Berlin'de düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası'nda uzun atlamada bronz madalya alarak ülkemize tek madalyayı getiren Karin Melis Mey, şampiyonadan sonra Güney Afrika'daki ailesini ziyarete gitti. Ancak bir hafta kalabildi ve Türkiye Atletizm Süper Ligi'nde Fenerbahçe için yarışmak üzere Türkiye'ye döndü ve takımı şampiyon oldu. 26 yaşındaki milli atletin sıcak 'Merhaba'sıyla başlayan sohbetimizde, sempatik sporcunun Bağdat Caddesi'nde alışveriş yapmayı sevdiğini öğrendik.
- Spora nasıl başladınız?
- Babam atlet olduğu için çok küçük yaşta beni de kardeşlerimi de atletizme yönlendirdi.
- En başından beri uzun atlamayla mı uğraştınız?
- Hayır. Birçok dalda yarıştım: yüksek atlama, uzun atlama, engelliler, 100 metre, 200 metre. Lisenin sonunda uzun atlamayı seçtim.
- Hiç idolünüz var mıydı?
- Berlin'de benim önümde gümüş madalya alan Tatiana Lebedeva!
- Neden Güney Afrika'dan ayrılmak istediniz?
- Beni büyük yarışmalara göndermiyorlardı. O sırada Fenerbahçe'den Alibey Şükürov, beni Türkiye'ye ve Fenerbahçe'ye davet etti. Ben de bu fırsatı asla kaçırmak istemedim.
- Aileniz kararınızı nasıl karşıladı? - Aslında çok da sevinemediler; ama benim kararımı da saygıyla karşıladılar. Madalya aldığımı öğrendiğinde annem de babam da sevinçten ağladı.
İSTANBUL'DA ALIVERİŞ ZEVKLİ
- Türkiye hakkında neler biliyordunuz?
- İlk kez 2005 Yaz Üniversite Oyunları'na İzmir'e gelmiştim. O zaman Güney Afrika adına yarışıyordum. Türkiye'nin ve Fenerbahçe'nin futboldaki başarılarının dışında, atletizmde kulüp yarışmalarında Fenerbahçe'de yarışan Güney Afrikalı atlet Ockert Cilliers de güzel şeyler söylemişti.
- İstanbul'u nasıl buldunuz?
- Kalabalık ve büyük bir şehir! Sultanahmet, Ayasofya, tarihi yarımadayı gezdim tabii ki. Boğazı da gezdim; ama İstanbul'da en çok zevk aldığım şey alışveriş yapmak...
- Nerede?
- Alışveriş merkezlerinde ve Bağdat Caddesi'nde. Ayrıca bu tesisler de (Faruk Ilgaz Tesisleri) çok güzel.
- Merhaba dışında Türkçe konuşabiliyor musunuz?
- Çok az. "Tamam", "Evet", "Hayır", "Teşekkür ederim", "Nasılsın", "İyiyim" (anlamlarını da söylemeyi ihmal etmiyor). Güney Afrika'da Türkçe öğrenebileceğim bir yer yok, ama geliştireceğim.
- Türkiye'deki ortam nasıl?
- Buradaki insanlar çok sıcak ve duygusal. İlk geldiğimde bile yabancılık çekmedim bu ortamda. Fenerbahçe benim ikinci ailem oldu. Kulüpte kendimi evimdeymiş gibi hissediyorum.
TARAFTARIN ÖNÜNDE HEYECANLANDIM
- Berlin'de madalya bekliyor muydunuz?
- Hayır, hiç beklemiyordum. Hedefim finalde yarışmaktı. Olimpiyat için Pekin'e madalya hedefiyle gittim; ama orada, kariyerimdeki ilk büyük yarış olduğu için baskıyla baş edemedim.
- Madalya kesinleşince ne hissettiniz?
- İnanamadım. Hâlâ rüya gibi geliyor.
- Türkiye'ye döndüğünüzden beri ne kadar ilgi gördünüz?
- Çok yoğun bir programım oldu şampiyonadan sonra. Berlin'e gittim, sonra Süper Lig yarışması için geldim. Fenerbahçe- Manisaspor futbol maçının devre arasında da kupayla tur attım. O an o kadar çok heyecanlandım ve gurur duydum ki...
- Diğer sporcuların içinde en yakın arkadaşınız kim?
- Nevin Yanıt. Onunla (Engelli yarışlarda ülkemizi temsil eden atlet) hem milli takımda hem de Fenerbahçe'de birlikteyiz.
FİKRET ÇETİNKAYA
(Fenerbahçe Atletizm Şube Kaptanı)
HEM TÜRKİYE HEM BİZ KAZANDIK
"Biz atletizm takımı için yabancı uzun ve üç adım atlamacı arıyorduk. Şubemizin dış ilişkiler sorumlusu Alibey Şükürov, Karin Mey'in menajeri Andre Thompson'la iletişime geçmiş; ama 6,93 gibi ciddi bir derecesi olsa da sadece uzun atlamacı olduğu için tereddüt ettik. Ancak o Türk vatandaşı olabileceğini söyleyince başvuruları yaptık. Vatandaşlık işlemleri uzun sürdüğü için Fenerbahçe'nin geçen yılki lig şampiyonluğunu feda ettik; ama uzun vadede hem Türkiye hem Fenerbahçe yetenekli bir sporcu kazandı. Melis, bu sene bizimle yarışınca biz de 1998'den beri ilk kez hem bayanlar hem erkeklerde şampiyon olduk."
CHARLEY STRÖHMENGER
(Karin Melis Mey'in antrenörü)
İLKANDA BÜYÜK POTANSİYELİ OLDUĞUNU ANLADIM
"Sekiz yıl önce onu ilk kez üniversitede gördüğümde büyük potansiyeli olduğunu, önemli yarışmalarda madalya alabileceğini hissetim. Ancak hep adım adım ilerlemeye odaklandık. Berlin'de madalya bekliyordum; ama ona hiç söylemedim. Olimpiyat'ta madalya beklediğimiz için Melis'in üzerinde büyük baskı oluşmuştu. O yüzden, sadece final atlamayı hedef olarak seçtim. İlerde yedi metreyi aşıp, yeni madalyalarla dolu parlak bir geleceği olabilir. Fenerbahçe'ye ve Türkiye'ye çok şey borçluyuz. Bununla birlikte Türkiye Atletizm Federasyonu'nun onu daha çok sahiplenebileceğini düşünüyorum."