Almanya’da 2000-2007 yılları arasında 8’i Türk, biri Yunan, biri polis olmak üzere 10 kişinin ‘Nasyonal Sosyalist Yeraltı’ (NSU) adlı Neo- Nazi örgütünün kurbanı olduğunun ortaya çıkması yakınları üzerindeki kuşkuların da kalkmasına neden oldu. Alman yetkililer 12 yıl boyunca cinayetlerin aileler ya da Türk toplumu içinde gerçekleştirildiğine odaklandığı için katillerin Neo-Nazi olması şok etkisi yarattı. Seri cinayetlerin ilk kurbanı olan çiçekçi Enver Şimsek’in kızı Semiya Şimsek Demirtaş (26), katillerin Neo-Nazi olduğunu öğrenince Türkiye’ye dönme kararı aldı. Eşi Fatih ile babasının memleketi Isparta’ya yerleşti. Genç kadın, yıl boyunca yaşadıkları kâbusu Milliyet’ten Gizem Acar’a anlattı.\n\n
Katillerin bulundugunu nasıl öğrendiniz?\n\n-Medyadan öğrendik. Dosyaya bakan Federal Kriminal Polis Ofisi’ni aradım. “Size hiçbir bilgi veremeyiz. Der Spiegel ya da Bild’i okuyun ona göre bilgi alın” dediler. Ben de yüzüne kapattım. Bizimle görüşen polislerden biri aradım, “Evet, öyle bir şey var. Gerçekten öyleyse bizi de kandırdılar” dedi.\n\n
Alman polisi ve istihbaratı seri cinayetlerde aileleri suçladı. Size yönelik tutumları nasıldı?\n\n- İlk suçlama annemin üzerineydi. Almanya’da Türk toplumundaki cinayetlerin genellikle eşi tarafından işlendiğini söylediler. ‘Eşinin bir miktar parası varsa karısı onu rahat yaşayayım diye öldürüyor’ dediler. Dayılarımla plan yapıldığı söylendi. Cinayet günü 15 polis evi bastı. Annemin hiçbir şeyden haberi yoktu, kahvaltı yapıyordu. Polisler “Kocanı öldürdün, şimdi rahat bir kahve mi içiyorsun” dediler. Annem şoka girdi. Babamın öldüğü gün hastanede yatarken saatlerce ifade verdi, kendisini savunmakla meşguldü.\n\n
Cinayet sonrasında polisin baskısı sürdü mü?\n\n- Evde artık polislerle iç içeydik, her gün bizdelerdi. Artık normal bir hayat haline gelmişti. Ben 14 yaşındaydım, ben dahil tüm aileden DNA örnekleri, parmak izleri aldılar, evimizdeki toz dahi alındı. Tüm ailenin, babamın görüştüğü kişilerin telefonları dinlendi. Yasak olduğu halde arabalarımıza dinleme ve izleme cihazları taktılar. Bir kadın fotoğrafı ile gelip anneme babamın başka bir kadınla yaşadığını, iki tane çocuğu olduğunu söylediler. Olmayan şeyleri getirip annemin babama olan güvenini yıkmaya çalıştılar. Babamı uyuşturucu kaçakçısı olmakla suçladılar. Köpeklerle evi arıyorlardı. Hollanda’ya çiçek almak için sık sık gidip geliyordu. Hollanda uyuşturucu ülkesi diyorlardı, ama aynı zamanda çiçek ülkesi. Babamızı savunduğumuzda “Herkesin karanlık bir tarafı vardır” diyorlardı. Bu, Türk ailelerine olan ön yargıdan kaynaklanıyor.\n\n
İkinci cinayetten sonra neler değişti?\n\n- Baktılar ki aile Bursa’dan, kullanılan silah aynı ama hiçbir ilgimiz yok. Polisler yine geliyor, aranızda bağlantı var mı diye soruyorlardı. Her ölümde tekrar üzerimize baskı geliyordu. Yıllar boyunca hep başka nedenler aradılar. Türkiye’den MHP’ye kadar geldi, ‘onlar mı yaptı’ denildi. ‘PKK ile bir bağlantınız var mı’ dediler. (Kurbanlardan Mehmet Kubaşık’ın kızı) Gamze Kubaşık ile yakın dostuz. Onlara da aynı baskı uygulanmış. Onun babası beşinci kurban. Bu baskının beşinci kişide olması normal değil. Seri cinayet olduğu ortaya çıkmış, neden hâlâ aile içinde arıyorsun? Biz cinayetten sonra hep ırkçılık olabilir diyorduk. Bize ‘sağcılar olsaydı kendileri ile övünmek için, kendi kitlelerinde propoganda yapmak için iz bırakırlardı’ diyorlardı.\n\n
Sizden özür dilendi mi?\n\n- Başbakan Angela Merkel diledi. Ama 12 seneyi 3 saniye özür dilemekle düzeltemezsin. Sen o insanların yaşadığı psikolojiyi anlayamazsın. İleri dönük tedbirler alıp gerçekten anladığınızı gösterceksin ki ben seni affedeyim.\n\n
Almanya’nın artık ırkçılığa daha fazla dikkat edeceğine inanıyor musunuz?\n\n- Almanya’nın bir şeyleri değiştirmek istediğine inanıyorum. Bizimle yakından ilgileniyorlar. Cumhurbaşkanı (Joachim Gauck) ile toplantılar oluyor. Okullarda bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor. Merkel bize bir yetkili tayin etti, onunla sürekli irtibat halindeyiz.\n\n
Almanya’daki mahkeme süreci nasıl işleyecek?\n\n- İddiname hazır. Büyük ihtimalle nisan ayında mahkeme başlayacak.\n\n
Mahkemede (hayatta olan tek NSU üyesi) Beate Zschäpe’yi görmek istiyor musunuz?\n\n- Tabii ki görmek istiyorum. ‘Niçin o aileler de başka bir 10 kişi değil’ demek istiyorum.\n\n
Neden Türkiye’de yaşama kararı aldınız?\n\n- Türkiye’de ömür boyu yaşamak aklımın ucundan bile geçmiyordu. Öyle bir noktaya geldim ki yaşadığım ülkeden nefret ettim. Senelerce kendizini o ülkeye ait olarak görüyorsunuz, sonra anlıyorsunuz ki siz o ülkeye ait değilsiniz. O zaman eşimle de tanışmıştık. Nerede yaşayacağımızı konuşuyorduk, ben direkt Türkiye dedim. Haziran 2102’de taşındık.\n\n
Alıştınız mı?\n\n- Alıştım, gayet mutluyum.\n\n
Alman hükümetinden ne bekliyorsunuz?\n\n- Türklere yönelik önyargı kalksın. Almaya’da Türklerin rahat bir ortamda yaşamasını istiyorum. Almanlar neye sahipse, orada doğan insanlar da ona sahip olsun. Ben orada doğdum büyüdüm, bizim onlardan hiçbir farkımız yok. Ama sadece Alman değil Türk hükümetinin de ihmalleri var. Size bir örnek vereyim, Marco’yu hatırlıyorsunuz (2007’de Antalya’da 13 yaşındaki bir kıza tecavüz eden 17 yaşındaki Alman Marco W. iki ülke arasında krize neden olmuştu). Alman devleti tecavüz ettiğini bildiği halde onu bırakmadı, kaç tane avukat gönderdi. 8 Türk vatandaşı öldü, neden Almanya’ya baskı yapmadılar. 12 sene boyunca onlar da sanki bu ailelerin bir suçu vardır gibi düşündüler. Türkiye’den polisler geldi, Alman polisi ne dediyse dinleyip gittiler. Kurbanlardan Halit Yozgat’ın ailesi yardım istemek için başbakanlığa kadar gitti ama hiçbir sonuç çıkmadı.\nİntihar ettiler\nAlmanya’da Eisenach kentinde 4 Kasım 2011’de banka soygununun ardından yakalanacaklarını anlayan Uwe Böhnhart ve Uwe Mudlos intihar etti. Üzerlerinde cinayetlerde kullanılan silah bulundu, Nasyonal Sosyalist Yeraltı adlı bir örgüt olduğu ortaya çıktı. Kadın üye Beate Zschäpe ise teslim oldu.