Suyabatmaz-Demirel Mimarlık Ofisi beş ödül birden aldı. Bunların dışında dünyanın en prestijli modern sanat müzelerinin başında gelen New York'taki MoMA'ya Türk bir sanatçının eserini satmayı başaran Rampa'nın kurucularından. Suyabatmaz'ın ortağı Leyla Tara Suyabatmaz. Eşi de olan Leyla Hanım, Enka Holding'in patronu Şarık Tara'nın kızı. Arif Suyabatmaz, sanatta, mimaride ve şirket yönetiminde sınırları yıkmasını anlattı...- İstanbul'a yeni bir imaj yapı dikecek olsanız ne yapardınız? - Bir kere baştan, İstanbul'un böyle yeni bir imaja ihtiyacı olmadığını söyleyeyim. Yeni bir katkıyı kendini fazla önemsemek olarak görüyorum.
- En beğendiğiniz şehirler hangileri? - Venedik ve Hong Kong.
MOMA'YLA SIKI PAZARLIK ETTİK
- Cengiz Çekil'in Günce adlı eserini MoMA'ya satmayı başardınız...
- Aslında eser kendini sattı, biz sadece aracı olduk. Ama bu aracılık sırasında şunu gördük, Türkiye'de MoMA'ya, Tate'e ve daha pek çok değerli modern sanat müzesine girecek kalitede eser var. Sorun; şimdiye kadar bu konuda bir çalışma yapılmamış olmasıydı.
- Bize eseri anlatır mısınız?
- Alıştığımız sanat eserleri gibi değil; bir günlük bu. Üzerinde Pembe Panter resmi olan, ilk 30 sayfasına 'Bu gün de yaşıyorum' damgası vurulmuş. 30 günden sonra da 'Askere gidiyorum' yazılmış. Cengiz Çekil, bu eseri 1980 öncesi çatışmaların en yoğun yaşandığı dönemde, ölüm korkusu altında üretmiş. Öyle bir ortam ki sanatçının yan odadaki öğretim görevlisi arkadaşı vurularak, ölüyor. Sanatçı, öldürmenin meşru bir yer olduğu askere giderek canını kurtardığını söylüyordu.
- Siz bunları anlatarak mı sattınız eseri?
- Hayır, MoMA'dakiler neyin ne olduğunu biliyordu. Zaten eser geçen İstanbul Bienali'nde sergilenmişti, yani bizim anlatmamıza gerek yoktu.
Biz bir modern sanat müzesinin beklediği profesyonel çalışmayı sergiledik. İşi tesadüfe bırakmadık.
- Nasıl bir çalışmadan bahsediyorsunuz?
- Önce eseri onlara gösterdik.
Galerimizin direktörlerinden biri, iki kez New York'a gitti, MoMA'da alımdan sorumlu kişiyle pazarlıklar yaptı. Bir anlamda onların peşinde koşmaktansa MoMA'yı biraz zorladık.
Bizimle sıkı pazarlık ettiler, biz de onlarla ettik, karşılarında güvenilecek bir galeri buldular ve böylece bu satış tamamlandı.
- Şimdi de Londra'daki Tate ile görüşüyorsunuz sanırım...
- Evet, uzun zamandır onlarla da pazarlıklarımız devam ediyor. Yine Cengiz Çekil ve Nilbar Güreş'in eserleri için görüşüyoruz. Bakalım nasıl sonuçlanacak.
Yetenek görünce, yaşına bakmadan ortaklık önerdim
- İşinizi oturttuktan sonra kendinize 1983 doğumlu, yeni mezun bir ortak almanızın sebebi yetenek avcılığı mı?
- Aslında doğru. Çok yetenekli birini bulduğunuz zaman üstüne atlıyorsunuz. Hakan da onlardan biri, yıllar öncesine dayanan bir hikayemiz var. Yıldız Teknik Üniversitesi'nde şimdiki ortağım Hakan Demirel'in hocası oldum.
O günden beri hiç kopmayan bir ilişkimiz var.
- Ben 'teyzemin oğlu' gibi bir geçmiş bekliyordum. Bu kadar genç bir insanı yanınızda çalıştırabilirdiniz, neden ortaklık?
- Belki biraz çalışırdı sonra başka yere giderdi kim bilir. Ortaklık başka bir motivasyon. Hakan 25 yaşında mimarlık ofisi sahibi oldu ve bence bunun hiçbir sakıncası yok. Bu ortaklığı çok akıllıca verilmiş bir karar olarak görüyorum. Mimariye ve hayata bakışımız benzerlikler gösteriyor, bu durum işe de çok iyi yansıyor.