Ekolojik yapısıyla dünyada eşi benzeri olmayan Marmara Denizi ciddi baskı ve tehdit altında... İklim değişikliği, trol balıkçılığı ve endüstriyel atıklar ilk akla gelen büyük tehditler. Bölgenin sadece balık değil oksijen kaynağı da olan bu kıymetli alanı korumak için herkes elini taşın altına koyuyor. 2021 yılında bölgenin en önemli yaşam kaynaklarından olan Tavşan Adası, Cumhurbaşkanlığı kararıyla "Kesin Korunacak Hassas Alan" ilan edildi. Geçen yıl ise Kültür ve Turizm Bakanlığı, adayı II. Derece Doğal Sit Alanı ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak tescil etti. Tavşan Adası kıyılarındaki doğal yaşamın sürdürülebilirliği için Deniz Yaşamını Koruma Derneği (DYKD) ve Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF Türkiye) uzunca bir süredir çalışmalar yürütüyor. Kader; gayrete aşıktır diyerek bizi çalışmaları gözlemlemek için misafir ettiler. Bostancı açıklarından bir saati aşkın süren yolculuk sonrası Deniz Yaşamını Koruma Derneği'nin Ranger ekibinde görev alan iki dalgıç bizi karşıladı. Onlar hayatlarını Marmara Denizi'ne adamış iki deniz sevdalısı genç... Ama önce iki derneğin yetkililerini dinliyoruz. Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, "Tavşan Adası bizim için, Marmara Denizi'nin iyileşebileceğini herkese gösteren emekle ve sabırla büyüttüğümüz canlı bir kanıt" diyor. WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula ise, "Burası Cumhurbaşkanlığı kararı ile ilan edilmiş ilk ve tek Kesin Korunacak Hassas Alan... Deniz Yaşamını Koruma Derneği ile bir araya gelerek bu bölgenin bir av alanı değil, yaşam alanı olduğunun altını çizmek için yola çıktık" değerlendirmesini yapıyor.

ANNEANNE SANDIĞI GİBİ
- Hem Cumhurbaşkanlığı hem Kültür Bakanlığı, Tavşan Adası konusunda çok hassas... Nedir bu adanın önemi?
- Volkan Narcı: Tavşan Adası hepimiz için gelecek vaat eden, anneanne sandığı dediğimiz kıymetli bir yer. Hepimiz Marmara'da yaşıyoruz, bu denizin kenarındayız, bu denizden soluyoruz, besleniyoruz ama "Acaba ölüyor mu?" derken biz bir güç oluşturduk el birliğiyle... Biz burada 650 kök mercanı, aktif onarıcı restorasyon olarak yeniden hayata tutundurduk.
Yani toplum olarak çok farkında olmadığımız ve büyüyerek güzelleşen bizim geleceğimizin umudu olan, bize bir ışık yaratan bir yer Tavşan Adası.
Ekip arkadaşlarımla bu alanı 7/24 gözetim altında tutuyor, koruyoruz. Su altı kameralarıyla gözlediğimiz bir çölü 10 yılda yavaş yavaş bir vahaya çevirdik. El birliğiyle birlikte koruyabileceğimiz bir alan burası. Yazın kışın her türlü havada bu arkadaşlarımız burayı korumaya, aslında bizim için, çocuklarımız için bir şekilde ellerinde tutmaya çalışıyorlar.
- Ömür Kula: Bu işe 2015 yılından beri baş koymuş bir ekip var burada. WWF-Türkiye'nin "Türkiye'nin Canı" programı hibesinden yararlanan Deniz Yaşamını Koruma Derneği, mercanları koruma konusunda çok büyük kazanımlar elde edildi. Ekosistemi yeniden ayağa kaldırdılar. "Marmara denizinde yaşam artık mümkün değil" deniliyordu. Artık mümkün olduğu bu çalışmalarla ortaya konuldu. Biz burada iki farklı sivil toplum kuruluşuyuz.
Normalde sivil toplum kuruluşlarını çok fazla yan yana görmezsiniz. Biz bunu çok önemsiyoruz. Sivil toplumda rekabet olmaz. Ben bugün gurur duyuyorum Deniz Yaşamını Koruma Derneği ile birlikte çalışmaktan.

- Tavşan Adası için risk oluşturan tehditler nelerdir?
- Ömür Kula: Çok fazla risk var. İnsan müdahalesi bir risk, etraftaki tekneler bir risk, balıkçılık bir risk, avlanma bir risk.. Bunlarla ilgili de kuralların, sınırların, yaptırımların net olması gerekiyor. Kesin Korunacak Hassas Alan ilanı güçlü bir hukuki çerçeve sağlar; ancak tek başına etkili koruma sağlayamaz. Bilimsel izleme, zonlama, denetim ve yaptırım mekanizmaları, yerel paydaş katılımlı yönetişim, sürdürülebilir finansman mekanizmalarını içeren bir yönetim modeli ile desteklenmeli.
- Bu koruma sadece mercanlara yönelik mi? - Ömür Kula: Bu bir ekosistem koruması. Kuş türleri var, mercanlar var, çok çeşitli balık türleri var. Bölge hassas mercan toplulukları ve genç balık popülasyonları için de kritik öneme sahip bir yaşam, üreme ve gelişim alanı... Yani genç popülasyon buradan dağılıyor bazı türler için. Ayrıca burası bilimsel laboratuvar niteliğinde. Ekiplerimizin varlığı en büyük finansman. Onlar olmasa.. Yani parayla yaptırmak kadar basit değil.
- Su altından ya da kuşlardan sizi şaşırtan türlerden örnek verebilir misiniz?
- Volkan Narcı: Marmara Denizi iki katmanlı bir deniz; yukarısı Karadeniz, altı Akdeniz... Bizim şuanda ekim yaptığımız bu hayvanlar yani Akdeniz endemiği sarı gorgonlar (Eunicella cavolini) Akdeniz'de 90-100 metrelerde yaşıyor. Dolayısıyla üzerinde çok fazla çalışma şansı olmayan türler ama Marmara'nın muhteşem yapısından kaynaklı 28-30 metre bandında dalış yapıp görülebilecek, üzerine çalışılabilecek bir seviyede. Biz bunları ekerek dünyada aslında bir ilke imza atıyoruz.

HOBİMLE İŞİMİ BİRLEŞTİRDİM, AŞIRI MUTLUYUM ENGİN
EGE GENÇER
Sinop Üniversitesi Su Altı Teknolojisi Bölümü mezunuyum. Mesleğim sanayi dalgıçlığı üzerine. Profesyonel balık adam belgesine sahibim. Gelirden ziyade gönüllü olarak severek yaptığımız bir iş bu. Denizleri korumaktan, sudaki yaşamın gelişimine tanıklık etmekten büyük keyif alıyorum.
YEŞİM AYAR
Biz Engin ile Deniz Yaşamını Koruma Derneği (DYKD), ranger ekibinin profesyonel çalışanlarıyız. Bu bizim izin çok değerli. Ben ODTÜ Biyolojiyi bitirdikten sonra yüksek lisansımı yine ODTÜ'te Deniz Bilimleri Enstitüsü'nde yaptım. Mezun olur olmaz bu işi buldum. Akademik alanda olmayı tabii ki de seviyordum ama sahada olup yaptığım işin birebir etkisini görmek de istiyordum. Bu işte de zaten onu görebildiğim için aşırı mutluyum. 15 senedir dalgıcım. Hobimle işimi birleştiren bir iş yaptığım için aşırı mutluyum. İlginç bir anımı sorarsanız, Bodrum'da dalış yaparken denizin sağa sola gittiğini gördüm. İnanılmazdı. Büyük bir olaya şahitlik ettiğimi anladım. Çıkınca deprem olduğunu öğrendim büyük şok yaşadım.