Park
Bravo, Nine West, La Senza, Bath&Body Works, Victoria's Secret ilk akla gelenler. Tüm bu markaların kuruluş ve geliştirilme süresinde, babası, Türk perakende sektörünün en değerli isimlerinden Kamil Özçoban ile omuz omuza 21 yıl geçiren Zeynep Özçoban, "Ben Park Bravo'yla büyüdüm. En eğlenceli çocukluk anılarımda, kasada pakete yardım etmek var," diyecek kadar markasına bağlı, "Hiçbir markamızı diğerinden daha az ciddiye almıyoruz," diyecek kadar profesyonel. Park Bravo Grup'un ikinci kuşak temsilcisi Özçoban'a göre, tepeden tırnağa giydirdikleri kadını biraz şımartma vakti gelmiş.
- Markalarınızı nasıl buluyorsunuz? Sizde 'Ben giyersem herkes giyer,' mantığı mı işliyor yoksa profesyonel bir pazar araştırması mı yapıyorsunuz?
- Aslında ikisini de yapıyoruz. Biz çok seyahat eden bir aileyiz, çalışanlarımız da çok sık iş seyahati yapıyor. Bizde herkesin her an radarları açıktır. Biz, iki kız kardeş, babamla birlikte aktif çalışıyoruz. Aynı zamanda annem bilfiil çalışmasa da her zaman bizimle seyahatlere gelir, yeni markaları keşfetmemizde söz sahibidir. Mesela Nine West'i yıllar evvel annem bir Amerika seyahatinde keşfetmiş. Önce kendisi kullanmaya başladı, hatta bize de getirmişti. Yani kimse Nine West'i bilmezken, önce biz kullandık, sonra markanın peşine düştük.
-
'Her ihtiyacı karşılayalım' mantığı mı işliyor sizde?
- Aynen öyle. Üreten bir kadının ihtiyacını düşünelim: Park Bravo ile dış giyimi halletmiştik. 'Bizde ne yok?' diye düşünmeye başladık ve Nine West ile ayakkabıya girdik. Sonra iç çamaşırına girdik. Sektörde iç giyimde ya pahalı markalar ya da semt pazarları vardı. Biz La Senza ile bu anlamda bir boşluğu doldurduk. Kadınların iç giyimini de halledince, el atmadığımız bir kozmetik kalmıştı; bu boşluğumuzu da Inglot ile hallettik. Bu markanın renk paleti bize çok çekici geldi. Markada 1500'ün üzerinde renk var, her şeyi 'dene yanıl' yöntemiyle kendi laboratuarlarında üretiyorlar.
- Siz bir tek kendi markalarınızı mı giyiyorsunuz?
- Kendimi markanın temsilcisi olarak görüyorum, her şeyi kendi markalarımızdan kullanıyorum. 'Ben kendi ürünümü giymezsem, başkaları neden giysin?' diye düşünüyorum. Zaten benim gibi hem çalışan hem yerine göre abiye giyinen hem de bir hafta sonunu sadece spor ayakkabıyla geçirebilen bir kadına, hayatının her anında giyebileceği ürün yelpazesini sunuyoruz. Önce ben deniyorum, beğeniyorum öyle piyasaya sürüyoruz. Ben inanmasam satamam.
-
Sizden görüp alanlar oluyor mu?
- Hem de nasıl. Bazen o kadar detay soruyor ki arakadaşlarım 'La Senza'ma da bakacak mısınız?' diye espri yapıyorum. Ben sadece sorulara cevap vermekle de kalmıyorum, tavsiye ediyorum, yeni ürünlerimizi arkadaşlarıma hediye ediyorum. Inglot'un mesela, oje ile tırnak arasına oksijen veren bir ojesi var. Tırnakları yıpratmıyor, ondan arkadaşlarıma çok hediye ettim. Bir de şu sıralar Duraline adlı bir likit ürün var; far ve göz kalemini eye liner'a dönüştürüyor. O maddeden bir damlacık elinizin üzerine damlatıyorsunuz, fırçayı önce ona, sonra farınıza sürüyorsunuz ve far bir anda eye liner'a dönüşüyor.
-
Dış giyim, iç giyim, ayakkabı ve kozmetiği hallettik. Ne kaldı ihtiyacımız?
- Bir kadının oyuncakçısı, mumların, vücut yağlarının, kremlerin olduğu dükkanlardır. İnsanların kendilerini mum, parfüm gibi küçücük şeylerle şımartması gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden Victoria's Secret ve Bath&Body Works'ü açtık. İhtiyacımız, kendimizi az da olsa ödüllendirmekti.
-
Victoria's Secret'ın iç çamaşırlarını bekliyorduk, seksi aksesuarları geldi. Mağazada en çok ne satıyor?
- En çok parfümler satıyor. İki markanın gidişatından da çok memnunuz.
Doğumdan altı gün sonra toplan tıday dım
- Her markanız sizin için önemli ama sanırım Park Bravo'nun yeri başka?
- Ben doğmadan önce de vardı Park Bravo, bu markayla büyüdüm ben. Bize, diğer markalar da dahil, her şeyi o verdi. Ben iki çocuğumda da ofisten doğuma gidip, neredeyse tekrar ofise döndüm. Kızım Nazlı doğduktan altı gün sonra toplantıya çağırıldım. 'Nasıl geleyim, dikişlerim var,' dediğimi hatırlıyorum. Başkasının yanında çalışıyor olsaydım gitmezdim, 'Elâlemin işini ben mi kurtaracağım?' derdim. Park Bravo'da bunu yapamadım, o da benim bir çocuğum gibi.
-
Nasıl idare ettiniz, iki bebek ve dev bir şirketi?
- Çocuklarım küçükken daha da çok çalışıyordum. Hiçbir gün, ev kadını olmadım. Ben evle ilgilenemedim; yemek yapmışım, yapmamışıma takılacak vaktim de yoktu. Ama çok iyi bir takımdık biz, annem vardı, teyzem vardı, bir de 14 yıldır benimle olan çok iyi bir yardımcım vardı. Bana sadece çocuklarımla oyun oynamak, tiyatroya gitmek, onlarla güzel vakit geçirmek düştü.
KADINLAR ARTIK YAŞSIZLAŞIYOR
- Park Bravo'nun diğer markalardan farkı ne?
- Son üç senedir Max Mara grubuna çok iş yapan, Tina adlı İtalyan bir tasarımcımız var. Ayın belli dönemleri geliyor, sezonlarımızı hazırlıyor, biz burada onun ekibiyle üretiyoruz. Park Bravo'da yüzde 30 moda ürün ama yüzde 70 giyilebilir ürünler yapıyoruz. İnsanların parasının karşılığını alabileceği parçalar hazırlıyoruz. Biz iyi kumaş, iyi dikiş, doğru kalıplarla modayı mantıklı bir seviyede vermeye çalışıyoruz.
- Markalarınızda hitap ettiğiniz bir yaş sınırlaması var mı?
- Eskiden yaş vardı. 'Biz şu yaş arasında kadına hitap ediyoruz,' derdik. Ama marka çalışmalarında gördük ki, kadınlar artık yaşsızlaşıyor. Bugün 20'li yaşlardaki bir kız da, 60 yaşındaki kadın da tarzı ve stili uygunsa aynı kıyafeti giyebiliyor. Bu durum kadının vücuduyla, kendine iyi bakması ve yaşam tarzıyla alakalı. Artık bir kadına baktığımızda, onun kaç yaşında olduğunu çözemediğimiz bir dönem yaşıyoruz.
Farklı alışveriş deneyim leri arıyoruz
-
Hedefiniz markalarınızı büyütmek onu biliyoruz, peki yeni ne yapıyorsunuz?
- Biz son zamanlarda farklı alışveriş deneyimlerinin peşine düştük. Herkeste pantolon, herkeste gömlek var. Artık hepimiz alışverişte farklı bir deneyim yaşamak istiyoruz. Bir düşünün, en çok hangi mağazalarda vakit geçirmekten zevk alıyoruz? Cevabını ben vereyim: En çok alternatifin olduğu, bolca ıvır zıvırlı, küçük detaylarla dolu, her şeyin bir arada satıldığı mağazalarda geziyoruz. Biz de buna yöneldik ve Park Bravo Grup konseptini yarattık.
-
Ne var bu yeni mağazalarınızda?
- Markalarımızın hepsini tek bir çatı altına soktuk. Buna geçen sezon elimizde kalan malları indirimli olarak ekledik. Ayrıca tarzımızı renklendirmek için içeriye kafeler, küçük çiçekçiler koyduk ve Türkiye'den ev aksesuarları toplamaya başladık. Midyat'tan puşu, Antep'ten bakır, Bodrum'dan hikayesi olan mesela '41 Kere Maaşallah', 'Koca Bağlayan', 'Kaynana Kaçıran' gibi temalar etrafında dönen esprili nazar boncukları topladık. Edremit'ten zeytinyağlı sabunlar ve banyo ürünleri getirttik. Bize gelen her müşteri gülümsesin istedik. Lokal ürünler tabii bir noktada son buldu. Biz de kendimiz ürünler yapmaya başladık. Mesela Park Bravo'nun artan kumaşlarından çok farklı masa örtüleri ve kaşıklardan lambalar yapmaya başladık.
-
Nasıl tepkiler alıyorsunuz bu yeni konseptinizle?
- Çok ilgi çekiyor bu yeni konseptimiz. Hatta yeni alışveriş merkezlerine hep yeni mağazalarımızla girmemizi istiyorlar.