-
Bağdat Caddesi'nde Sevim Burak'ı, Nişantaşı'nda Orhan Pamuk'u anıyorsunuz. Semtler, yazarlarıyla birlikte mi anlam kazanıyor?
- Bir yazar olarak, o semtte bir yazar yaşıyorsa ondan söz etmemem mümkün değil. Ya da yapıtları o semtte geçiyorsa, onları anmadan geçemiyorum. Mario Levi, Yeldeğirmeni'nde yaşıyor. Kitaptaki Solomon'un evine yakın oturuyor ve onu da tanıyor. Bir İstanbul yazarı. Nâzım Hikmet'in, Kuzguncuk'la ilgili bir şiiri var, bir dönem orada, Saliha Hanım'ın yalısında yaşamış. Nişantaşı deyince Orhan Pamuk... Öte tarafta Sevim Burak, Kuzguncuklu, yapıtlarında çok var.
Ford Mach 1 romanı Bağdat Caddesi'nin romanıdır. Benim çok sevdiğim bir yazardır ve 'Son aşkımdır,
Ford Mach 1,' der. Şimdi yürek elvermez Bağdat Caddesi'nden söz ederken Sevim Burak'tan söz etmemek...
-
İstanbul, kitabın ismindeki 'tanrı kent' gücünü nereden alıyor?
- İstanbul kader belirleyici. Ben kaderci değilim, ama yaşamları belirliyor; ya çıkmaza sokuyor ya düze çıkartıyor. İstanbul'daki gerçekliğin dışında bir şey yapmanız mümkün değil. O yüzden tanrı kent. Kitabın ismini çok zor buldum. Oğlumun kız arkadaşı, 'Jale teyze
Tanrı Kent'i düşünmez misin?' dedi. 'Muhteşem, tam da aradığım şey,' dedim. Ama
Tanrı Kent diye bir film var. Turgay Kantürk de 'Yitik sokak şarkıları koysana adını,' dedi. O mu, bu mu, derken
Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar oldu.
- Şarkıları da hep yitik mi?
- İstanbul'un bugününün gerçekliğinde insanların çoğunun şarkıları yitikti. Şarkıları söylüyorlardı ama onlar daha söyler söylemez biten şarkılardı, kimseye ulaşmıyordu.