İstanbul Gençlik Orkestrası'nın bir konserinden sonra şef Ramis Sulu ile yolumuz kesişiyor. Daha 17 yaşında bir orkestra kuran dünyadaki ilk isim... Sözleşip Nişantaşı'nda buluşuyoruz. 2005 yılında İstanbul'da dünyaya gelen genç şefin anne tarafı Trabzonlu ve halen orada yaşıyorlar. Ailesinde müzikle ilgilenen kimse yok. Dedesi şarkı söylemeyi çok seven bir insan... Baba tarafı ise Sinoplu ve evde söylenen Sinop türkülerini kolayca ezberliyor Rasim... İstanbul'da okula gittiğinde müzik öğretmeni aile, "Baya iyi kulağı var" diyor, kurslara yollamayı öneriyor. Fakat aile, "Önce okuyup meslek edinmeli" diyor. Lakin notalar virüs gibi küçük Ramis'i sarıyorlar:
"7-8 yaşında falanım. Kendi kendime bilgisayarda piyano kursu araştırmaya başladım. Enstrüman bilgim yok ama piyanonun görünüşü ilgimi çekiyordu. Bakırköy'de bir kurs bulmuştum. Gittik oraya, yazıldım.
Buruk Acı falan çaldırmaya çalıştılar ama bana çok sıcak gelmedi. Kendi kendime öğrenmeye başladım. Bir yıl Rus hocam oldu. Ben rica ettim, klasik müzik öğretiyordu. Tek başıma internetten nota öğrendim. Bizim yazlık Büyükçekmece'deydi ve orada bir hoca bulmuştuk. Ondan klasik müzik hakkında bilgi edinmeye başlamıştım.

Ardından beş yıl boyunca sıkı bir eğitime girdim Şevki Hocayla. 12-13 yaşındayken konservatuara girmeme karar verildi. Derslerim de iyiydi ama ben evde sürekli piyano çalışıyordum. Sonra konservatuara hazırlanmaya başladım. Sıkı bir çalışmaydı ama geçti. Son dakika fark ettik ki solfej sınavı ve teorik sınav da varmış. Bilgim dahilinde değildi.
Şevki Hocam beni Emre Dündar'a yönlendirdi. Onunla teorik eğitime başladım. Sonrasında uzun bir çalışmayla konservatuara girdim.
- Orkestra şefi olmaya nasıl karar verdiniz?
- Küçücük odamdaki çekmecelerin hepsini nota ile dolduruyordum, hoşuma gidiyordu. Özellikle orkestra notaları benim çok ilgimi çekiyordu çünkü karmaşıktı ve burada demek ki daha derin bir şey var diye düşünüyordum.
Çok iyi piyanist olursam sonra şeflik yapabilirsin gibi bir algı vardı bende. Okula bir girdim kapıda Kompozisyon ve Orkestra Şefliği yazıyordu. O zaman okunabildiğini anladım!
- O zaman yaşınız kaçtı?
-13-14... Ama hiçbir zaman mesleki olarak düşünmedim, yapabildiğime inanıyordum. Ben lise üçteyim. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuarı'nda üniversitenin açılış konseri provası vardı. Arkadaşlarım çalıyordu. Erdem Çöloğlu orkestranın da şefiydi. "Hocam bir kere de ben yönetebilir miyim?" dedim. "Olmaz, kendi orkestranı kurarsan yapabilirsin" dedi. Büyük hayal kırıklığı yaşamadım.
Ben olsam izin verir miydim, bilmiyorum. Belki yönettirseydi benim için orada bitebilirdi bu macera. Ertesi gün arkadaş grubuma "Ben orkestra kuracağım" diye yazdım. Kimse "Yapamazsın, edemezsin" demedi. Hemen yapılacakları konuşmaya başladılar.

- Hemen?
- Biraz hemen oldu. İki günde 25-30 kişiyi topladım. "Arkadaşlar ben orkestra kuruyorum ama konser vermeyeceğiz. Hocalar hiç dahil olmayacak. Sizler yeni parçalar öğrenin ben de bunları sizlere farklı yorumlatarak çaldırmayı öğreneyim" dedim. Hiç konser hedefi olmamasına rağmen 60 kişiye kadar çıktık. Korona sonrası olduğu için herkesin bir şey yapmaya en aç olduğu dönem. Aslında bu sayede bu orkestrayı kurabildiğime inanıyorum. İlk konserimizi çok sevgili hocamız Dilbağ Tokay ve Saba Sümer sayesinde Yeldeğirmeni Sanat'ta verdik. Orada beş tane konser yaptık. Çok keyifli geçti.
Sonrasında okulumuzdaki gitar hocası Sinan Erşahin çok sağ olsun 2023-2024 sezonunda sayesinde Grand Pera'da beş konser verdik.

ÇIKAN ENGELLERİ UNUTUR, GÜZEL SONUÇLARA ODAKLANIRIM
Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda Murat Cem Orhan'ın asistanı olarak orada üç yıl boyunca her provaya gittim. Oradaki tüm insanlarla ve orkestracılarla tanıştım. O sırada orkestrayı çoktan kurmuştum ama konser yapmaya henüz başlamamıştık. İleride bir şeyler yapma hayalim olan insanlardan Aslıhan And, Rahşan Apay, Evrim Güvemli, Sertaç Çevikkol, Altuğ Tekin... Hayalimde yapmak istediğim o insanlarla ben konser yaptım. Hala da var. Onlarla da yapacağım umarım. Bu aslında işin en büyülü olan kısmı. Çok fazla engel çıktı karşıma ama bu engeller bu kadar yaşanan güzel şeyin karşısında o kadar önemsiz kaldı ki, hepsini unuttum. Çünkü çok güzel şeyler yaşanıyor.
İDOL
Çok idolüm var ama spesifik olarak Teodor Currentzis diyebilirim. MusicAeterna'nın şefi. Hali hazırda genç bir şef. 45-47 yaşlarında. Benim hedeflediğim şeyi yapıyor. Bunun yanında Riccardo Muti çok büyük bir orkestra şefi. Büyük bir opera şefi. Benim de en büyük hayallerimden biri. Zaten bence bir şefin ilk yapması gereken şeylerden biri iyi bir şekilde opera yönetmek.
KEMAN
Kesinlikle çalmak isterdim. Dünyanın en zor enstrümanlarından belki de. Çocuğumu kemancı yapmak istemem mesela. Müzisyen de yapmak istemem. Tabi çocuğun ekstra buna yeteneği varsa o başka ama ben istemem. Çocukta bir şey görürsem de önüne çıkmam, yapsın.
MOZART
Hakkında anlatacağım çok şey var ama bir yandan da yok. Başka bir dünya ve başka bir vergi. Tamamen silgisiz bir şekilde her şeyi olması gerektiği gibi yazıyor. Kusur yok bence. İlk başladığım zaman bu işe benim en sevdiğim besteciydi ve hala öyle. Bir daha onun gibisi gelmeyecek.