Geçtiğimiz haftalarda Paris'te yapılan moda haftası sadece erkek modasının 2010 eğilimlerini belirlemekle kalmadı; Türkiye'nin tanıtımında da ciddi bir rol oynadı. Ünlü Japon modaevi Issey Miyake'nin 2010 yaz koleksiyonunun tamamı, Türk kültürü ve sanatından esintiler taşıyordu. Daha ne olsun? Şalvarlar, çarık benzeri ayakkabılar, kavukları andıran şapkalar, turkuvazlar, lale motifleri... Koleksiyonda özellikle mozaik desenleri ağırlıktaydı. Zaten adı da 'Very Very Mosaic Like'dı (Çok Çok Mozaik Gibi). Gazeteler 'Podyumda Türk mozaikleri', 'Türkiye'nin ulusal çiçeği lale' gibi başlıklar atıyor, 'lalenin kökeni' tartışmasına tek bir defileyle son veriyorlardı. Dış basının çok 'egzotik' ve 'farklı' bulduğu koleksiyonda ciddi bir renk patlaması hissediliyor. Türk mavisi ve İznik mavisi olarak betimlenen tonların yanı sıra kırmızı, mor, sarı ve pembe de göze çarpıyor. Lale baskıları ve çini motiflerinin yanı sıra Selçuklu güneşi ve yıldızları da sıkça kullanılmış. Yuvarlak desenler, Uzakdoğu güç sembolü aslında ama kaftanların üzerinde de sıkça rastlanan bir şekil. Baklava desenleri ile diğer geometrik şekiller, yine çini motiflerinden yadigar. Çiçek motifleri ise koleksiyonu iyice Türkleştiriyor. Formlara gelince, çarık biçimli sivri burunlu ayakkabı ve terliklerin yanı sıra cepkenler ile sultanların kaftan altına giydiği şalvarlara da sıkça rastlanıyor. Yalnız Türk denince akla gelen klişelere hiç yer yok. Mesela fes görmek mümkün değil. Veya nazar boncuğu benzeri şeyler. Kafalara daha çok sultan kavuklarını andıran, örme şapkalar yerleştirilmiş.
TOPKAPI SARAYI VE MÜZELERİ GEZDİLER
Peki moda sektöründe olduğu kadar sanat ve tasarım alanlarında da dünyanın önde gelen markalarından sayılan Issey Miyake'nin Türkiye sevdası nereden geliyor? Kıyafetlere yansıyan bu desen, renk ve formların kaynağı nereler? Öncelikle Issey Miyake'nin kurum felsefesinde, zaten farklı kültürleri bir araya getirmek yatıyor. Bugüne kadar Afrika ve Ortadoğu desenlerini modern formlarıyla buluşturan marka, bu sefer de rotasını Türkiye'ye çevirmiş. Issey Miyake ekibinin buradaki eli ayağı, İstanbul proje sorumlusu ise Karaca Erdem. Erdem, araştırmaya destek olmak için ekibin müzeleri gezmesine, şehrin havasını koklamalarına yardımcı olmuş, bazı kaynaklarla da araştırmalarını desteklemiş. Önce tasarım ekibi başkanları Shugo Moritani ile Yoshiyuki Miyamae gelmiş İstanbul'a. Çini ve motiflerin yoğun olduğu yerler; Topkapı Sarayı, Arkeoloji Müzesi ile Çinili Köşk, İslam Eserleri Müzesi ve Rüstem Paşa Camii gezilmiş. Bol bol fotoğraflar çekilmiş, Osmanlı kıyafetleri ve kaftanları konu alan
Silks For the Sultans, dokuma tekniklerini gösteren
Halk Giysileri, Selçuklu seramiklerini anlatan
Hubadabad gibi kitaplar incelenmiş. Daha sonra ise Issey Miyake'nin kreatif direktörü ve baştasarımcı Dai Fujiwara gelmiş İstanbul'a. Fujiwara daha çok şehri tanımaya, 'farklı semtlerdeki insanlar ne yiyor, ne içiyor, nasıl giyiniyor'a odaklanmış. Ürün ve moda tasarımcılarının butiklerine uğranmış, eskiciler gezilmiş. Fujiwara, uzmanlık konusu olan dokuma teknikleri ve kumaşlara özellikle dikkat etmiş. En çok Galata Mevlevihanesi'nde sema töreni, harem kavramı ve karşıdaki kara parçasının başka bir kıta olmasından etkilenmiş. Osmanlı yemeklerine bayılmış; Sultanahmet Köftecisi ile Hünkar, favori restoranları olmuş.
KADIN KOLEKSİYONU DA TÜRKİYE TEMALI
İstanbul' dan edindikleri izlenim ve araştırmaları, kendi stilleriyle harmanlayarak bir koleksiyon yaratan Issey Miyake, anafikir olarak Türkiye'deki kültür karışımına da dikkat çekmeye çalışıyor. Koleksiyonun isminde geçen 'mozaik' kelimesinin anlamı sadece 'türlü renklerde, küçük küp biçiminde mermer, taş veya pişmiş toprak parçalarının yan yana getirilmesiyle yapılan resim ve bezeme işi' değil yani. Bu arada bu kültürel esinlenmenin sadece 30 parçalık erkek koleksiyonuyla sınırlı kalmayacağını da belirtmek gerek. Ekim ayında Paris Moda Haftası'nda kadın koleksiyonunu sunmaya hazırlanan Issey Miyake, Türkiye izlenimlerini aktarmaya devam edecek. Görünüm ve parça açısından daha fazla olacağı su götürmeyen kadın koleksiyonundaki Türkiye izleri, eminim daha baskın ve daha belirgin olacaktır. Issey Miyake'nin baştasarımcısı Dai Fujiwara, Türkiye gezisini, mozaikleri ve koleksiyonunu SABAH'a anlattı...
- Koleksiyonunuzda Türkiye'yi kullanma fikri nereden aklınıza geldi?
- Issey Miyake farklı kültürleri kıyafetlerinde sık kullanan bir marka. Bu sefer de İstanbul ve Türkiye'nin atmosferini kıyafetlere taşımak istedik.
- Türkiye ile ilgili ne gibi izlenimler edindiniz?
- Aslında çok kısa bir süre kaldım ama çok güzel vakit geçirdim. Özellikle İstanbul, farklı kültür ve tarihlerden insanlar, materyaller ve bilgilerin harika bir karışımı.
- İstanbul'da size en çok ilham veren ne oldu?
- Tepeleri ve mükemmel manzaraları.
- En çok şaşırtan ne oldu peki?
- Boğaz'daki akıntının hızı beni hayrete düşürdü.
- İstanbul, 2010 Avrupa Kültür Başkenti. Koleksiyonunuzu hazırlamadan önce bundan haberiniz var mıydı?
- Hayır, hiç haberim yoktu; İstanbul'a geldiğimde öğrendim. Tamamen bir tesadüf oldu.
- İstanbul ve Issey Miyake'nin benzer yönleri var mı sizce?
- İstanbul çok kültürlü bir şehir. Issey Miyake de kültürlerarası değerlere önem veren ve bununla bilinen bir marka. Issey Miyake'nin 1978 yılında yayımladığı
East Meets West (
Doğu Batı Buluşması) kitabı, kıyafet tasarımında ve üretiminde kültürlerarası hareketin başlangıcını da simgeler aynı zamanda. Bu anlamda evet, İstanbul ve Issey Miyake çok benzeşiyor.
- Peki koleksiyonun tasarım süreci nasıl gerçekleşti? Kimler geldi, nerelere gidildi?
- Tasarıma yaklaşımımız şu şeklide oluyor; öncelikle yaratacağımız kıyafetleri kafamızda canlandırıyor, daha sonra ise onlara uygun, özgün kumaşları üretiyoruz. Bu nedenle de tasarıma başlamadan önce yeni yerleri ziyaret etmek ve yeni insanlarla tanışmak, bizim için çok faydalı oluyor. İstanbul'a kendim gelmeden önce, iki tasarımcı gönderdim. Birkaç hafta sonra da ben gittim ve aynı turistler gibi şehrin havasını solumak için müzeleri gezdim, bol bol Türk yemeklerinden yedim. Bir de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ozanay Ömür ile bir araya geldik. Türkiye tarihi konusunda uzman bir isim. Bana çok yardımcı oldu. Anadolu'da yaşayan medeniyetler; onların tarihi ve kültürleri bana çok ilham verdi.
ERKEK MODASI FEMİNENLEŞİYOR
- Koleksiyonunzda spesifik olarak Türkiye ile ilgili neleri kullandınız?
- Mozaik desenlerden, mimari yapıların üzerindeki şekiller ve işlemelerden çok etkilendim. Seyahatimiz sırasında şehrin her yanı lalelerle doluydu. Bu yüzden onları da çok kullandık; şehri bir turist gibi gezerek renkleri çıkardık. Formlar da aynı şekilde ortaya çıktı. Ayakkabı ve başlıklar ise yine sokakta gördüklerimin etkisiyle oluştu. Koleksiyona, seyahatimiz boyunca gözlemlediklerinizin soyut hali demek daha doğru olur.
- Türk modasıyla ilgili ne gibi izlenimler edindiniz?
- Modaya ilgi duyan ve takip eden bir kesim de var, umursamayan da... Ama her iki kesim de ahenk içinde varlığını sürdürüyor.
- Issey Miyake müşterisini nasıl tanımlarsınız?
- Kıyafetleri, hayat arkadaşları olarak gören ve yaşamdan zevk duyan insanlar.
- Erkek modası nereye gidiyor sizce? Feminenleşmeye başladığına katılıyor musunuz?
- Japonya'da, evet. Ama her ülkenin kültürü farklı. O yüzden bir genelleme yapmam doğru olmaz.