İşte edebiyatla sinemanın buluşması denen harika olayın en inanılmaz halkalarından biri. Tolstoy'un
Anna Karenina'sı gibi neredeyse ezbere bildiğimiz, sinemada ise en çok Garbo'lu Clarence Brown, Vivien Leigh'li Julien Duvivier, Sophie Marceau'lu Bernard Rose çevrimleriyle hatırladığımız bir klasik roman, genç ve yaratıcı bir yönetmenin elinde bambaşka boyutlar kazanıyor ve asıl eser bile zenginleşiyor. Bu ultra-klasik 'ihanet ve bedeli' romanına Wright'ın getirdikleri öylesine çok ki... Öncelikle filmi bir tiyato dekoruna yerleştirerek, neredeyse bir müzikal, ama müziksiz bir müzikal gibi tasarlamış. Kimi (kalabalık) sahnelerde bu adeta bir pantomim görünümü alıyor; oyuncular duyulmayan bir müziğe uyar gibi mekanik hareketler yapıyor, sanki yine duyulmayan bir şarkı söylüyorlar. Tümüyle müziğe dayalı o uzun vals sahnelerinde ise, hepsi mükemmel birer dansçı olmakla kalmıyor. Yönetmenin görüntüyle kurgunun da katıldığı çok özenli çabasıyla, o sahneler görkemli bir cinsellik kazanıyor, birer aşk eylemine dönüşüyor. Hani Fransız başbakanı Clemenceau, tango ilk çıktığında pistte kıvranan çiftleri görmüş de "İyi ama, niye yatakta değil de ayakta?" demiş! Wright'ın
Anna Karenina'sı bunu akla getiriyor. Film görkemli bir biçimsellikle anlatılıyor. Bir atın bedenini okşamak, bir kadını okşamaya dönüşebiliyor. Tarlada hasat yapan köylüler Tolstoy romanı kadar bir Monet veya Goya tablosuna benziyor. Cinsellik sahneleri rüya ile gerçek arasında gidip geliyor. Bir at yarışı, yasak bir aşkı tüm topluma ilan etmenin dekoru oluyor. Oyuncular ve oyuncu yönetimi ise bir başka âlem. Keira Knightley'in kırılganlığı, kimi sahnelerde ızdıraplı bir ifadeye dönüşüyor, yüzü ve bedeni bir tutkunun kıvrımlarına hayat veriyor. Kocada Jude Law sanki tanınmaz halde fiziğini değiştirerek, kıskançlığın heykelini yapıyor. Kont Vronsky'de ise Aaron Taylor-Johnson'un kadınsı güzelliği, Anna'nın önüne geçemediği tutkusunun kusursuz bir temsili oluyor: Sanki Bunuel'in ünlü
Arzunun O Tanımlanamaz Nesnesi.
BİR DÖNÜM NOKTASI
Ve bu barok film, biraz da 40 yıl önce bir başka İngiliz'in, Ken Russell'ın klasikleri yorumlama çabasını andırıyor. Özelikle D. H.Lawrence'i yorumladığı
Women in Love/Aşık Kadınlar filmini. Bu noktada, vaktiyle Russell'a da getirilen eleştiriyi yapmak, bu kadar biçimciliğin özü zedelediğini, hatta öze ihanet ettiğini söylemek de mümkün. Yine de bu baş döndürücü bir deney, edebiyat-sinema ilişkilerinde bir dönüm noktası. Kaçırmayın...
ANNA KARENINA ****
Yönetmen:
Joe Wright Senaryo:
Tom Stoppard Görüntü:
Seamus McGarvey Müzik:
Dario Marianelli Oyuncular:
Keira Knightley, Jude Law, Aaron Taylor- Johnson, Matthew Macfadyen, Kelly MacDonald, Emily Watson, Olivia Williams Universal (UİP) filmi.