Bundan 97 yıl önce, Erzurum vilayetinin Kiğı sancağında geçiyor hikâyemiz. Şimdi Bingöl’e bağlı küçük bir ilçe olan Kiğı, o günlerde Kürtlerin, Türklerin ve Ermenilerin yaşadığı önemli bir merkezdi. Büyüklü küçüklü 363 köyü olan Kiğı’nın nüfusu o günlerde 60 bine dayanıyordu ve bunun 20 binini Ermeniler oluşturuyordu. 1880’den sonra Orta Avrupa’yı kasıp kavuran ekonomik kriz, özellikle Avrupa ve Ortadoğu’dan bir göç daglası yarattı. Ekonomik krizin yanı sıra, azınlıkları hedefleyen İttihatçı baskıları Amerika’ya kapağı atmayı, bir kurtuluş haline dönüştürdü. Kanada ve ABD’ye sanayi işçisi olmak üzere birçok işçi yollara düştü. Türkiye’den ise en çok Kiğılılar, Harputlular, Muşlular, Vanlılar, Sivaslılar, Erzincanlılar vardı yola düşenlerin arasında. Bir hafta yürüyerek Trabzon limanına varıyor ve Trabzon’dan İstanbul’a gidecek gemileri bekliyorlardı. Önce İstanbul’a, oradan da gemiyle Fransa’nın Marsilya limanına ulaşıyorlardı. O yıllarda Marsilya, Anadolulu işçiler için önemli bir limandı. Çünkü Amerika yolculuğu için, bir yakın bulma, iş ayarlama organizasyonlarının ilk ayağı Marsilya’ydı. Anadolu’dan gelenler için de Marsilya adeta bir konaklama merkezi olmuştu. Hatta bu göçmen işçi akışını değerlendiren girişimci bir Kiğılı, ‘Hotel de Keghist’ (Otel Kiğılı) adlı bir otel açtı. Tüm zamanların en büyük gemisi Titanik, 10 Nisan 1912’de İngiltere’den New York’a gitmek üzere Southampton Limanı’ndan demir alarak okyanusa açılmıştı. Titanik’in o zamana kadar inşa edilmiş en güvenli gemi olduğu söyleniyordu. Bu yüzden gemi mühendisleri 20 filikanın gereğinden fazla olduğuna inanmışlardı. Dünyanın en zenginleri, en yoksul mültecileri ve içerideki gemi mürettebatı ile beraber toplam 2 bin 200 kişiyi barındırıyordu. Titanik’in üç sınıf yolcusu vardı. Lüks olan birinci sınıf 293, ikinci sınıf 285, üçüncü sınıf ise 710 yolcu kapasitesine sahipti. Toplam 899 da personeli vardı. Yolculuğun dördüncü günü, yani 13 Nisanı, 14’üne bağlayan gece saat 23.30 sularında Titanik büyük bir buz dağına çarptı. Yaşanan, ölümcül bir çarpışmaydı. Gemi batmaya başladı. Çarpışmadan 2 saat 40 dakika sonra Titanik tamamen sulara gömüldü. Ertesi gün yakınlardan geçen The Carpathia gemisi yardıma yetişti. Buz gibi sularda filikalar içinde yaşam mücadelesi veren 705 kişiyi kurtardı, 1522 kişi hayatını kaybetti.
ÖLEN DÖRT KİĞILI
Bu büyük deniz kazasının Anadolu’yla yıllar sonra ortaya çıkan bağlantısı ise, üçüncü sınıf yolcu listesindeki altı Anadolulu Ermeni. Beşi Erzurum eyaletine bağlı Kiğı’dan, biri ise Varto’nun Abosknak (şimdiki adıyla Akkonak) Köyü’nden altı yolcu, umut olarak gördükleri Amerika’ya gitmek için gemideydi. Titanik’in kayıtlarında ‘işçi’ olarak kaydedilen bu altı Anadolulu, gemiye Fransa’nın Cherburg Limanı’ndan binmişti. Kazanın sonucunda dördü hayatını kaybetmişti ancak içlerinden sadece birinin, Maprie Der Zakarian’ın cesedi bulundu ve Kanada Halifax’taki Fairview Lawn Mezarlığı’na defnedildi. Diğer üç ceset ise hiçbir zaman bulunamadı. Cesedi bulunan Mapri Der Zakarian, Titanik kayıtlarına göre 22 yaşındaydı ve ikametgâhı Kiğı- Türkiye olarak geçiyordu. Üçüncü sınıf yolcuydu ve 2656 numaralı biletini, 7.4 Şilin 6 Dimes’e satın almıştı. Gemiden ineceği yer Kanada’ydı. Hayatını kaybeden bir diğer Kiğılı ise Sarkis Mardirosyan’dı. 25 yaşındaki Mardirosyan’ın mesleği Titanik kayıtlarına ‘çiftçi’ olarak kaydedilmişti. 2655 numaralı biletini aynı ücrete satın almıştı ve gideceği istikamet de aynıydı. Kayıtlara göre ailesinin izi Beyrut Lübnan’da bulunan Mardirosyan, Amerikalı bir Ermeniydi ve Lyon’da bir antikacı dükkânı vardı. Kiğı’ya ailesini ve akrabalarını görmeye gelmişti. Üçüncü yolcu Artin Zakarian ise hayatını kaybettiğinde 27 yaşındaydı, evliydi ve üç oğlu vardı. Üçüncü sınıf yolcu listesinde adı geçen ve meslek hanesinde ‘işçi’ yazan Zakarian, 2669 numaralı biletin sahibiydi ve hemşehrileriyle aynı durakta inecekti. Hayatını kaybeden dördüncü yolcu ise Arsen Sirayinan’dı. Bekârdı, 22 yaşındaydı ABD yollarına düştüğünde ve mesleği ‘çiftçi’ olarak yazılmıştı kayıtlara. 75’indeki babası, 70’indeki annesi, kızkardeşi ve erkek kardeşi onun çalışıp kendilerini de kurtarmasını bekliyorlardı.