Müzik ruhun gıdasıdır diye boşuna dememişler... Hemen her duygumuzun karşılığını buluruz şarkılarda, türkülerde, melodilerde... Nasıl ki eğlenceli ve enerjik hissettiğimizde hareketli müzik dinleme ihtiyacı duyarız, öfkeli, mutsuz, kırgın ya da kızgın olduğumuzda da bize eşlik edecek bir şarkı arar elimiz. Farkında olmadan yaptığımız bu seçimler, aslında yüzyıllardır süregelen bir tedavi yönteminin parçası...

Bugün "playlist yapmak" dediğimiz şey, bir zamanlar darüşşifalarda uygulanan müzikle tedavinin modern hâli gibi. Peki, bu konu nereden düştü aklıma? Yurt dışında yapılan bir araştırma müzik dinlemenin insan bedeni ve zihni üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koydu. Ancak onların belki de yeni uyandığı bu mevzu, aslında yüzyıllar öncesine uzanan bir bilgeliğin günümüze yansıması. Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan geçtiğimiz ay Tıp ve Kültür Sanat sempozyumunda geleneksel Türk müziği makamlarının, koku ve su ile terapinin "şifa mirası" olarak modern sağlık sistemine entegrasyonunu vurgulamış, İbn-i Sina geleneğine atıfla, müziğin ruh ve beden sağlığı üzerindeki iyileştirici etkisinden bahsetmişti. Nitekim Orta Çağ'ın en büyük hekimlerinden İbn-i Sina, hastaların sadece ilaçlarla değil, müzikle de tedavi edilmesi gerektiğini savunuyordu. Ona göre her ses, insan ruhunda farklı bir titreşim yaratır; doğru makam, doğru ruh halini iyileştirir. Bu anlayış, Selçuklu ve Osmanlı darüşşifalarında sistemli bir tedavi yöntemine dönüşmüştü. Hastalara su sesi eşliğinde belirli makamlar dinletilir, ruhsal denge yeniden kurulmaya çalışılırdı.

MÜZİKLE ŞİFA
Evliya Çelebi'ye göre; müziğin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisi konusunda yeterli bilgi ve deneyime sahip darüşşifanın hekimbaşısı, hastalarına önce çeşitli makamlar dinletir, kalp atışlarının hızlanıp ya da yavaşladığına bakar sonra ise yararlandıkları uygun melodiyi belirlerdi. Şikâyetleri ve benzer hastalıkları bir araya getirir, darüşşifanın müzik ekibine haftanın belirli günlerinde konserler düzenlettirdi. Örneğin, zihni açma ve hafızayı güçlendirmede İsfehan, aşırı hareketli, heyecanlı hastaları sakinleştirme de Rehavi, sıkıntılı, karamsar, durgun ve neşesiz hastaları da iyileştirmede Kuçi makamının iyi geldiğini, Evliya Çelebi seyahatnamesinde belirtir. Dolayısıyla müzikle şifa arayışı bu toprakların köklü mirasıdır. Ve bu mirasın en ince ayarını yapan şey ise makamlardır. Bugün bilim farklı kelimeler kullanıyor belki ama özünde söylediği şey aynı: İnsan, kendine iyi gelen sesi bulduğunda iyileşmeye başlar. Belki de bu yüzden, bazen uzun uzun düşünmek yerine sadece bir şarkı açmak yeterlidir. Ve belki de en doğru soru şudur: Bugün ruhun hangi makamda? Her makam, adeta ruhun farklı bir kapısını aralar. Gelin en bilindik eserlerle belli başlın makamlar hangi derde deva beraber bakalım...

SEGÂH MAKAMI SÜKÛNET ARAYANLAR İÇİN
Günün gürültüsünden uzaklaşıp kendi içine dönmek isteyenler için... Segâh makamı, insanı yavaşlatır. Hararetten meydana gelen şişmanlık, uykusuzluk, yüksek nabız, kalp, ciğer ve kas rahatsızlıklarına faydalıdır. Beyin nöronlarına etkisi vardır. Mistik duygular oluşturur. Bu makamdan şifalanmak için, Münir Nuettin'den Dönülmez Akşamın Ufkundayım veya Perihan Altındağ Sözeri'den bestesi Saadettin Kaynak'a ait olan "Ayrılık Yaman Kelime" eserlerini dinleyebilirsiniz.

RAST MAKAMI DENGE VE HUZUR VERİR
Zihnin dağıldığı, günün üzerimize çöktüğü anlar vardır. İşte o anlarda Rast makamı, adeta içsel bir "reset" tuşu gibi çalışır. Böyle durumlarda Gültekin Çeki tarafından bestelenen ve sözleri Hayri Mumcu'ya ait olan Eski Dostlar şarkısı dinlerseniz, fark etmeden derin bir nefes alırsınız. Rast makamı denge ve huzur verir. İçsel sakinliği destekler, zihni toparlar. Düşük nabzın yükselmesine yardımcı olur. Kaslara tesiri vardır. En eski makamlardandır. Spazmı çözücü özelliği nedeniyle spastik ve otistik hastaların tedavisinde yararlıdır.

NİHAVEND MAKAMI RAHATLATIR
Nihavend makamı, insan ruhuna huzur, kuvvet ve güven hissi veren, kan dolaşımını düzenleyen ve karın/bel bölgesi ağrılarına iyi gelen şifalı bir makamdır. Yüksek tansiyon ve akıl hastalıklarında rahatlatıcı etkisi bilinen bu makam, özellikle ikindi vaktinde sakinleştirici etkisini en üst düzeye çıkarır. Münir Nurettin Selçuk'un Kalamış adlı eseri Nihavend makamının neşeli ve romantik karakterini yansıtan en popüler Türk sanat müziği eserlerinden biridir. Yine aynı şekilde Şarkılar Seni Söyler Dillerde Nağme Adın, Kimseye Etmem Şikayet adlı eserler de Nihavend'in en bilinen eserlerindendir.
HİCAZ MAKAMI HÜZÜNLE YÜZLEŞTİRİR
Bazen iyi hissetmek için önce biraz hüzne dokunmak gerekir. Hicaz makamı, tam da o bastırılmış duyguları yüzeye çıkararak arınmaya yardımcı olur. Alçakgönüllülük ve dinginlik hissi veren bu makam, düşük nabzı yükseltme ve spazmları giderme konusunda etkilidir. Zeki Müren'den Bir Bahar Akşamı veya Emel Sayın'dan Gönül Penceresi'nden dinlediğinizde ne demek istediğimi anlarsınız.

UŞŞAK MAKAMI; KALBİ YUMUŞATIR, GÜLME HİSSİ VERİR
Sevgiye, şefkate ihtiyaç duyduğumuz o anlarda Uşşak makamı devreye girer. Daha içten, daha sıcak bir yerden konuşur. Gülme, sevinç, kuvvet ve kahramanlık duyguları verir. Derin aşk ve mistik duyguların ifade vasıtasıdır. 'Aşıklar' demektir. Uyku ve istirahat için faydalıdır, gevşeme hissi verir. Yine Zeki Müren'in eşsiz sesinden aşina olduğumuz "Ne mektup geliyor ne haber senden diye başlayan "Gözlerin Doğuyor Gecelerime" bu makamı temsil eden en özel eserlerdendir.