Türkiye'nin en iyi haber sitesi

çocuk ve oyun

Çocuğun kalbine giden yol oyundan geçer. Büyüklerimiz bunu keşfetmiş olacak ki, ayını çocuklara sevdirmek için çeşitli oyunlar bulmuşlar. İşte topraklarımızda Ramazan’da oynanan çocuk oyunları...

Ramazan çocuk ve oyun
Çocuğuma "Ramazan geliyor" dediğimde hayalinde neler canlanıyor acaba? diye düşündünüz mü? Eğer düşünmediyseniz, kendi çocukluğunuza gidin ve "Ramazan geliyor" dediklerinde neler hissettiğinizi hatırlamaya çalışın. Mesela benim hayalimde fantastik bir dünya canlanıyor. Işıl ışıl akşamlar, Karagöz ve Hacivat oyunları, uçsuz bucaksız camilerde arkadaşlarımla koşturduğum anlar, rengârenk tespihler, Sultanahmet Meydanı'ndaki macuncular, pamuk şekerciler, şerbetçiler, pide kuyrukları, ezan sesi, kalabalık sofralar... Tüm bunları düşünmek bile beni mutlu etmeye yetti. Ancak hafızamdaki bu anıları çocuğuma bırabilecek miyim bilmiyorum. Oysa bu zenginliği, bu mutlu anımsamayı ona bırakmayı çok isterim. Çocuk, hayatı oyunla kavrıyor. İlk anıları da hep oyun vasıtasıyla oluşuyor. Oyunları olanın çocuklarla aralarında da özel bağlar oluyor. İşte bunu bizden önce atalarımız çözmüş. Ramazan'ı da oyunlarla çocuklara sevdirmişler. Ufak bir araştırma yaptım ve Anadolu'da Ramazan ayında çocukların oynadığı oyunları bulmaya çalıştım. İşte bunlardan bazıları...

Küpecik
Küpecik Kütahya civarındaki bir Ramazan geleneği. Bu geleneksel oyunun varlığını Dr. Fatma Ateş'in tezinden öğrendim. Oyun şu şekilde oynanıyor: Çocuklar iftardan sonra beşerli altışarlı gruplar halinde toplanarak en yakın mahalleden başlayarak kapı kapı dolaşıyorlar. Hep bir ağızdan şu tekerlemeyi söylüyorlar: Küpecik küpecik Aldan baldan küpecik Al olmazsa bal olsun Ev sahibi sağ olsun Evde değil damda mısın? Damda isen çık da gel Şu paraları al da gel Aşağı mahalle hamur oldu Yukarı mahalle çamur oldu Çok beklettin hanım abla Ayaklarımız yoruldu. Her ev çocuklara para, çikolata ya da şekerleme veriyor. Akşamın sonunda çocuklar topladıkları para, çikolata ve şekerleri eşit ölçüde paylaşıyorlar.

Saya saya sayadan
Sosyolog, yazar Erol Erdoğan'ın Oyun Sözü adlı çalışmasında da Çanakkale ve çevresinde Ramazan ayında oynanan benzer bir oyuna rastlıyoruz. Oyun iftardan sonra teravih namazından önce oynanıyor. Çocuklar yine bir tekerleme söyleyerek kapı kapı dolaşıyor ve şeker, çikolata ve para topluyorlar. Saya saya sayadan Sular akar kayadan Say ağacı derler bize Özendik geldik size
Siyacı geldi Duydun mu duydun mu Baklava yedi Duydun mu duydun mu Hüpleme hüp bir kaşık süt

Sadaka kutusu
Bu oyunun amacı çocuklara ihtiyacı olanlara yardım etmeyi ve sabrı öğretmek. Pazardan süslü püslü, minyatür şeklinde bir kutu alınır ve çocuklara verilirmiş. Çocuklar Ramazan boyunca bu kutuda para biriktirirmiş. Kutuda toplanan para ihtiyacı olan birine verilirmiş. Bu sandıkların güzelliği ve oldukça şatafatlı küçük bir çeyiz sandığını andırması çocukların çok hoşuna gidiyormuş.

Fukara sofrası
Osmanlı döneminde çocuklara yoksul olanlarla empati yapmaları için fukara sofrası oyunu oynatılırmış. Ramazanın başında, ortasında ve sonunda sofradan doymadan kalkılırmış. Böylece çocuklar yeterli yiyeceği olmayanları anlar, hem şükreder hem de paylaşmayı öğrenirlermiş.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Ramazan çocuk ve oyun
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN