Süper kahramanları pompalıyor bize herkes... Ama hayat süper kahramanların yaptıklarını değil, sıradan insanın kahramanlığının daha makbul olduğunu bize gösteriyor her defasında. Ki kahramanlığın da ölçüsü, derecesi, kriteri yoktur...
Bazen küçücük bir çocuğun elindeki lokmasını bir serçeyle paylaşmasıdır kahramanlık. Bazen aç komşusunun yaşadıklarına dayanamayıp ona bir kap yemek götürmesidir. Kimi zaman hiç tanımadığı bir insan için fedakarca, cesaretle ona yardım etmek için canını dişine takmaktır. Bazen bir ideal uğruna ölümü göze almaktır... Yani biraz da vicdanını sesiyle hareket etmektir kahramanlık...
Bu gözle bakınca bolca kahraman görürsünüz bu topraklarda... Belki süper değildirler onlar ama süperlerden daha kahramanlardır...
15 Temmuz gazisi Sabri Ünal'ı hatırlayın. İki tank geçti üzerinden ama ayağa kalkıp yine direndi ülkesi için. Peki bir düşünün hangi süper kahraman bu kadar dirayetli çıktı? Ya 15 Temmuz şehidi Ömer Halisdemir? İnandığı dava uğruna canını verdi gözünü kırpmadan ve bir ülkenin de kaderini değiştirdi. Kaç süper var böylesi bir düşünün?
2016'yı geride bırakırken bu toprakların kahramanlarını analım istedik. Elbet 15 Temmuz şehitleri, gazileri bu yılın esaslı kahramanlarıydı. Ama şu fani dünyada kendince, insanlıklarıyla, vicdanlarının sesiyle, eylemleriyle, yardımseverlikleriyle daha nice kahramanlar çıkardı bu topraklar. Kimi öğrencisini kurtarmak için canını verdi, kimi zehirlenen komşusunu kurtarmak için çabaladı. Minik bir lösemi hastasını mutlu etmek, hayalini gerçekleştirmek için onlarca insan uğraştı büyük bir sürpriz için...
İşte bu toprakların çıkardığı gerçek kahramanlar!
ŞEHİTLER

İki kurşunla ülkenin kaderini değiştirdi
Tarih 15 Temmuz... Görev başındaydı Ömer Halisdemir. Sıkıntılıydı. O akşam babası Hasan Hüseyin Halisdemir'i aradı. "Baba içimde bir his var" dedi. "Ağır bir his var, ağırlık üzerime çok bastı." Babası da "Oğlum dikkatli ol, tedbirli ol. Allah muhafaza bir şeyler olabilir" diye telkin etti. Ömer Halisdemir ise bu telkine karşılık "Baba çok hisliyim, şiddetleniyorum" diye cevap verdi. Sonrasındaysa telefonu çaldı. Arayan, Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı'ydı. Semih Terzi'nin cuntacı olduğunu, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı ele geçirmek için yola çıktığını söyledi. "Senden son bir görev isteyeceğim" deyip Terzi'yi öldürmesini emretti. Sonra da "Hakkını helal et" diyerek bu görevin sonunda şehit olmak da var demeye getirdi. Ömer Halisdemir "Emriniz başım üstüne. Hakkınız helal olsun" diyerek cevap verdi komutanına. Emri aldıktan sonra hiç tereddüt etmeden planını yaptı. Aksakallı Paşa'dan aldığı emrin üzerinden dakikalar geçtikten sonra Terzi'ye sıktığı iki kurşunla bir ülkenin ve hepimizin kaderini değiştirdi. Nasıl mı? Terzi durdurulamamış ve Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı ele geçirmiş olsaydı karargahtan Türkiye'nin dört bir yanındaki birliklere emirler geçilecek ve bu birliklerin darbe kalkışmasına katılması sağlanacaktı. Ama Ömer Halisdemir bu büyük planı canı pahasına iki kurşunla bozdu...
Her şeyin başladığı yerde darbeye direndi

Darbe kalkışmasının olduğunu duyduğu an fırladı yerinden Erol Olçok. Yanında 16 yaşındaki oğlu Abdullah Tayyip Olçok da vardı. Adı sonradan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olan Boğaziçi Köprüsü'ne gitti. Dikildi askerin karşısına... Önce kendi sonra oğlu şehit düştü...

Darbe girişiminin ilk şehitlerindendi baba-oğul. Şehit olduğu haberi kulaktan kulağa dolaşıyordu. Herkesin Erol Abi'si yoktu artık... İstanbul'a okumaya geldiği yolculukta geçtiği ve hiç unutmadığı Boğaziçi Köprüsü'nde hain darbe girişimine direnirken vurulmuştu.
Ve diğerleri

15 Temmuz gecesi darbe kalkışmasına toplumun her kesiminden insanlar direndi. Hem de canları pahasına... 246 yurttaşımız bu direnişte yaşamını yitirdi. Cumhurbaşkanı danışmanı Mustafa Varank'ın kardeşi Prof. Dr. İlhan Varank (45) da vardı yaşamını yitirenler arasında. İstanbul'da Vatan Caddesi'nde vurularak şehit olmuştu. Haki Aras, Varank'ın vurulduğu noktaya yakın bir yerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde şehit düştü. Ahmet Kara ve üç çocuk babası Adil Büyükcengiz de yine Aras ile aynı yerde şehit edildi. O gün İstanbul sokaklarında şehit düşenler arasında 26 yaşındaki Fatih Dalgıç da Fahrettin Yavuz da vardı. 24 yaşındaki Burak Cantürk babasıyla demokrasiye sahip çıkmak için Çengelköy'e gitmişti. Orada şehit edildi. Burhan Öner de evliydi ve iki çocuğu vardı. Direnmek, demokrasiye sahip çıkmak için sokaklara çıktı ve şehit düştü.

Ankara'da polis memuru Hakan Yorulmaz Ankara Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı'na yapılan saldırıda meslektaşları Dursun Acar, Hurşit Uzel, Alpaslan Yazıcı, Edip Zengin ve Halil Hamuryen ile birlikte yaşamını yitirdi. Bülent Karalı Cumhurbaşkanlığı Külliyesi önüne gitmişti o kara günde. Külliyeye yapılan saldırılar sırasında vefat etti. Hasan Yılmaz, Kazan'da 20 yaşındaki Fatih Kalu ile Ali Mehmet Urel ise başkent sokaklarında şehit oldu darbecilere direnirken. Bir çocuğu bulunan polis memuru Demet Sezer de 15 Temmuz şehitleri arasındaydı...
SURİYELİ AİLEYE SAHİP ÇIKTI

Nebiha Acar, İzmir'deki evinde bir akşam otururken pencereden gördü Suriyeli Hashemi ailesini. Soğuk havada karşıdaki boş binaya sığınmışlardı. O gece uyku girmedi gözüne... Gece yarısıydı kalktı, yatak ve battaniye götürdü onlara. Sabah olunca yine düşündü. Ne yer ne içerlerdi.Yemek pişirip götürdü. Sonra onların 'ailesi' oldu. Nebiha Acar eşinden kalan 600 TL aylıkla geçinen ama gönlü zengin bir insanımız. Vicdanı onun kıblesi...
KOMŞULARINI KURTARDI
Aydın Nazilli'de oturan Osman Çal işten yeni gelmişti ki, kapı çaldı. Komşusunun torunu "Kapıyı çalıyorum ama açmıyorlar, içeriden is kokusu geliyor, yardım edin" deyince bir hışımla fırladı. Zor oldu ama kapıyı açtı ve karbonmonoksitten zehirlenen ve bayılan komşusu Ayşe teyzesi ve Bekir abisini kurtardı. Sonra da onlar gibi dumandan sersemlemiş Yeşim adlı muhabbet kuşlarını... Osman Bey'e göre kim olsa yapardı onun yaptıklarını.
ÜVEY KIZINI HAYATA DÖNDÜRDÜ
Geçirdiği trafik kazası sonrası felç olan, konuşma, oturma ve ellerini kullanma fonksiyonlarını kaybeden Hanife Altakhan'ın uzun süren tedavisi sonrasında ağzından çıkan ilk cümle "Canım anneciğim" olmuştu. Ama bu cümleyi söylemesindeki başarının arkasında bir fedakarlık ve kahramanlık hikayesi var. Ona, üvey annesi Saniye Altakhan sahip çıktı ve yıllarca Hanife Hanım'a bakıp tedavisi için mücadele verdi. Saniye Hanım'ın mücadelesine nasıl olur bir üvey anne bu kadar uğraşır mı diye şaşıranlar oldu. Ama o "Anne annedir. Ben insanım, insan olmanın bedelleri var" dedi.
BİR AİLENİN KAHRAMANI OLDU

Mikail Balaban, Malatya İnönü Mahallesi'nde, Mavigöz Sokak'tan geçerken dokuz yaşındaki Elçin'in oturduğu evin penceresinden yardım çığlıklarını duydu. Evde yangın çıkmıştı. Hiç düşünmeden apartmanın birinci katına koştu, Elçin'i, kardeşleri Ekin'i, iki aylık bebeği ve annesini kurtardı. İtfaiyenin ve sağlık ekiplerinin gelmesiyle aileye hemen müdahale yapıldı. Akgün ailesi büyük bir facia atlatmıştı. Mikail Bey de onların kahramanı olmuştu...
HER ŞEY ÖĞRENCİLER İÇİN
Semih Düren ile Sibel Düren Ağrı'da görev yapan öğretmen çift. Semih Bey Osman Gazi Ortaokulu'nda, Sibel Hanım Yunus Emre İlkokulu'nda çalışıyor. Her hafta iki kız iki erkek dört öğrenciyi evlerinden taksiyle alıp evlerine getiriyor, kendi elleriyle hazırladıkları kahvaltıya buyur ediyorlar. Sonrasında kitap okuma saati, parka götürme ve öğlen yemeği var. Öğretmen çift "Yunus Emre İlkokulu'nun olduğu Fatih Mahallesi dar gelirli ailelerin yaşadığı bir yer. Bu vesile ile hem aileler ile kaynaşmış oluyoruz, hem de çocukların yüzünü güldürüyoruz." diyor.
ZİYA YUSUF CAN'I POLİS YAPTILAR

Gaziantepli 6 yaşındaki Ziya Yusuf Can Mermer'e lösemi teşhisi konulduktan sonra hayatı değişti. Tedavi sürecinde anne Mukaddes Uzun da Bir Adım Bir Umut Elele Derneği ile tanıştı. Yusuf'un hayali polis olmaktı. Dernek gönüllüleri bunu öğrenince ona doğum gününde organize bir sürpriz hazırladılar ve ilin Emniyet Müdürlüğü ile temasa geçip yardım istediler. Özel bir ekip hastaneye geldi. Ziya Yusuf Can'a bir üniforma verildi. Makam aracı ile Emniyet Müdürlüğü'ne gitti. Gaziantep İl Emniyet Müdürü Osman Ak karşıladı. Kendisi için hazırlanan polis kimliği verildi. Ziya Yusuf Can şaşkındı çünkü kendini rüyada sanıyordu.
NEHİRE ATLADI
İbrahim Cenk, memleketi Adana'ya tatil için gitmişti. Arabasıyla giderken Seyhan Nehri üzerindeki köprüden birinin düştüğünü gördü. Koşarak köprüye vardı ve nehre atladı. Döndü Akçan'ı kurtardı. Akçan baş dönmesi nedeniyle doktora gidiyordu aslında. Ama yolda yine rahatsızlandığı için dengesi kaybedip nehre düşmüştü. Kimya öğretmeni olan İbrahim Cenk ise yaşananlardan sonra "Can kurtardık demeyelim her vatandaşın yapması gereken görevi yaptım" diyerek mütevazi bir tavır takındı.
BİR EKMEK BEDAVA
Artvinli Cemil Aymen, Çarşı Mahallesi'nde bulunan Habazoğlu Büfe'de, toplumsal dayanışma nasıl olurmuş herkese gösteriyor. Kampanya şöyle: Her ayın ilk perşembe günü bir ekmek alana ikincisi bedava. 8 metrekarelik büfeden çıkan bir iyilik hamlesi.
BİR EĞİTİM NEFERİ

Sınıf öğretmeni Ahmet Cebeci'yi unutmak mümkün mü? Hani şu geçtiğimiz haziran Osmaniye'den geziden dönen öğrenci, veli ve öğretmenlerin bulunduğu minibüsün sulama kanalına düşmesi sonucu gerçekleşen vahim kazanın kahramanı. 14 kişinin yaşamını yitirdiği vahim kazada hemen suya daldı ve sırasıyla öğrencilerini kurtardı. Dördüncü defa suya daldıktan sonra ise bir daha çıkamadı.
UÇAKTAN HASTANEYE

45 yaşındaki Hilmi Güler, THY ile Hamburg'tan İstanbul'a uçarken birden fenalaştı. Pilot Ebru Ünsal Atatürk Havalimanı'ndaki kuleyle irtibata geçti. Uçağa öncelik izni verildi. Hilmi Bey sağlık ekiplerine teslim edildi. Ünsal, serinkanlı girişimi ile yolcusunun hayatını kurtardı.
POLİSE SİPER OLAN ASKER
Şırnak'ın Cizre ilçesinde PKK ile girdikleri çatışmada tank üzerindeki özel harekat polisi ağır yaralanmıştı. Asker de o bölgedeydi. Operasyon bölgesindeki görevli asker İsmail Ertem, polisi gördü ve çatışma sırasında hemen üzerine yatarak siper oldu.
GENÇLERİ KURTARDI AMA

Muhammet Kazancıoğlu, kayınvalidesi ve hamile eşiyle deniz kenarında gezintiye çıkmıştı. Antalya Konyaaltı Plajı'ndayken, gözüne dalgalar arasında kalarak boğulmak üzere olan gençler takıldı. Denize atladı ve iki genci kurtardı. Ancak dalgalar nedeniyle bu kez kendisi boğularak, hayatını kaybetti.
HAVADA YAKALADI
Kastamonu'da Azdavay'da oturan Sigar Kaya, üç yaşındaki oğlunu bırakarak, alışverişe gitmişti. Döndüğünde oğlundan anahtarı balkondan atmasını istedi. Ancak oğlu annesini yanlış anlayarak, kendisini balkondan aşağıya bıraktı. Ancak şanslıydı. Çünkü, o sırada balkonun altında Zabıta memuru Ömer Yıldız vardı. Ömer Bey tenteye çarpan çocuğu havada yakalamayı başarmıştı.
ŞOFÖRÜN İNSANLIĞI

Manisa'da halk otobüsü şoförü Murat Uysal yolculardan birinin kalp krizi geçirdiğini görünce güzergahı değiştirerek yolcuyu hastaneye yetişirdi.
BÖBREK SIRASINI GENCE VERDİ
Ağrı'da bedensel engelli 31 yaşındaki Mesut İrvül, böbrek nakli sırası gelmişken, kendisinden daha acil durumdaki bir kız hastaya sırasını vermesiyle Türkiye'nin gündemine oturdu.
SELİN İSVEÇ'İN KAHRAMANI OLDU

İsveç'te yaşayan 13 yaşındaki Selin Fortacı, sokakta eşi tarafından dövülen kadını kurtararak polisi aradı ve kahraman ilan edildi.
POLİSTEN İNSANLIK DERSİ
Adana Seyhan'da terör örgütü PKK yandaşları, yol kapatıp ateş yakarak polise molotof, havai fişek atarak saldırmıştı. Polis gruba ateş ederek karşılık verince, A.Y bacağından yaralandı. Polis, yaralıyı olay yerinden çıkardı, hastaneye götürdü.
TANKLARA MEYDAN OKUDU, DİRENİŞİN SİMGESİ OLDU
Mucizeler de kahramanlığa dairdir... Sabri Ünal'ın 15 Temmuz gecesi tankları durdurma çabası tam da bu sözün göstergesi değil mi? Üstüne üstüne hızla gelen tankı durdurmak için bedenini, canını ortaya koydu Sabri Bey. Tank üstünden geçti ve o sağ kurtuldu. Mucize gibi ama o buna aldırmadan tekrar üzerine gelen ikinci tankı durdurmak için bir kez daha siper etti canını... Bu sefer sağ kolu ezildi ama yine ayağa kalkıp direnmeye devam etti...
15 Temmuz'un akabinde bir güvenlik kamerasından izleyince hayrete düştüğümüz o görüntüler, bildik Amerikan süper kahramanlı filmlerden biri değildi. Gerçekti! Evet mücizeviydi! Velhasıl darbeye direnişin mucizesiydi...
Sonraki günlerde Sabri Bey 15 Temmuz'daki sivil direnişin simgelerinden biri oldu. Neler yaşadığını da kolunun tedavisi için yattığı hastane odasında anlatmıştı: "Televizyonda Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamasını duydum. Pendik'te oturuyorum. Hemen gittim kardeşlerimi uyandırdım. 'Darbe oluyor kalkın' dedim ve çıktık. En yakın karakola gittik. Polislerin alınacağını, silahlarına el koymak isteneceğini duymuştuk. Ama gittiğimiz yerde öyle bir şey yoktu. Biz de Kaynarca'ya gittik. Kartal köprüsünde minibüsten, indik, karşımızda askerler vardı. Komutan geldi, 'Biz darbe yapmıyoruz' falan diyerek üzerime yürüdü. Ben de kız kardeşimin verdiği biber gazını yüzüne sıktım, gözünü bir güzel yaktım.
Üsküdar'a gece bir buçukta ulaşabildik. Bağlarbaşı'ndan yukarı doğru çıkıyordum elimde sadece üç tane taş vardı. Elimdeki taşlarla tanka karşılık verdim, ilk tankın orta açıklığına yattım, ezilmedim. Ayağa kalktım ikinci tank geldi. Sağa kaçmaya çalıştım, kaçamayacağımı anlayınca tekrar tankın ortasına yattım. Tankın paletleri kolumun üzerinden geçti, sağ kolum yaralandı. Tank benim üzerimden geçti ama milletin iradesi o kadar güçlüydü ki, 500 metre ileri gitmeden o iki tankı ele geçirmeyi başarmışlar".
GAZİLER

Safiye Bayat: 1982 İstanbul doğumlu, üç çocuk annesi. 15 Temmuz gecesi televizyonda Boğaziçi Köprüsü'nün kapatıldığını görünce hemen sokağa çıktı. Güzeltepe'den köprüye kadar yürüdü. Sonrasında köprüyü tutan cuntacıların karşısına tek başına çıktı. Yaralanan bir hanımefendiye yardım ederken bir kurşun da ona isabet etti ve bacağından yaralandı.
Can Cumhurcu: 15 Temmuz darbe gecesi en çok şehit ve gazi veren Çengelköy Mahallesi'nden Can Cumhurcu da, darbeci askerlerin kurşunlarına hedef oldu. Mahalleliyi sokağa döken, karakoldaki polislere destek veren Cumhurcu, ateşlenen bir G3 mermisiyle kasığından ve kalçasından vuruldu.
Recep Erkovan: 58 yaşındaki Recep Erkovan eniştesi ve oğluyla birlikte gittiği köprüde ayağından vuruldu.

Metin Doğan: Darbe girişiminin olduğu gece Atatürk Havalimanı'na giderek oradaki tankın önüne yattı. Özel dersler veren Doğan'ın 15 Temmuz gecesi yaptığı bu hareket, tüm dünyanın takdirini topladı.
Yasin Bayar: 28 yaşındaki taksi şoförü Yasin Bayar, 15 Temmuz günü spor salonundan çıkıp evine gitti. TRT ekranlarından darbe girişimini öğrendi. Tek isteği şehit olmaktı. Arkadaşlarıyla birlikte köprüye gitti. Vurulan bir arkadaşını taşırken sırtından girip göğsünden çıkan bir mermiyle yere düştü.
Gülşah Karaca: Milli Eğitim Bakanlığı çalışanı Gülşah Karaca, FETÖ'nün darbe girişimine engel olmak için 15 Temmuz gecesi Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne gitti. Babası ve kız kardeşiyle gittiği emniyet müdürlüğünün önünde vuruldu.
Musa İlhan: Belediye çalışanı İlhan, AKOM'un önüne gitti, darbeci askerler yere doğru ateş açtığı sırada seken kurşunla göğsünden vuruldu. Kalbinin altına gelen kurşun, çıkarılamadı onunla yaşıyor.
Yusuf Çiftçi: Darbe girişiminin ilk saatlerinde, protesto için 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne gelenlerden biriydi. Darbecilerle mücadele eden Çiftçi, bir yaralıya yardım ederken dizinden vuruldu. Vurulduktan üç gün sonra ameliyat oldu ve dizine platin takıldı.
Hasan Genç: 15 Temmuz gecesi darbe girişimi yapıldığını duyar duymaz, Pendik'ten motosikletine atladı ve soluğu 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde aldı. Genç, köprüde ilk vurulanlardan biri oldu. Omzundan ve bacağından yaralandı; o şekilde 45 dakika yerde yattı. Yanına gelen ve kendini ona siper eden bir kadın sayesinde kurtuldu.

Adviye Gül İsmailoğlu: 14 yaşında. Darbe girişiminin yaşandığı gece İBB'nin önünde kolundan girip sırtından çıkan kurşunla vurularak yaralandı.
Mesut Akyüz: İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde çalışıyordu. İşten daha yeni gelmişti ki, televizyondan darbe girişimini öğrendi. Kardeşleri, anne ve babasıyla birlikte İBB'nin önüne gitti. Askerler ateş ediyordu. O, darbecilerin havaya ateş ettiğini düşünürken bir anda vurulduğunu anladı.
Cemil Akay: 15 Temmuz darbe gecesi henüz bir yaşındaki oğlu ve eşini evde bırakıp arkadaşlarıyla birlikte Çengelköy'e gitti. Darbecilerin açtığı ateş sonucu, kolundan ve boynundan yaralandı. Hastanede gözünü açtığında ilk olarak "Hükümet düştü mü?" diye sordu.

Ömer Dondurma: 14 yaşında, İBB'nin Saraçhanedeki binasının önünde darbeci hainler tarafından vuruldu. Üzerine gelen kurşunların telefonuna isabet etmesiyle şans eseri hayatta kaldı.
Sebahattin Ocak: 64 yaşında. O gece erkenden uyudu. Gece oğlunun "Baba ne uyuyorsun, darbe oluyor" sözleriyle uyandı. Gerçeği öğrenince önce Kısıklı'ya ardından da köprüye gitti. Darbecilere doğru kalabalıkla birlikte en önde yürürken ayağından vuruldu. Köprüde vurulan ilk üç-dört kişiden biri.

Mustafa Zorava: Gece yarısı uyandığında okunan salalarla bir şeylerin ters gittiğini anladı. Hemen dışarı çıktı. Sokakta rastladığı kalabalıkla birlikte TAİ'nin önüne gitti. Orada üzerlerine kurşun yağdı. Pek çok kişi şehit düştü; o da ayağından yaralandı.