Bavyera Eyalet Meclisi NSU Cinayetlerini Araştırma Komisyonu Başkanı Franz Schindler, Avrupa SABAH’a özel açıklamalarda bulundu. Aşırı sağın 1994 yılından, ilk cinayetin işlendiği 2000 yılına kadar her geçen sene daha radikalleştiğini ve şiddete yöneldiğini söyleyen Schindler, “Henüz isimizin yarısını bile yapamadık” dedi. Almanya’nın Bavyera Eyaleti’nde, özellikle de Kuzey Bavyera’daki aşırı sağ faaliyetlerin dikkat çekici bir şekilde arttığını ve şiddete yöneldiğini belirten Schindler, “Bavyera’daki Neo-Nazilerin Thüringen’dekilerle birlikte yaptıkları faaliyetleri mercek altına aldık. Her iki taraf da çok sık birbirlerini ziyaret etmişler” diye konuştu. NSU üçlüsü Uwe Mundlos, Uwe Böhnhardt ve Beate Zschaepe’nin de bu tip toplantılara katıldıklarını söyleyen Schindler, “Bunlar anayasayı koruma kurumları ve emniyet teşkilatındaki devlet koruma birimleri tarafından tespit edildi. Yani sağ gözün kapalı, kör olması tezi bu anlamda yanlış” dedi.\n\n
EYALETLERİN İLETİŞİMSİZLİĞİ\n\nDevletin birimlerinin bu konuda bilgisi olduğundan emin olduğunu vurgulayan Schindler, aşırı sağın radikalleşmesinin tamamen küçümsendiğini belirtti. Eyaletler arasındaki iletişimin kötü denecek kadar zayıf olduğunu kaydeden başkan, “Her birimin kendi sorumluluk alanından dışarı çıkmıyor. Tino Brandt, Thüringen Anayasayı Koruma Teşkilatı hesabına çalışan bir aşırı sağcıydı. Buna karşılık Bavyera adına çalışan Kai Dalek casusluk isini sadece para için yaptı. Bunlar ise yaramayan bilgiler verip ödenen vergi paralarıyla yaşadılar. Her ikisi de aşırı sağ bir örgüt kurmak için görevlendirdiler ve bunda azımsanmayacak bir katkıda bulundular. Bu arada aralarında Mandy Struck, Bolek ve Gerlach gibi isimlerin de bulunduğu koruyucuları ortaya çıktı. Bunlar yaklaşık 100 kişilik işbirlikçiler listesinde yer alıyor” dedi.\n\n
İŞBİRLİKÇİLERİN KORUMASI\n\nTino Brandt, Dalek ve NSU üçlüsü arasında bir bağlantı olduğunun henüz ispat edilemedigi kaydeden Schindler, “Dosyaları inceledik ve bir şey bulamadık. Bavyera İçişleri Bakanlığı da bir sorumuz üzerine, hiçbir dosyanın yok edilmediğini belirtti. Cinayetlerin NSU tarafından işlendiğinin ortaya çıktığı 4 Kasım 2011 tarihine kadar olan dosyalar rutin bir şekilde yok edildi. Bunların arasında, 1999 tarihinde aşırı sağ bir yürüyüşe katılan Mandy Struck’un dosyası da 2004 senesinde muhtemelen yok edildi” dedi. Schindler şöyle konuştu: “NSU üçlüsünün 12-13 sene boyunca farkedilmeden yaşamalarının iki nedeni olabilir: Birincisi, dış dünyayla bağlantılarının tamamen kesilmesi. Eski arkadaş ve çevreleri ile bağlantılarının tamamen kopması. Sadece çekirdek grup olan Wohlleben, Eminger kardeşler ve Mandy Struck gibilerle bağlantı halinde kaldılar. Ayrıca kesinlikle sabit hat veya cep telefonu kullanmadılar. Telefon kulübelerinden haberleştiler. İkinci olasılık olarak, çevrelerinde onları koruyanların olmaları. İşbirlikçiler bu üçlüyü öylesine korudu ki; kimse bunların yeraltına girmesini önleyemedi. Anayasayı Koruma Teşkilatlarının “öylesine güzel saklandılar ki; bulamadık” demeleri bana şahsen inandırıcı gelmiyor. Bunlar normal yaşama katıldılar, tatil yaptılar ve mesela Beate Zschaepe kedilerini besledi. Veterinere gitti. Birlikte Yunan lokantasında yemek yediler.” Yabancı düşmanlığı motifinin ön plana alınmadığını kaydeden Scihdler, şöyle devam etti: “Bizim dışımızda da araştırma komisyonları var. Bavyera’da bizim görevimiz burada aşırı sağın ortaya çıkması, burada işlenen cinayetler ve zanlıların bulunamaması. Parlamentoda da bu olayın siyası boyutunu araştırarak, polisin Nürnberg’deki Enver Simsek cinayetinin (11 Eylül 2000) işlenmesine kadar haberdar olmaması. Polis olayla ilgili olabilecek her şeyi inceledi. Ancak baştan yanlış bir yola girdi. Yabancı düşmanlığı motifi öncelikle ele alınmadı. Olayın soruşturmasını yapan komiser Vögele muhtemelen, ‘baştan bu yana yabancı düşmanlığını da motif olarak düşündük, ancak bir kanıt bulamadık’ diyecek”.\n\n
Hükümet, güvenlik yasalarını inceleyecek\n\nALMAN hükümeti, bir komisyon oluşturarak ülkedeki güvenlik yasalarını inceleyecek. Federal Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ülkedeki güvenlik yasalarını incelemek için bir komisyon kurulduğu ve bu komisyonun ilk toplantısını 28 Ocak Pazartesi günü yapacağı belirtildi. Komisyona, Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberg ve İçişleri Bakanı Hans- Peter Friedrich’in başkanlık yapacağı bildirildi. Komisyonun 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra terörle mücadele kapsamında çıkarılan yasaları değerlendireceği ve sonuçlar çıkaracağı ifade edildi. Bu kapsamda 8’i Türk 10 kişiyi öldüren aşırı sağcı “Nasyonal Sosyalist Yeraltı” (NSU) terör hücresinin soruşturmasında yapılan ağır ihmallerden de sonuçlar çıkarılacağı kaydedildi. Komisyonda ayrıca, Federal Başsavcı Monika Harms ve Federal Meclis’in eski Başkan Yardımcısı Burkhard Hirsch’in üye olarak yer alacağı bildirildi.\n\n
Seçilen isimler tatsız tuzsuz\n\nOLAYLARIN aydınlatılması için kullanılan “Hilal”, “Boğaziçi” veya “döner cinayetleri” deyimlerinin tatsız tuzsuz deyimler olduğunu anlatan Schindler, yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Bu deyimler bir grup insanı zan altında bırakıyor. Ayrıca cinayet kurbanlarının ailelerine yapılanları da tasvip etmek mümkün değil. Zaten acı içinde olana insanları dolaylı veya doğrudan cinayetlere katılmakla suçlamak kabul edilemez. Kurbanların ailelerinin acılarını paylaşıyor ve onlara maddi ve manevi yardımda bulunmanın bir zorunluluk olduğunu sanıyorum. Federal düzeyde bu konuda çalışmalar yapıldığını biliyorum. Ayrıca polsin dışında gazetecilik maskesi altında gizli bir soruşturmanın yapılmasını da gereksiz buluyorum. Aşırı sağ eğilimlere karşı toplumun tepki göstermesi ve suç oluşturan öğeleri belirlemesi lazım. Polisin bu konuda daha da fazla görev alması lazım. Polisi denetlemek anayasayı koruma teşkilatını yönlendirmekten daha kolay.”\n\n