Son yıllarda Türkiye'de yaşanan yağış miktarının azalması ve kuraklığın getirdiği sonuçlar sebebiyle iklim değişikliği daha çok konuşuluyor. Bu konularda tüm dünyanın yakından takip ettiği Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) Türkiye ev sahipliği yapacak.
COP31 Zirvesi İstanbul'da, ana konferans etkinliklerinin ise Antalya'da gerçekleştirilmesi planlanıyor. Biz de bu sebeple son zamanlarda iklim krizi çerçevesinde dünyada yaşanan birkaç önemli olaya mercek tutmak istedik.
ALPLER'DE BUZUL KAYBI HIZLANIYOR
İklim krizi nedeniyle Avrupa Alpleri'ndeki buzulların yokoluş hızı 2033'e kadar zirveye ulaşacak. İsviçre Alplerindeki buzulların yüzde 90'ı 2100 yılına kadar eriyip gidecek. Son 10 yılda buzulların yaklaşık dörtte biri kaybedildi. 2000'den bu yana toplam hacim neredeyse yüzde 40 azaldı. Artan yaz sıcaklıkları ve buharlaşma erimenin ana nedeni. Buzul kaybı sadece muhteşem bir manzaranın yok olması anlamına gelmiyor. Domino etkisiyle kayak turizmi, su kaynaklarını olumsuz etkilenecek. Bir adım daha atarsak hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde devam etmesi halinde gelecek ay Milano'da yapılacak Kış Olimpiyat Oyunları da ciddi risk altına girebilir.
SIĞINAKLAR SICAK HAVA İÇİN DEVREDE
İklim değişikliğinin geçen yaz en çok sarstığı ülke şüphesiz İspanya olmuştu. Geçen yaz ülkede 3 bin 800'ün üzerinde sıcağa bağlı ölüm kaydedildi. Hazirandan ağustos ayına kadar uzanan uzun bir sıcak hava dalgasının ülkenin artık 'yeni normali' olduğu yetkili makamlarca ifade edildi. 2025'te ülke kayıtlardaki en sıcak yazını yaşadı. Devlet Meteoroloji Ajansı (AEMET) verilerine göre ağustosta yaşanan 16 günlük sıcak hava dalgası sırasında sıcaklıklar 45°C'yi aştı. Hükümet 'yeni normal'le sığınaklarla mücadele edecek. İklim sığınakları ağında serinlik sağlayan alanların herkes için erişilebilir olacak. Sığınakların, sıcakların insanları en fazla etkilediği ve en çok ihtiyaç duyulan bölgelerde hükümet tarafından finanse edilecek.
Katalonya'nın başkenti Barselona'da kütüphaneler, müzeler, spor tesisleri ve alışveriş merkezleri dahil olmak üzere yaklaşık 400 iklim sığınağı halihazırda hizmet veriyor. Klimalı bu alanlar, oturma yerleri ve ücretsiz su imkânı sunarak özellikle sağlık sorunları olanlar, yaşlılar, bebekler ve maddi imkânları kısıtlı kişiler için sıcaktan korunma olanağı sağlıyor. Başbakan Sanchez, iklim değişikliğiyle mücadele programı kapsamında küçük kasabalarda sel önleme planlarının finanse edileceğini ve yangın önleme çalışmalarına 20 milyon Euro ayrılacağını açıkladı.
ZEKA YAPAY KURAKLIK GERÇEK!
Akşam hangi restorana gitsek? Bu kitabı bana özetlesene! Hocanın verdiği ödevimi hazırla... 7'den 70'e herkes korkunç bir hızla yapay zekayı kullanıyor. Peki bunun bedeli olmayacak mı? Saniyeler içinde bize merak ettiğimiz konularda yalan yanlış toparlamalarla yanıt veren yapay zekâ, çevreye ciddi zarar veriyor. Son araştırmalar, yapay zekâ sistemlerinin yol açtığı karbon salınımının, bir metropolün yıllık emisyonuna yaklaşacak boyuta ulaştığını ortaya koyuyor. Hatta 2025 itibarıyla yapay zekânın neden olduğu karbon salınımı, New York gibi bir şehrin yıllık karbon ayak iziyle yarışabileceği ifade ediliyor.
Sorun yalnızca elektrik tüketimi de değil. Yapay zekânın arkasındaki devasa veri merkezleri, aynı zamanda inanılmaz miktarda su tüketiyor. Sunucuların soğutulması için harcanan su, bazı bölgelerde yerel halkın su kaynaklarıyla rekabet eder hale gelmiş durumda. Yani biz bir soruyu saniyeler içinde cevaplatırken, başka bir yerde doğal kaynaklar sessizce tükeniyor.
Elbette yapay zekâdan vazgeçmek gerçekçi değil. Modern dünya artık bu teknoloji üzerine kurulu. Ancak 'kullanıyoruz' diye sorgulamamak da büyük bir hata. Daha verimli algoritmalar, yenilenebilir enerjiyle çalışan veri merkezleri ve şeffaf çevresel raporlama olmadan bu hızla devam edersek, dijital konforumuzun bedelini doğa yani biz ödeyeceğiz!