Kurtlar Vadisi sinemaya dönüyor. İki filmden sonra, 'Türk Ramboları' ekibi gayet formda olarak, bu kez İsrail işgali altındaki Filistin'e dalıyor. Amaç, başta perişan hali gösterilen Mavi Marmara olayının öcünü almak ve o baskına komuta eden İsrail Rambo'su Moşe Ben Elizer'i haklamak. Kanlı bir mücadeleden sonra, amaçlarına erişiyorlar. Mavi Marmara olayıyla sarsılmış, İsrail'in küstah tavrıyla şoka uğramış, en son Birleşmiş Milletler'e sunulan İsrail Raporu ile de nevri dönmüş herkese, yani hepimize bu film ilaç gibi gelebilir. Zafer çığlıklarıyla izleyebiliriz, yara almış gururumuz okşanır, incinmiş milliyetçiliğimiz teselli bulur, ülkenin tüm kahvelerine konu çıkar. Bunda da çok büyük bir sakınca yoktur. Nasıl Amerikalılar yıllarca kendi
Rambo öykülerini anlatıp kendi kamuoylarını kaşıdılarsa, nasıl artık hemen her ülkenin de böylesi Rambo filmleri varsa, bizim de olsun. Ne olur? Üstelik, Allah için film iyi çekilmiş. Aksiyon sahneleri hiç aksamıyor, hatta Hollywood düzeyinde. Özellikle son yarım saati, sinemamızın şimdiye dek yaptığı en sıkı aksiyonu içeriyor. Bana en çok Ridley Scott'un
Kara Şahin Düştü filmini anımsatan bu bölüm, apokaliptik bir atmosfere ve adeta bir bale gibi stilize bir anlatıma sahip. Ayrıca ekibin dört üyesinin yanı sıra, Moşe rolündeki Erdal Beşikçioğlu'nu alkışlamamak ve "Yahu,
Bal'ın babası da bu değil miydi?" diye sormamak mümkün değil. İşte oyunculuk böyle bir şey! Ama tüm bunlar, benim ve benim gibi birçok seyirci için filmin tehlikeli özünü de saklamamalı. Film açık biçimde aşırı milliyetçiliği okşuyor, savaş duygularını kaşıyor, etrafımızı düşmanlarla çevrili gösteriyor. Bu yalnızca -belki biri dışında: Amerikalı kız- tüm Yahudileri kıyıcı kimlikler olarak göstermesinden kaynaklanmıyor. Daha da ötesi, ortalama bir
Rambo filminin belki iki-üç katı insanın öldürüldüğü, dakika başı bir cana kıyıldığı ve bu açıdan neredeyse absürd bir kıvama ulaşan film, yoğun bir kan ve intikam duygusu aşılıyor, öldürmeyi sıradanlaştırıyor, seyirciyi kanlı bir hayal alemine götürüyor. Ve üstelik bunu, etnik düşmanlığı da aşan biçimde, dinsel düşmanlığa dönüştürüyor. Ayten Uncuoğlu'nun harika oynadığı büyükanneyle torununun haince öldürüldüğü o içburucu bölümün hemen sonrasında, bir tarikat duası gösteriliyor. Çok iyi çekilmiş bir sahneyle... Mesaj açık: bu Müslümanlığa karşı bir saldırıdır, çaresi İslam'dadır. Zaten hocanın şu sözleri de bunu göstermiyor mu: "Dünyanın neresinde bir savaş varsa, orada Müslümanlar kıyılıyor. Artık mazlum olmaktan bıktık". Yani, gelsin yüzyıllar ötesinde kaldığını umduğumuz din savaşları. Hizbullah veya El Kaide de başka bir şey mi söylüyor? Film elbette görülebilir, Almanya'da ise mutlaka gösterilmeli. (Tam da dünya Musevi soykırımı anma gününde gösterime sokulmak istenmesindeki densizliğin dışında). Ama bence şu önemli: bu bir özel girişimdir ve Türk hükümeti/devleti, kesinlikle bu filmin arkasında gözükmemelidir. Bölgedeki 'komşularımızla sıfır sorun' politikasına uygun düşeceğini hiç sanmıyorum.
KURTLAR VADİSİ- FİLİSTİN **
Yönetmen: Zübeyr Şaşmaz Senaryo: Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener, Cüneyt Aysan Görüntü: Selahattin Sancaklı Oyuncular: Necati Şaşmaz, Gürkan Uygun, Kenan Çoban, Erdal Beşikçioğlu, Nur Aysan, Mustafa Yaşar, Erkan Sever, Zafer Diper, Umut Karadağ, Ayten Uncuoğlu Pana Film yapımı.