Bazı sakatlıklar sadece bir kariyeri bitirmez, yeni bir hayatı başlatır. Eski bir futbolcu ve beden eğitimi öğretmeni olan Mesut Çakar, dizindeki bağlar kopunca hayallerinin de koptuğunu sanmıştı. Oysa o boşlukta, içine sığamadığı sınırları keşfetti. 5 yıl, 37 ülke ve sayısız insan hikayesi... Çakar ile Zimbabve'nin vahşi bahçelerinden Mekong'un hırçın sularına uzanan, "konfor alanının" çok uzağındaki serüvenini masaya yatırdık.

SON SANDIĞI AN ASIL HİKAYESİ BAŞLADI
Dokuz Eylül Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliği'nden mezun olduktan sonra gözünü yeşil sahalara diken Mesut Çakar'ın hayatı, talihsiz bir sakatlıkla bambaşka bir yöne evrildi. Ancak o, formasını asıp köşesine çekilmek yerine sırt çantasını takıp yollara düşmeyi seçti. 2018'deki kısa İran gezisi ise onun için dönüm noktası oldu. Tebriz'in sokaklarında sadece yeni yerler değil, yeni bir 'ben' keşfettiğini söyleyen Çakar, o günden beri dünyayı 'yavaş seyahat' felsefesiyle adımlıyor.

YAVAŞ SEYAHAT SANATI
Mesut Çakar, modern zamanın 'hızlı tüketilen' turizme karşı duruyor. O, bir ülkeden diğerine uçakla zıplayanlardan değil; otostop çeken, yerel halkla aynı sofraya oturan ve bir coğrafyanın ruhunu emmeden oradan ayrılmayan bir 'yavaş seyahat' tutkunu. İlk yıllarında bütçesini denkleştirmek için yılın sekiz ayını yolda, dört ayını Türkiye'de çalışarak geçiren gezgin, şimdilerde deneyimlerini dijital dünyada paylaşarak seyahatlerini sürdürülebilir hale getirmiş.

KAÇAKÇININ YAKITI BİTERSE...
Yol hikayeleri bazen trajikomik sahnelerle doludur. Mesut Çakar'ın İran'ın tehlikeli ve ıssız Beluçistan bölgesinde yaşadığı anıyı şöyle anlatıyor: "Sonsuz bir çölün ortasındaydım. Beni aracına alan kişi bir mazot kaçakçısıydı. Şaka gibi ama çölün kalbinde aracın mazotu bitti! Binlerce litre yakıt taşıyan adamın kendi deposu boşalmıştı. Saatlerce o kızgın güneşin altında, kumun ve sessizliğin ortasında yardım bekledik. Yolun size ne öğreteceği hiç belli olmuyor."

DÜNYA BİR KİTAP! GEZMEYEN SADECE İLK SAYFASINI OKUYOR
Başrolünde olduğu hikayenin ona mucizeler sunduğunu belirten genç gezgin, "Sakatlandığımda dünyam kararmıştı ama yola çıktığımda asıl dünyanın ne kadar aydınlık olduğunu gördüm. Korku ile hayranlık arasındaki o ince çizgide, bir çadırın içinde sabahı beklemenin ağırlığını sadece gerçek bir gezgin bilebilir. Dünya bir kitap, gezmeyenler sadece ilk sayfasını okuyor. Ben ise sonuna kadar gitmeye kararlıyım" diyor.

VAHŞİ DOĞA İLE BURUN BURUNA: ZİMBABVE GECELERİ
Afrika seyahati Mesut Çakar için bir dayanıklılık testi gibi geçmiş. Zimbabve'de köyler arasında otostop yaparken tanıştığı genç bir doktorun kendisini bahçesine davet etmesiyle başlayan gece, unutulmaz bir dehşet anına dönüşmüş: "Doktorun bahçesine çadırımı kurarken her şey çok huzurluydu. Ancak gece arabanın farları bir anlığına bahçeyi aydınlatınca dev bir pitonla göz göze geldik. Boyu çadırımdan uzundu! O gece o bahçede, doğanın gerçek sahipleriyle aranızda sadece ince bir bez parçası (çadır) varken uyumaya çalışmak... İşte o an gezgin olduğumu gerçekten hissettim."

AKDENİZ'DEN ÇÖL HAPİSHANESİNE
Mesut Çakar'ın hikayesi sadece macera soslu değil, aynı zamanda toplumsal bir duyarlılık da taşıyor. Filistin'e destek amacıyla yola çıkan yardım filosunda yer alması, onun hayatındaki en keskin virajlardan biri. İsrail askerlerinin müdahalesi sonrası yaşananları şu sözlerle özetliyor: "17 günlük deniz yolculuğumuz bir baskınla son buldu. Kaçırıldık ve 3 gün boyunca çölün ortasında, dünyanın geri kalanından izole bir hapishanede tutulduk. O tozlu hücreler de yolculuğumun bir parçasıydı."