İlk kartondan kuşunu beş yaşında yaptı. Eline geçen her malzemeyle yeni bir dünya kurmaya başladığında, sanat yolculuğu da çoktan başlamıştı. Almanya'dan İstanbul'a, oradan Eskişehir'e uzanan bu yol; mermerle, ahşapla, ama en çok da metalin soğuk yüzüyle örüldü. Şimdi eldivenlerini takıp kaynak maskesini indirdiğinde, yalnızca metalin değil; kendi hikâyesinin de kıvılcımlarını saçıyor. Kimi zaman çocukluğuna, kimi zaman annesinin gücüne, kimi zaman ise sustuklarına dokunuyor. Bu, sesi olmayan ama sesi çok çıkan bir sanatın hikâyesi…
-Anne babanızın eğitim ve mesleklerini öğrenebilir miyim? Şüphesiz bu yolculukta ilk çıkış noktamız onlar…
- Babam esnaf. Uzun yıllar Almanya'da çalıştı. Türkiye'ye döndükten sonra da gıda sektöründe kendi açtığı küçük işletmelerde uzun yıllar boyunca emek verdi. Annem de hem gıda hem hizmet sektöründe çalıştı; kimi zaman babamla el ele verip onun işlerine de destek oldu. Evimizde her zaman yoğun bir çalışma temposu vardı, emek vererek bir şeyler elde etmeyi, küçük yaşlarda ailemden öğrendim. Ablamla beraber biz de her zaman yardım ettik onlara. Annem ve babam artık emekliler ama kırsal yaşamla bağlarını koparmadan bahçe işleri ve küçükbaş hayvancılıkla uğraşmaya devam ediyorlar. Bu da hayata bağlıyor onları.

- Sanat yolculuğunuza girmeden önce eğitim hayatınızla ilgili bilgi alabilir miyim?
- Beş yaşına kadar Türkiye'deydim. 2002-2009 yılları arasında Almanya'nın Rheinland-Pfalz eyaletine bağlı Bad Kreuznach kasabasında yaşadım. O dönemde öncelikle Grundschule Hofgartenstraße ve Gymnasium Am Römerkastell'de okudum. 12 yaşında Türkiye'ye döndüğümde evimiz Haramidere'de olduğu için Şair Fevzi Kutlu Kalkancı Ortaokulunda öğrenimime devam ettim. Akabinde Beylikdüzü Güzel Sanatlar Lisesi ve Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi-Heykel bölümü… Lisansımın son yılında ise Polonya Krakow'da bulunan Jan Matejko Fine Arts Academy'de altı aylık bir Erasmus dönemim oldu. Üniversite tercihimden ve sonrasındaki iş hayatımdan dolayı 2016 yılından beri Eskişehir'de yaşıyorum.
- Sanata dair hayatınızdaki ilk faaliyetiniz ya da ilk adımınız ne oldu?
- Sanat ile ilişkili olan ilk anım anaokuluna başlarken ilk günümde hocalarımın bana kartondan kuş yaptırması olmuştu. Çeşitli şablonlar vardı ve birdenbire bir kuş ortaya çıkmıştı hepsini birleştirince. Anaokulum çok süslüydü ve çeşitli konseptleri olan odaları vardı. Köy odası mesela. Her yerde samanlar, sepetler, yumurtalar vardı. Görsel bir şölendi. Çocuk olduğumuz için de hep bir şeyler inşa ederdik. Sonrasında hep el işi olan şeylere ilgim arttı.
- Etkilendiğiniz ilk sanat yapıtı neydi, yaşınız kaçtı?
- İlkokul zamanlarımda sınıfımda çok yetenekli bir kız arkadaşım vardı. Derslerde çok fazla el işi dersi görüyorduk evet ama onun yeteneği beni çok etkiliyordu. Ona hayranlıkla baktığımı hatırlıyorum. Zaman içinde aslında kendimin de sürekli bir şeyler inşa ettiğini gördüm. Bir içgüdüydü bu. Spesifik bir şeyden etkilenmek değildi ama içgüdüsel olarak yaptığım bir şeydi. Her zaman aşırı detaylı proje ödevleri hazırlardım. Süslerdim. Kesip yapıştırırdım. Bunun bir yetenek olduğunu bilmiyordum o dönemlerde ama ortaokulda öğretmenimin "Sen Güzel Sanatlar Lisesi okumalısın" dediğinde bunu hissettim. Lisede hocamızın yönlendirmesiyle büyük bir ekip olarak Pablo Picasso'nun Guernica'sını Ytong'dan bire bir boyutlarda inşa etmiştik. Bu beni form ve hacim anlamında çok etkilemişti.

- Peki metalle bir şeyler yapma fikri ilk ne zaman aklınıza düştü?
- Aslında süreç bir tık farklıydı. Okuduğum bölümde her malzeme için bir atölye var. Mermer, metal, ahşap, polyester/kalıp vb… Derslerimize devam ederken heykel tekniklerini daha doğru öğrenebilmemiz için her atölyeye girip o malzeme ile temel formlar yapmamız gerekiyor. Benim ilk girdiğim Mermer Atölyesi oldu, ikincisi ise metal. Metal Atölyesinde farklı bir tatmin olma duygusu hissettim. Sonradan ilk geri dönmek ve çeşitli heykeller yapmak istediğim Metal Atölyesi oldu. "Birimden Bütüne" ilerliyor olmak beni cezbetti diyebilirim. Parçalara yüklenen anlam ve her birinin önemi vs. Bu bana daha özgür bir alan tanıdı. Sanat okumaları yaptıkça da rastladığım örnekler beni daha çok bu malzemeye bağladı. Son yıllarda kullandığım tek malzeme metal ama yakın gelecekte yeni arayışlarım olacak.
ANNEM BENİM ROL MODELİM
- Neden bir resim çizmek, bir beste yapmak, ya da bir enstrüman çalmak değil de metal?
- Galiba metalin sert ve soğuk duruşunun altında yatan naifliği kendi yansımam olarak görüyorum. Güçlü bir duruşu anlatmak istediğimden de bu malzemeyi seçiyorum. Rastladığım hikayeler, yaşadığım ve yaşanıldığını gördüğüm hikayeler bana bu duruşun varlığını göstermem gerektiğini de hissettiriyor. Annem benim rol modelim. Çok güçlü bir kadındır. Onun hayattaki duruşu benim ilham kaynağım. Farkında olmadan hep onu anlatıyorum galiba.
- Kendi alanınızda dünyada beğendiğiniz ya da örnek aldığınız isimleri öğrenebilir miyim?
- Richard Serra, Javier Marin, Kurt Schwitters… Dönem dönem beğendiğim ve örnek aldığım sanatçılar değişse de bu üç sanatçıya çeşitli açılardan yakın hissediyorum. Hem malzemeyi kullanma biçimleri hem de bunu sunma şekilleri beni etkileyen en önemli faktörlerden.
- Dünyada en sevdiğiniz müze hangisi?
- Pek çok müze var aslında. Özellikle Kopenhag'dan Louisiana Museum ve Glyptoteket. Ve en sevdiklerimden biri olan İspanya Bilbao Guggenheim Museum… Müzelerin gerek mimari tasarımları olsun gerek doğa ile bütünleşmesi olsun çok samimi ve huzurlu hissettiğim nadir müzelerden.
ESKİŞEHİR'DE DAHA ÖZGÜRÜM
- Eskişehir'de yaşamak, üretmek sanat hayatınıza neler ekliyor?
- Eskişehir konfor alanı. Aradığınız şeye ulaşmanız kısa sürüyor. Yaşamak özgürce, bu sebeple üretmek de özgürce. Şehrin atmosferi hem sizi kendine bağlıyor hem de bir nokta da uzaklaştırıyor. Bu ikili çelişki arasında en doğru kaçış yolu üretim yolu oluyor.

KIZI ÜNİVERSİTEYE YOLLADIK, KAYNAKÇI OLDU
- Çalışmalarınız sırasında bir kaynakçı görüntüsü oluşuyor. İlginç tepkiler aldığınız oldu mu?
- Evet çok çeşitli tepkiler aldım tabi, örneğin "Kızı üniversiteye gönderdik okusun diye ama kaynakçı oldu." (Gülüyor) Buna ek olarak çok gururlandırıcı şeyler de duyuyorum. Özellikle usta abilerden, "Helal olsun sana iyi öğrenmişsin, tahmin etmezdim böyle kaynak yaptığını vs.." Beni en çok mutlu eden şey ise ailemin bana desteği ve inancı.
- Hayat öykünüze baktığınızda erken yaşta Avrupa ülkelerinde 'öteki' olduğunuzu gördüm. Bunun sanatınız üzerine etkisinden bahseder misiniz?
- Galiba sürekli var olmaya ve kendini açıklamaya çalışmak bir süre sonra sanata evriliyor bir şekilde. Anlaşılmak çok değerli. Bazen kendi yaşadıklarınız değil etrafınızdaki kişilerin yaşadıkları daha ağır gelir size. Tüm çocukluğumuzun karakterimize doğrudan etkisi var. Ben bu sürecin beni ben yapan bir süreç olduğunu düşünüyorum. Tüm eksileri ve artılarıyla. Sanatımda da karakterime oturmuş tüm kavramların yansımasını görüyorsunuz.
MÜZİK ODAKLANMAMI SAĞLIYOR
- Çalışırken müzik dinler misiniz?
- Çok değişken. Müzik aramam çoğu zaman ama kendimi bu konuda biraz eğitiyorum. Müzik ruhun gıdası sonuçta, Dinlediğimde ise daha slow tercih ediyorum. Bu beni düşürmektense odaklanmamı sağlıyor.
HER ŞEY EN NİHAYETİNDE RÜYA MIYDI?
- Rüyanıza giren eseriniz oldu mu? Öncesi ya da sonrasında…
- Rüyalarımda genelde suretler görürüm. Kim olduğunu bilmediğim, bazen tartıştığım bazen doğayla iç içe bir ortamda bulunduğum bazen kendim olduğunu bildiğim ama bana benzemeyen … Bu benim figüratif heykellerime ilham oluyor. Bazen yaşadığımız şeylerin sonucu olarak o rüyaları görüyoruz. Ya da uykuda değilken gördüğümüzü düşünüyoruz. Bu bir yansıma gibi. İçe dönüş. Ayna tutmam gerekiyor kendime, herkese gibi hissediyorum. Bazen de sadece zihnimi dışarı akıtıyorum tasarımlarımda. Rüya dediğimiz şey de her anımız değil mi. Her şey en nihayetinde rüya mıydı?
KİŞİSEL SERGİ İÇİN HAZIRLANIYORUM
- Biraz da gelecekten konuşalım mı?
- Önümüzdeki yıl, çok özel bir kişisel sergiyle sanat yolculuğuma yeni bir sayfa açmayı planlıyorum. Sergi hazırlıklarım fikir aşamasından başlayarak hızla ilerliyor. Tasarımlarımı ve genel sergi kurgumu büyük bir heyecanla oluşturuyorum. Bu sergi, beni ve sanatımdaki dünyayı en içten şekilde yansıtacak; adeta benim hikayem olacak. Bu özel proje, Artists& Collectors'ın kurucusu Özgür Karaçak'ın temsiliyeti ve öncülüğünde hayata geçecek. Onunla pek çok galeri temsilciliğinden farklı olarak, daha samimi ve sağlıklı bir iletişim kurduğumuza inanıyorum.