Geçenlerde internette gezinirken, hamilelik ve bebek bakımı üzerine bir Amerikan sitesine takıldı gözüm. 25 yaşında bir anne, deneyimlerini diğer kadınlarla paylaşıyor ve "Yalnız değilsiniz, üstelik normalsiniz, " diyordu. Bu gerçekten çok hoşuma gitti ve anlattıklarını okumaya devam ettim. Genç kadın, çocukluğundan beri hep anne olma hayali kurduğunu ve evlenir evlenmez de hamile kaldığını söylüyordu. Ama onun deyişiyle, kimse ona anne olunca iki saatte bir bebeğini emzirmek için uyanmak zorunda kalacağını, uykusuzluğun sonucunda tahammülsüz ve çekilmez bir kadın olacağını, durup dururken delirip sonra hiçbir şey olmamış gibi sakinleşeceğini, kocasının bu yüzden onu terk etmesine ramak kalacağını söylememiş! Kızını büyütürken sürekli endişe duygusuyla yaşayan, inanılmaz şüpheci bir kadına dönüşeceğini de... Bunları okurken hem güldüm hem de biz kadınların anne olma pahasına ne hallere düştüğümüze üzüldüm! Çünkü yeni doğum yapan her annenin yaşadığı şeyler bunlar.
EŞ SEÇERKEN DİKKAT EDİN
Doğrusunu isterseniz, bana da kimse söylememişti başıma bunların geleceğini. Hadi ilk bir yılı geçtim, sonrasında başıma neler geleceğini neden kafama vura vura anlatmadı hiç kimse? Ama ben bebek bekleyen ve yeni doğum yapan annelere söyleyeyim; bunlar iyi günleriniz! Sonrasında neler mi olacak? Çocuğunuz bir yaşını doldurduktan sonra her günün ertesinde sizi daha da zorları bekleyecek. Tatile gittiniz diyelim; ne bir şezlonga uzanıp keyifle yatabilecek, ne dilediğiniz kadar yüzebilecek, ne de uzun uzun masa sohbetleri yapabileceksiniz. Çünkü yürümeye başladıktan sonra asla oturmak istemeyen, her şeyi merak edip elini atan, sofrada kendi başına yemek yemeye direnip her şeyi üstüne başına saçan küçük bir canavarla başa çıkmak zorunda kalacaksınız. Üstelik artık o size tabi olmayacak, siz ona ayak uyduracaksınız. Denize mi girmek istiyor hadi denize, parka mı gitmek istiyor hadi parka, masal mı dinlemek istiyor, hadi okumaya... İki gün önce burada bir arkadaşım kızının ikinci yaş günü için küçük bir parti düzenledi. Birbirlerine yakın yaşlarda olan çocuklar yerlerinde durmuyor, her biri bir balon peşinde, masaya otursalar pastayı kesip gideceğiz ama ne mümkün... Neyse pasta kesildi, sonra hepsi hurra parka! Bizimki en küçükleri, daha 13 aylık ama atlamadığı bir şey yok. Çocuklar kaydıraktan kayıyor, illa o da kayacak. Aldım kucağıma indir, bindir, indir bindir; sırtımdan ter aktı. Şöyle bir baktım her anne kendi çocuğunun peşinde, biz perişan olmuşuz, onlar yorulmak bilmiyor. Sonra aramızda konuşmaya başladık; bu işin tek çaresi güçlü kuvvetli ve de sabırlı bir bakıcı diye. Haftalardır kızı yüzünden daha bir gün gönlünce yüzemeyen bir arkadaşım, bu sabah büyük bir mutluluk içinde geldi yanıma. "Çareyi buldum, dün genç bir kızla anlaştım. Her gün birkaç saat kızımla ilgilenecek. Kumda oyun oynayacak, akşamüstü parka gidecekler beraber. Ben de biraz nefes almış olurum böylece. Artık gücüm kalmadı çünkü." "İyi etmişsin," dedim, "Bugüne kadar beklediğin hata!" Aynı şeyi benim neden yapmadığımı merak ediyorsanız, biz kocamla iş bölümü yapıyoruz. Ama bakıyorum genelde babalar iş çocuğu oyalamaya geldi mi, hiç ortada yok. Bu da bir kadın için korkunç bir durum, bilesiniz. Bu yüzden söylemedi demeyin, her şeyden önce eş seçerken dikkat edin. Yoksa çok çalışmanız gerek hanımlar, çok!