Anneler Günü'nde annemin yanında değil Atatürk Kültür Merkezi'ndeydim... Çünkü orada yaşları 15 ila 25 yaş arasında değişen gençlerimizin çok özel bir konseri vardı. Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Gençlik Korosu'nun Merhaba konseri için AKM'de dolu bir salondaydım. Burada her yaştan, korodan daha heyecanlı bir izleyici topluluğu vardı. Şef Atakan Akdaş'ın yönetimindeki 23 genç kız, 23 genç delikanlı, 17 de saz olarak toplam 63 kişiyi iki saat seyrettik. Konser bitimi koro ayakta alkışlandı. Şef Akdaş, "Bu yetenekli gençler, lüks otomobillerle gidecekleri başka konserlerde de çalabilirlerdi. Ama onlar kendi milli müziğimizi icra etmek için metroyla buraya geldiler. Çünkü onlar bizim değerlerimizin öneminin farkında" diye konuştu. Bu kez hem koroda hem seyircilerde gözler nemlendi. Bana da Şef Atakan Akdaş'ın kapısını çalmak şart oldu.
- AKM gibi görkemli mekandaki konseriniz nasıl geçti? Başlarkenki heyecan ve bitiminde yaptığınız konuşmanıza yansıyan duygularınızı bizimle paylaşır mısınız?
- Öncelikle gençlik koromuzdan bahsedeyim. Kurumumuz Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Korosu, ben orada ses sanatçısıyım. 15 Kasım'da gençlerle çalışmaya başladık. Cumhurbaşkanlığı Klasik Türk Müziği Gençlik Korosu olarak kuruldu. Öncesinde bir sınav açıldı bakanlık tarafından, bizler de jürideydik. Onları sınavla seçtik. Her biri zaten çok başarılı gençler. 15-25 yaş arası, kimi lise öğrencisi kimi güzel sanatlar, kimi konservatuar öğrencisi... Bitiren yani mezun olanlar da var. AKM'de bizim koromuzun konserleri oluyordu ama gençlerle birlikte yeni başladığımız için bu ilk konserimizdi. Hepimiz tabii ki çok heyecanlıydık. Bizler için çok tatlı bir heyecanı vardı ama çok sıkı prova yaptık. Her şeyin iyi olması için çok çalıştık. Çok emek verdiler. Karşılığında da güzel bir konserle taçlandırmış olduk.

- İki büyük unvanı... Biri Cumhurbaşkanlığı diğeri Gençlik Korosu... Böyle önemli ve büyük bir görevde olmak ve çok kırılgan olduğunu düşündüğüm gençlerle çalışmak nasıl bir duygu?
- Evet Cumhurbaşkanlığı ismini taşıması, devletin en üst kademesinde bağlı olması çok onur verici. Aslında tabii Atatürk döneminde Riyaset-i Cumhur İnce Saz Heyeti diye bir topluluk vardı ama öldükten sonra bu lağvedilmişti. 2012'de bizim koromuz bir kararname ile Cumhurbaşkanlığı Korosu unvanını almıştı. Nevzat Atlığ Bey'in kurduğu zamandan beri İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği korosuydu. Gençlerle çalışmak ise gerçekten çok onur verici. Evet dediğiniz gibi kırılgan. Ama onlarla çok iyi bir iletişimimiz var. Sevgi ve saygı üzerine kurulu... Onlar sevmedikleri birine saygı da duymuyorlar. Çok da yerinde bir felsefe bu. Aynı fikirdeyim hatta. İnsanın önce sevmesi lazım saygı duyabilmesi için. Provalarda gülüyoruz eğleniyoruz, çok güzel geçiyor ama ciddi olduğumuz zamanda bir anda o ciddiyeti hep birlikte yakalıyoruz.

BU GENÇLER EN İYİSİ HAK EDİYOR
- Konser bitimi duygusal bir konuşma yaptınız. Salon alkıştan yıkıldı. Gençlerimiz duygulandı. Neler oldu?
- Çok genç yaşta o sazları o kadar hakimiyetle çalabilmek, o sesleri bu makamlardaki klasik eserleri, farklı farklı bestekarların bu denli hakimiyetle yapabilmek, sokaktaki başka müziğe gitmemeleri, bu müziği tercih etmeleri gerçekten çok takdir edilmesi ve el üstünde tutulması gereken bir durum. Onlarda şımarmak gibi bir durum yok. Biliyorlar kendilerini, akılları başlarında. Bir ücret ya da karşılık alarak gelmiyorlar. Hepimiz için aynı durum söz konusu. Haftanın iki günü, akşam altı buçukta başlıyoruz ve bitmesi dokuzu buluyor, cumartesi günü birde başlıyoruz bitmesi üç ya da dördü buluyor. Gördünüz konserde ne kadar başarılılar. Buna tabii bir devlet teşviki de gerekiyor. Onların o gözlerindeki ışıltı, tebessüm, kibarlıkları, güzellikleri... Devlet büyüklerimizin bu konuya el atması çok çok yerinde olur. İnşallah olur.

DEVİR DEĞİŞSE DE GENÇLERİMİZ DOĞRU YOLDA
- Konserde Dede Efendi'den Santuri Edhem Efendi'ye; Kanuni Hacı Arif Bey'e kadar kıymetli isimlerin eserleri icra edildi. Provalarda ne gibi zorluklar yaşadınız?
- Aslına bakarsanız hiç zorluk yaşamadık. Ezbere okudular. Onların ezberlemesi bir süre alıyor. Hassas çalışınca, iyi provalar yapınca oluyor. Dediğim gibi bir gönül bağımız da var onlarla. Beni de çok duygulandıran ve onurlandıran bir durum. Konser boyunca hakikaten hiçbir konsantrasyon dağılması yaşamadan devam ettiler ve hiç hatasız diyebileceğim bir konser verdiler. Bu çok büyük bir onur.

- Konseri önümde izleyen Bekir Ünlüataer'in heyecanı müthişti. "Devir değişti, gençlerin ilgisi başka yerde" yorumlarının ne kadar abartılı olduğunu yazdı.
- Evet Bekir ile koroda beraberiz. Hemen hemen çok insandan aynı tepkiyi ya da tebriği aldık. Tekrar bu işin bitmediğini ya da bitmeyeceğini gösterdiler. Ben İstanbul Teknik Üniversitesi'nde mezun olduğum konservatuarda öğretim görevlisiyim. Oradaki genç arkadaşlarımıza da aynı şeyi söylüyorum. Kendi milli müziğimizi korumak ve devamlılığını sağlamak için bu işe sahip çıkmak gerekiyor. Bizim yaptığımız sanatın tarihsel de bir boyutu var. Gelecek nesillere de bunu sağlamaya çalışıyoruz. Onların da bunu sağlaması için uğraşıyoruz. Yeni şeyler de yapmalılar, hatta bu çocuklar da yapmalılar. Hiçbir şey bilmeyenlere bırakmamalılar. Kendi müziklerini de yapmalılar.
BOL BOL KONSER İZLEYİN
- Genç müzisyenlere ve şef adaylarına vermek istediğiniz en önemli tavsiye ne olurdu?
- Bol bol canlı canlı konserler, temsiller ve her müzik türünden konserler izlemelerini tavsiye ederim. Müzikal olarak baktığımızda her müzik türüne saygı duymak gerekiyor, emek verilmiş olan her müzik türüne... Bir başka müzik türünü beğenmemek hor görmek gibi bir bakış açısına ben asla katılmıyorum. Nasıl insanların rengiyle, ait oldukları kültürle, doğdukları yerle nasıl ayırt edici olmamamız gerekiyorsa müzikal olarak da seçtiği müzikte de, emek verdiği müzikte de aynı hassasiyeti göstermemiz gerekiyor.