Bazı çocuklar oyuncaklarla oyalanmaz; etrafı izler, dinler, gerçek olanın peşinden gider. Ceylin Arslan da onlardan biri. Ailesi için bu yolculuk hiçbir zaman "Ne olacak?" sorusuyla başlamadı. Daha çok "Nasıl yanında dururuz" diye düşündüler. Kurs kurs gezilen bir çocukluk, konservatuvar sınavları, uzun provalar ve erken saatlerde başlayan günler... Babası ünlü televizyoncu Uğur Arslan, annesi tekstille uğraşan Seçil Hanım; Ceylin'in müzikle kurduğu bağa, sabırla ve güvenle eşlik ettiler. Kemanla çıkılan bu yolculukta rotayı notalar belirliyor.
Mimar Sinan Konservatuvarı öğrencileri olarak konseriniz vardı. Oradan geldin, yorucu bir gündü. Bugününü ve hedeflerini anlatır mısın?
Keyifli olduğum, çok sağlam çalıştığım bir dönemdeyim. Evet, Deniz Müzesi'nde konserimiz vardı. 07.00 gibi kalkıp okula gittim. Evim okula uzak, bu süreyi müzik dinleyerek veya üreterek geçiriyorum. Konserimiz olduğu için bugün derslerimizden izinliydik. 1-2 saat elimi açıp, oda müziği provası yapıp, konsere geçtik. Hedeflerim değil hedefim net: Üniversiteye kemanla devam etmek.
Her şey nasıl başladı?
Benden üç yaş büyük hiperaktif bir abiyle... Ailem onu kurs kurs gezdirirken ben de peşinden gittim. Sayesinde tekvando, futbol denemediğim şey kalmadı ama sadece müzikte devamlılığım oldu. Maymun iştahlıydım ama piyanoda kalıcı oldum. İlkokulda müzik öğretmenim Sibel Uçan yeteneğim olduğunu ailemle paylaşmış. Sanırım hocama ayıp olmasın diye beni yetenek sınavlarına soktular. İTÜ sınavında piyano, Mimar Sinan'da keman uygun görüldü. Kemanı seçtim ve çok sevdim. Okulumuzdaki ablalara özenerek, notalarını karıştırarak sekiz yıl geçti. Kendimi en çok buraya ait hissediyorum. Şimdi hocamın küçük öğrencilerine yardımcı olmaya bayılıyorum.

Konservatuvar sonrası "Doğru yerdeyim" dediğin ana gidelim...
Açıkcası çalışkan ve disiplinli biri değilim. Ama keman çalmayı, müzik yapmayı ve sahnede olmayı çok seviyorum.
Bizim okulda geçer not almak zor bir şey. Enstrümanını çok seven, çok iyi çalan, çok disiplinli sanatçı adayları var, bunlardan bazıları için sınavlar veya konserler ciddi bir stres kaynağı, işin bu tarafından keyif almıyorlar hatta perform etmeden önce sakinleştiriciye ihtiyaç duyanlar var.
Benim içinse bu işin en keyifli anı o stresi yaşamak. Sınavlarda değerli hocalarıma çaldığımda "Tamam, doğru yerdeyim" hissi geliyor.
Hem kemanla hem de popüler müzikle de solistlik yapmayı seven birisin. Sahnede olmayı da istiyor gibisin...
Keman dışındaki alanlar sürpriz bir şekilde gelişti. Şarkı söylemek kadar yazmayı da çok sevdiğimi fark ettim.
12-13 yaşlarından beri gitar, piyano ve ukulele çalıyorum. Söz yazıyorum, beste yapıyorum ve sosyal medyada paylaşıyorum. Bunlardan birkaç tanesi dikkat çekip güzel yorumlar alınca motive oldum. Çok plan yapılabilecek bir sektörde değiliz, rüzgarı biraz da arkanıza almanız gerekiyor. Yakında üçüncü teklim Kal Yanımda çıkacak mesela. Kendimi çok yalnız ve eksik hissettiğim bir anda yazdım.
Ceylin hep böyle olgun muydu? Hiç bebeklerle oynamaz mıydı?
Seçil Arslan: Selim (Ceylin'in ağabeyi) bir oyuncak dükkanına girdiğinde bize dükkanın yarısını aldırıp çıkarırdı. Biz de çocuklar arasında ayrım yapmayalım diye Ceylin'i oyuncakçıdan bir şeyler seçmesi için adeta zorlardık. Hiçbir şey istemezdi.
Her şeyin gerçeğiyle oynamak isterdi. Bebekse; gerçek bebek... Tencereyse; gerçek tencere... Enerjisi çok yüksektir, 2-3 yaşından beri her akşam bize yeni bir şarkı söyler, taklit-komiklik yapar.

Ceylin'e dair hayalinizi sorsam?
S.A.: Geçen yıl hocası Ceylin'e bir jest yapıp bir iki öğrencisinin derslerinde yardımcı olmasını istedi. İyi bir öğretmen oldu, küçük kızlarla çok güzel ilgilendi, korudu, kolladı, öğretti. Anne babası olarak gurur duyduk. İleride onu minik öğrencilerine müzik öğretirken görmeyi çok isteriz.
Bir yandan da oyunculuğa başladın. Hayallerin neler?
Oyunculuk beni çok heyecanlandırıyor. Ufak ufak bir şeyler yapıyorum ama önceliğim okulumu çok güzel bir şekilde bitirmek... Şimdilik yurt dışı hayalim yok, masterclass'lara veya yurt dışı yarışmalara katılabilirim. Daha önce iyi derece almayı başardım, böyle devam edebilirim. İstanbul'da hayatım çok dolu ve renkli geçiyor. Kendi ülkemin değerli hocalarıyla potansiyelimi gerçekleştirmeden hiçbir yere gitmeyeceğim.
İnşallah yüksek lisans yapabilirim. Haftada iki kez hocam Profesör Aslı Çivicioğlu'na gelip onu dayağını yemekten vazgeçmeyeceğim. (Yüzünde güller açıyor bunları söylerken)
S. A.: Aslı Hocamızın büyük emeği var. Bugün kaç kişi, hafta sonu kendi evladını bırakıp öğrencisini ders yapmak için okula çağırır. Hakkı ödenmez.
Korona, deprem ve biten bir arkadaşlığa dair şarkılar yazdın.
11 milyon kez dinlenen bir şarkın da var. Şarkı sözü yazmayı seviyorsun...
Bazen insanlar yaşım dolayısıyla şaşırabiliyor ama bence yaşım en büyük avantajım. İnsan gençken duygularını 'en'lerde yaşıyor... En çok bu yaşta birini çok seviyor, inanıyor veya birine çok öfkelenebiliyor. İnsanları dinlemeyi ve gözlemlemeyi çok seviyorum. Duyduğum güzel şeyleri hemen aklıma yazıyorum. Duygularımı, yaşadıklarımı besteleyerek ifade etmek benim için bir terapi. Heyecanımı, hayal kırıklıklarımı, söylemediklerimi şarkı sözü yazarak daha kolay yönetebiliyorum.

Bu kadar söz yazmayı seven biri, iyi bir okurdur diye düşünüyorum. Haklı mıyım?
Başucu kitabım Erich Fromm'un Sevme Sanatı'dır. Dönüp dönüp okuduklarımdandır. Halil Cibran'ın Ermiş kitabını çok severim. Engin Gençtan'ın İnsan Olmak ... Bunların dışında ilk aklıma gelen Martı, Simyacı, Beyaz Geceler'i de hemen saymak isterim. Bir dönem radyo tiyatrolarını çok dinlerdim.
S.A.: Ceylin bebekliğinden beri konuşmaya hevesli, kendini çok rahat ve doğru ifade edebilen biri. Geçen sene çok etkilendiği yönetmen Onur Tan aynı zamanda Ceylin'in okuma mentörüdür. Ceylin'e bazı kitaplar hediye etti ve sayesinde Ceylin tüm yazı okuyarak geçirdi.
Yapay zekayla aran nasıl?
Ben kullanmıyorum. Ama hayatı çok kolaylaştırdığı bir gerçek.

Anne-kız birbirini sorularla zorladı
HER SABAH VE AKŞAM VARLIĞINIZ İÇİN ALLAH'A ŞÜKREDİYORUM
Seçil Arslan: Anne olduğunda benden kopyalayacağın ne var?
Ceylin Arslan: İnsanlarla sosyal ilişkilerin çok güçlü, onu kendi çocuğuma da aktarmak isterim.
İkinci olarak da; zaman zaman zor günler yaşıyoruz, o günler neşeni kaybetmeyip güler yüzünle ailemizin her şeyin üstesinden gelmesini sağlıyorsun. O halini 60 yıl sonra kendimde canlı tutmak isterim.
Seçil Arslan: Şimdi ağlayacağım. Lütfen bana sorun zor olmasın.
Ceylin Arslan: Sen sadece kendi adına bir hayat yaşamıyorsun. Babam, abim ve benim de hayatımızı yaşayıp bizi her türlü zorluğa hazırlıyorsun.
Ben bazen kendi hayatımı yaşamakta zorlanırken, sen bunu nasıl başarıyorsun?
Seçil Arslan: Sizler hayatımdaki en büyük zenginliğimsiniz. O yüzden hiçbir zorluk bana sorun gibi gelmiyor. Babanla 22 yıldır evliyim ama sizin her şeyinize burnumu sokmaktan büyük keyif alıyorum. Her sabah ve akşam sizin varlığınız için şükrediyorum.

YOL ARKADAŞIMIN DA BENDE EMEĞİ BÜYÜK
Bir yol arkadaşın da vardır diye düşünüyorum... Onlar olmadan olmaz. 11 yıl beraber yaşadığımız alman kurdumuz Winx tüm ailemiz için çok kıymetliydi. Ne yazık ki kanser sebebiyle kaybettik. İnsanla konuşarak anlaşmak kolay ama konuşamayan bir canlı ile iletişim kurabilme bence insanın olgunlaşması için çok önemli. Onun da bende emeği var.
Hadi biraz kendini eleştir... Dağınık ve sakar biriyim... Bir de sinirlendiğim zaman kendimi kapatır, genelde faturayı kendime ve en sevdiğim kişilere genelde anne ve babama keserim.
Peki annen ve babanın eleştirdiğin özellikleri var mı? İkisi de onları yetiştiren insanları aşmışlar. İtalya'da tıp eğitimi alan abim Selim'i de, beni de çok iyi yetiştirdiler. Onlara gıptayla bakıyorum. Sevmediğim yönleri pek yok. Örneğin ben bir ergen gibi davranırken, onların da ilk defa bir genç kız ebeveyni olduklarını hatırlıyorum. Onların da hata yapma hakları ve kredileri var. Çok şükür ki abim biraz kuduruktur, onunla her şeyin ilkini onda gördükleri için beni el üstünde tutuyorlar. (Anne kız gülüyorlar)