Anneler vefat ettikten sonra da evlatlarının hayatına dokunmaya devam ediyor. Sanat camiasının içinden bir isim Güler Altındağ... Annesinin ölümü sonra gittiği bir huzurevinde, "Bu insanları hayatın içinde tutmak için ben de bir şey yapmalıyım" diyerek yola çıkmış. Çevresindeki sanatçılarla yola çıkarak bakımevinde gönüllü olan insanları bir araya getirmek istemiş. Ama öyle bir günlük, tadımlık bir ziyaretten ziyade, iki insanın ortak bir yolculuğa çıkmasını planlamış. Konuyu ilk açtığı seramik sanatçısı, ressam Beksultan Oğuz, "Harika, ben varım" demiş hemen. Onu diğer sanatçılar Beyza Boynudelik, Buket Güreli, Çağrı Saray, Demet Yalçınkaya, Devabil Kara, Hakan Cingöz ve Seydi Murat Koç takip etmiş. İstanbul'da Anadolu yakasında sekiz sanatçı ile, projeye yaşlı bakımevinden gönüllü katılanların buluşmasına ben de katıldım. Aralarından bazıları ile mini sohbetler yaptım. Büyüklerimizin merakını, sanatçıların heyecanını izlemek keyifliydi.

BİR KİTAP KURDUYLA EŞLEŞTİM
Çok değişik bir tecrübe olacağını düşünüyorum. Ben zaten toplumsal benlik, kişisel benlik üzerine çalışıyorum. Daha üst bir kuşakla tanışmak, bir insanla çalışmak fikri bana iyi geldi. Benim eşleştiğim Hülya Tiryaki, 82 yaşında bir kitap kurdu çıktı. Okuma alışkanlığı çok gelişmiş. Anne öğretmen, Anadolu'nun belli şehirlerini gezmişler. O esnada kitaplarla çok vakit geçirmiş. O. Henry'nin Son Yaprak diye öyküsü var. Oradan hareketle bir resim yapacak. Kızından da fotoğraflar isteyecek. Ona yardım ederken ben de başka bir resim yapacağım. Kızı doktormuş ve evde genelde tek başına kalıyormuş. Burada topluluk içinde olmanın ona daha iyi geldiğini, mutlu olduğunu söyledi. Okulda resim dersi sınavında resmi arkadaşına yaptırdığı için beraber ikmale kalmışlar. Sonra geçmişler. Bakalım burada ortaya ne çıkacak, ben de heyecanla bekliyorum.

NE YAPACAĞIMIZ SÜRPRİZ OLSUN
Meliha Konakçıoğlu yıllarca bankacılık yapmış, "Eşleşmeden çok memnunum ama sizin seviyenize çıkmak çok zor!" diyor Beyza Boynudelik için... Boynudelik; baskıresim, video, fotoğraf, heykel, yerleştirme gibi alanlarda da yapıt üreten bir isim. "Beraber yapacağız, keyifle çalışacağız birlikte bir deneyim yaşayacağız" diyerek Meliha Hanım'ı rahatlatıp bana dönüyor: "Meliha Hanım'ın isteğine, malzeme seçimine göre, belki birbirimizin hayatından bir şeyler çıkaracağız. Ne diye sormayın, sürpriz."

ANNEMİN GİDİŞİ İLHAM VERDİ
Annemin vefatının ardından, Yaşlı Bakım Merkezi'nde düzenlenen bir etkinliğe davet edildim. Duygusal olarak yoğun bir dönemden geçiyordum ve ilk kez bir huzurevini ziyaret ediyordum. Bu ortamda farklı hisler yaşadım; orada yaşayan insanlarla derin bir bağ kurma ihtiyacı hissettim. Sanat aracılığıyla onların hikayelerine ortak olabilecek bir proje geliştirmeye karar verdim. Proje şekillendikçe, bu anlamlı sanat çalıştayına katılım göstereceğini düşündüğüm sanatçılarla iletişime geçtim. Heyecanla anlattığım projeye tereddüt etmeden sürecin bir parçası olmayı kabul ettiler. Sekiz profesyonel sanatçının, Yaşlı Bakım Merkezi'nden gönüllü sekiz sakinle birebir eşleştirildiği bu çalışma, bireysel ve toplumsal belleğin kesişim noktalarını plastik sanatlar aracılığıyla çözümlemeyi hedefliyor. Her bir sanat yapıtı iki farklı kuşağın duygularını, anılarını ve hayallerini yansıtan özgün bir sanat eseri olarak şekillenecek. Ortaya çıkan eserler, huzurevinin bünyesinde yer alan galeri alanında sergilenecek.

SANAT KİMSENİN TEKELİNDE DEĞİL
Ayhan Çetiner, Bayrampaşa'da teyp montajı yapıyormuş, ayrıca terzilik de yapmış. Etkinlik için "Heyecan verici. Bugün biraz karaladım, beraber ne yapacağımıza daha karar vermedik" diyor. Sözü ressam Devabil Kara bırakıyoruz: "Farklı hafızaların buluşması yaşanacak. Ayhan Çetiner Hanım başka bir şey yapacak, ben başka... İki resim yan yana gelince bir anlamı olacak. Ben atölyede de, başka yerlerde de resim yapıyorum. Ama ilk kez karşılıklı etkileşim içinde olan bir çalışmadayım. Koleksiyoner olsam, pahalı resimler yerine bu tarz çalışmayı alırım. İki farklı beyin ortaya bir şey çıkaracak. Projeyi bu yüzden önemsiyorum. Ayhan Hanım ileride sanatçı olmayacak ama onun sanat yapma hakkını kimse elinden alamaz. Bugün çocuklara resim çizdiğinde 'Bu olmamış' diyerek gayretini görmeyenler, onların şevkini kıranlar var. Sanat yapmak kimsenin tekelinde değil."

55 YILLIK AŞK
Ergün Solak bir öğretmen. Uzun yıllar Kozyatağı'nda yaşamış. Projede seramik sanatçısı, ressam Beksultan Oğuz ile eşleşti. Aralarındaki koyu sohbete dahil oldum. 55 yıl süren evliliği, eşinin pandemide vefatıyla son bulmuş. İlk gün heyecanlı olduğunu söyleyen ressam Beksultan Oğuz ise, "Sanatçılar genelde kendi ortamlarında, izole olarak çalışıyor. Bu proje sayesinde farklı bir ortamda başka insanlarla yakınlaşma şansı yakalayacağız. Farklı bir bakış açısı kazanacağız. Heyecanlı olduğumu söylemeliyim. Karşılıklı bir üretim söz konusu olacak. Daha önce görme engelli kişilerle çalıştım. Toplumsal değişim için bu tarz etkinliklerin önemli olduğunu düşünüyorum. Bugün Güliz Hanım'la tanıştık. Balık ve ikizler burcu olduğumuz için iyi anlaştık sanırım. Birbirimizi tanımaya çalıştık. Zambaklardan ve 55 yıllık evliliğinden konuştuk. Bakalım ortaya ne çıkacak" ifadelerini kullandı.