hareketleri, ırkçılık ve radikalizmin geliştiği ülkelerde yaşanan sosyal sorunlar var. İşsizlik, göç, uyuşturucu gibi. Bunları büyük ölçüde dışarıdan gelen insanlara yüklüyorlar. Bu insanların önemli bir kısmı da 3. dünya ülkeleri ile az gelişmiş ülkelerden geliyor ve bunların bir bölümü de Müslüman. İşin kolaycılığına kaçıyorlar ve her türlü problemin kaynağı olarak da bu kesimleri görüyorlar.” Çiçek, münferit olayların terörle İslam arasında bir özdeşleşme algılamasını doğurduğuna işaret ederek, başka ülkelerin konuyu istismar etmemesi için İslam ülkelerinin tavır koyması gerektiğini ifade etti.\n\n
‘İYİMSER OLMAK İSTİYORUM AMA...’\n\nMeclis Başkanı Çiçek, “Almanya’da 8 Türk’ün ölümü ile ilgili anma töreni düzenlenecek olmasını olumlu bir davranış olarak değerlendirebilir miyiz?” sorusu üzerine şunları söyledi: “Bu tek başına yetmez. Tek bir kınama deklarasyonuyla, anma töreniyle bu mesele geçiştirilebilecek bir durum değil. Çok köklü tedbirlerin alınması lazım. Olayların bu noktaya gelmeden önce Almanya’da baz vatandaşlarımızın evleri ve işyerleri yakıldı. Bu tehlike, adım adım ‘geliyorum’ diye işaretlerini verdi. İşin bu noktasında iyimser olmak istiyorum. Bu faaliyetlerin içerisinde bazı devlet görevlerinin olduğuna ilişkin ifadeler ise endişeyi bir kat daha arttırıyor.”