Beyoğlu'nda bir binanın içine giriyorsunuz ve birden kendinizi bir pazarda buluyorsunuz. Bildiğiniz bir semt pazarı, gelen seslerden anlaşılıyor. "Domatese gel", "Çaya çorbaya limon", "Pantolonlar bugün 5 milyona bayan", "En iyisi Salı Pazarı'nda olur, haydi vatandaş tezgaha yanaş"... Şaşırmamak elde değil! Kendimizi bir anda 'karşının pazarı'nda bulduğumuz yer; Beyoğlu'nun meşhur Kazancı Yokuşu'nun ortalarında yer alan Anna Laudel Sanat Galerisi...
Burada Serpil Yeter'in Başka Gör sergisindeyiz.
İstanbul doğumlu Yeter, Mimar Sinan Akademisi Resim Bölümü'nde eğitim görür. Hamburg, Berlin, Bremen, Essen, Amsterdam, Darmstadt, Toronto, İstanbul, Ankara, İzmir ve Antalya gibi şehirlerde çok sayıda kişisel sergisi açılır.
Bu serginin ortaya çıkış hikayesi ise, diğerlerinden farklı. Yeter, yeni bir sergi için hazırlıkları sırasında çekmecelerini karıştırırken bazı eski fotoğraflar bulur. Fotoğrafları çektiği günü hatırlar. 2000 senesinde
Kadıköy'ün meşhur Salı Pazarı'na gitmiştir. Fotoğraf makinesi ve kayıt cihazıyla görüntüleri ve sesleri ölümsüzleştirir. Ancak her sanatçının masaları, odaları karışıktır ve bazı şeyler gün yüzüne çıkacağı zamanı bekler.
AŞİNA OLUNAN BİLİNMEZ
Alman filozof Hegel, "Aşina olunan bilinmez" der. Serpil Yeter de, bu sözü bize ispat etmek ister gibi bir işe girişmiş. Bizi, çok iyi bildiğimiz ya da bildiğimizi sandığımız bir pazar yerine götürerek birbirinden renkli tezgahlar arasında dolaştırıyor. İşittiğimiz seslerle de gerçekten bir pazardaymışız hissini meydana getiriyor.
İlk katta bakışlar hep aşağıda. Serpil Yeter o gün pazara gelenlerin ayakkabılarına yoğunlaşmış. Eserler de bu sebeple ayak hizasında. "Dost başa, düşman ayağa bakar" sözünü bir süre unutarak pabuçları incelemeye başlıyoruz. Tahmin edileceği üzere eski, yırtık, boyasız, Serpil Yeter'in ifadesiyle "Yorgun ayakların buluştuğu yerdir pazarlar."
O günkü pazarı biraz özlemle anıyor Yeter: "O günkü pazarcıların sunuşları benim çok dikkatimi çekmişti. Sattıkları şeyleri tezgahlarına bir enstalasyon sanatçısının titizliğiyle dizmelerinden çok etkilenmişti. Zor koşullar altında olmalarına rağmen mallarını satmak için gösterilen bir çabaydı bu. O günkü pazarlar ile bugünkü pazarlar arasında büyük farklar var. Ekonomik koşullar, pazarcılarla pazara gelenler arasındaki diyaloglar çok değişti."