RUHUMU KURCALAMAYI SEVİYORUM
- Bu işin okulunda okumadan gelen ve çok hızlı yükselen kadınlar var. Hatta sizin istediğiniz rolü, belki bir nebze daha güzel olduğu için alan... Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Valla, o arz talep meselesi. Sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada böyle. Mesela Charlize Theron mankenlikten geliyor. Oscar aldı. Scarlett Johansson fotomodel ama iyi bir oyuncu. Natalie Portman da öyle. Biz, estetik ve güzel yüzler görmek istiyoruz ekranda, orada hiç sorun yok ama artık dünya piyasası bununla yetinemiyor. Ruhunun son noktasına kadar çok iyi oyuncu olmak ve o yıldız ışığı denen şeye sahip olmak gerekiyor.
- Oyuncu kadınlar arasındaki rekabet tatlı bir rekabet midir yoksa acımasız mı?
- Çok ciddi bir rekabet var. Vahşi bir rekabet. Bizim sektörde birtakım ilişki ağları vardır. Bir tanıdığınız vardır, yolunuzu açar. Dedikodu ağları vardır. Bazıları dedikodu kardeşliğini seçer, oradan beslenir. Benim seçtiğim, üçüncü yol: Sabır ve cesaret yolu.
- Bir dönem şişmanladınız. Bu performansınızı ya da sizin için uygun görülen rolleri kısıtladı mı?
- O dönemde oynadığım rol zaten kilolu olmamı gerektiren bir karakterdi.
Doktorlar dizisindeki Gestapo rolü. Kendimden 15-20 yaş büyük bir kadını canlandırıyordum. Şişmanlık, yaşlılık efekti de verdiği için işime gelen bir durumdu. Bir yandan da ruhumun karanlıklarını kurcalamayı çok seviyorum. O diziye başladığımda daha çok kilo almam gerektiğini gördüm ve 15 kilo aldım. Akabinde o dizi bitti, 'Zayıflayacağım,' dedim. Önüme bir program koydum ve kilo verdim. Sonrasında
Ateşin Düştüğü Yer diye bir sinema filmi çektik. En ideal kilomda, yağ ve kas oranındayken, yine kilo almam gereken bir rol oynadım. Hamile bir kadındı. Alerjim olan her şeyi yedim. Oynadığım bir şey seyredenin kimyasını değiştiriyorsa ben orada başarılıyımdır.
- Neden Türkiye'den uluslararası yönetmen çıkıyor da oyuncu çıkamıyor hâlâ?
- Kuvvetli bir PR lazım. Şu an Belçika-Türkiye ortak yapımı bir film projesini gerçekleştirdik. Başrollerden birinde oynuyorum. O filmdeki performansımdan dolayı önümüzdeki yıl, dünya starlarından birinin olduğu bir film için teklif geldi. Henüz netleşmediği için söyleyemiyorum ama heyecanlıyım. Fransız bağımsız sinemasının en önemli şirketlerinden biri... Hedefim Türkiye'deki bütün genç oyuncuların örnek alabileceği bir rol modeli olabilmek.
Bahtı Kara adlı filmimi Nuri Bilge Ceylan seyretmiş. Ben orada Kağıthane'de bir dönerci karısını oynuyorum; varoşlarda yaşayan, iki çocuk annesi, çok problemleri olan bir kadın. Ceylan, 'Mahalleden mi buldunuz?' demiş.
HAZIRCILAR, VAMPİRELLALAR, İDEALİSTLER
Yeşim Ceren Bozoğlu, oyunculuk sektöründeki kadınları şöyle sınıflandırıyor:
Hazırcılar: Her ne olursa olsun, her şeyi yapmaya hazır olan hemcinslerimiz var bu piyasada, hazırcılar var.
Vampirellalar: Biraz şan şöhret sahibi olup zengin bir koca bulmak ümidi ile bu mesleğe girenler var.
İdealistler: Tamamen kendilerini adayıp popüler kültürden ve popüler olmaktan çok korkanlar var.
Dünyayı değiştirecek olanlar: Kendilerini temiz tutup mesleğin içinde adım adım ilerlemeye çalışan bir grup var. Ben kendimi de o grubun içinde görüyorum. İşte onlar dünyayı değiştirecek olan kadınlar.