Arkadaşları "Ne kadar şanslısınız, karı koca birlikte çalışıyorsunuz," diye özenseler de onlar bu sözlere sadece gülümsemekle yetiniyor. Çünkü Serhan Bali, konserden konsere, röportajdan röportaja koştururken, eşi Melike Bali ise ofiste reklam, dağıtım, abonelik ve bir de sayfaların grafik tasarımıyla uğraşırken, neredeyse birbirlerini günde bir iki saat görebiliyorlar. İlk sayısı yedi yıl önce yayımlandığında klasik müzik çevrelerinde heyecanla karşılanan
Andante dergisi, "Halkımı klasik müzikle tanıştırmak zorundaydım," diyen Fazıl Say'a kapakta yer verilen 39. sayısıyla yoluna devam ediyor. Türkiye ve dünyadan festival, konser ve orkestralardan haberler veren
Andante'yi karı koca Bali'lerin hazırladığını bilen azdır. İstanbul'da yaşayan Amerikalı müzik eleştirmeni Alexandra Ivanoff'un
Time Out İstanbul'daki köşesinde "Amerika'da bile böyle bir klasik müzik dergisi yok," diye anlattığı
Andante'nin nasıl hazırlandığını görmek için güneşli bir öğleden sonra kapılarını çaldık. Acıbadem'de, güllerle çevrili bir apartmanın birinci katından içeriye girdik. Manzara malûm! Yerler, raflar, masalar CD'ler, müzik kitapları ve dergilerle dolu, bahçeye bakan huzurlu bir daire. Buradan hangi müzik tutkunu çıkmak ister? "Siz sakin bir günde geldiniz," diyor her zamanki gülümseyen haliyle Serhan Bali, sanki bu huzurlu ortama kanmamamız gerektiğini ima eder gibi; "Bir de dergiyi hazırladığımız son hafta görmelisiniz," diyor. Geciken yazılar, söyleşiler, kapak fotoğrafı için kovalamacalar, matbaaya gidip gelmelerle geçen uykusuz geceleri tahmin etmek zor değil. Peki, Türkiye'de belki sadece 30-40 bin kadar dinleyicisi olan klasik müzik camiası için bir dergi yapma fikri, riskli değil miydi? Serhan Bali, önce kendi ailesini sonra da dergi çıktıktan iki yıl sonra evlendiği eşini, böyle bir sorumluluğun altına girmeye nasıl ikna etti?
ÇOCUK ELDEN GİDİYOR
Uluslararası İlişkiler mezunu, İstanbul Üniversitesi'nde Prof. Toktamış Ateş'le doktora tezini yazan, farklı sektörlerde çalışan Serhan Bali, "Çocukluğumdan beri hayalim olan dergiciliğe girmekten başka kendime mutluluk şansı görmemeye başladığım dönemde köprüleri yıkıp, başladım," diye anlatmaya başlıyor: "Lise ve üniversite yıllarımda müzik dergilerine abone oluyor, biri Arjantin veya Polonya'ya gidecek olsa ona oralarda yayımlanan bir klasik müzik dergisi varsa alıp getirmesini rica ederdim. Param hep müzik kitaplarına, dergilerine ve CD'lerine gitti. Artık öyle bir noktaya gelmiştim ki klasik müzik dışında başka her şey, bana anlamsız, fuzuli gözükmeye başlamıştı. Konservatuvar veya müzik fakültesi okumadığım için yorumcu veya hoca olamazdım. Yıllardır elimde paralanmış yabancı klasik müzik dergilerinin Türkiye'de bir benzerini yayımlamak düşüncesi bu sırada aklıma düştü. Bu fikrimi ailemle paylaştığımda evde büyük patırtı koptu. Annemin 'Çocuk elden gidiyor!' nidaları arasında ben yola koyulmuştum bile. Sonunda baktılar, yapacak bir şey yok, ailem de desteğini benden esirgemedi. Geçmişinde yayımcılık da olan babamın gizliden gizliye desteğini aldığımı hissediyordum zaten! Açık Radyo'da başlayan radyoculuğum sırasında tanıştığım birkaç müzisyen ve müzik yazarı dostumla 2002'nin ekim ayında, kapağında Cihat Aşkın'ın yer aldığı
Andante'nin ilk sayısını çıkardık. İlk sayımız, yabancı muadillerine kıyasla daha ilkel gözüküyordu ama Türkiye'de kuşe kağıda, renkli basılmış, tamamen klasik müziğe ayrılmış, ciddi yazarların nitelikli yazı ve çevirilerine yer veren türünün ilk örneği olduğu için çok büyük ilgi gördü."
EŞİ ASKERDEYKEN TEK BAŞINA YAPTI
TRT Radyo 3 ve NTV Radyo'da da klasik müzik programları hazırlayıp sunan Serhan Bali, 2003'te evlendiği eşi Melike Bali'yi de dergiciliği sevdirip, birlikte çalışmaya ikna etmiş. Zaten telekomünikasyon sektörünün zorlu şartlarında bunalan eşi de hemen kabul etmiş ve ilk yıl reklam, dağıtım, abonelik gibi işlerle ilgilenmiş. Sonra sayfa düzenini hazırlayan kişinin ofisi için her ay şehrin başka bir ucuna gitmek zor gelmeye başlayınca, Melike Hanım, grafik kurslarına yazılıp, bir yıl boyunca haftada iki gün eğitim almış. Sonra da "Artık hazırım," diyerek, bilgisayarın başına oturmuş: "Bilgisayara çok ilgi duyuyordum. Niye ben yapmıyorum, diye düşündüm. Bir yıl kursa gittikten sonra derginin 19. sayısını ben yaptım. Tabii biraz bocalama yaşadım, ama Serhan çok destekledi. Her sayıda fotoğraflar, yazılar ve CD'leri masama koyup, sanki bir kampa girer gibi önce işin ruhunu hissetmeye çalışıyorum. İşin en zevk aldığım kısmı artık bu tasarım bölümü." Melike Bali, eşi geçen yıl askere gittiğinde dergiyi iki sayı tek başına hazırlamış: "Tam da yaz ortasında ve müzik festivali sayısıydı. Serhan, askerden sürekli telefon edip, neler yapılacağını söylüyordu. Dergiyi bitirince 'Oh,' diyerek, o sayıyı Serhan'a gönderdiğimdeki mutluluğu anlatamam."